10 gün inzivaya çekilme : Vipassana meditasyon

20

EKİM 2017

 

1286. gün – 24920 km

Mae Hong Son, Tayland

Meditasyon nedir? Nasıl yapılır? Yaptığımızı sandığımızda aslında gerçekten de yapıyor muyuz? Çömüp oturmakla erilir mi? Ben de bir gün su üstünde yürüyebilecek miyim? Zıplayıp, hiç düşmeden 5 dakika havada kalabilecek miyim? Gibi beyin yakan sorulara 10 günlük meditasyon inzivamız sonrasında getirdiğim cevaplar… Her insan evladı bir gün meditasyonu tadacak. O gün neden bu yazıyla bugün olmasın?
Meditasyon nedir? Meditasyon “kişinin iç huzuru, sükûnet, değişik şuur halleri elde etmesine ve öz varlığına ulaşmasına olanak veren, zihnini denetleme teknikleri ve deneyimlerine verilen ad” olarak tanımlanır. “Haaa o Budist şeysi” diyecek olanlarınıza karşı hızlı davranıp şu bilgiyi vermek isterim. Meditasyon, Budizm’den çok önce de vardı. Ayrıca sadece ‘Budist şeysi’ de değil, İslamiyet’te de kullanılan bir yöntem. Sadece adı farklı; tefekkür (yönlendirilmiş düşünce)… Bunu duymadıysanız bile tasavvuf öğretisindeki ‘sema, semazen’ terimlerini bilmeyenimiz yoktur sanırım. Hah işte, sema da aslında bir meditasyon şekli…
Bu garip terimler de ne ola ki?

Yürüyerek meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Gelelim esas konumuz Vipassana’ya… Dünyada yaklaşık 40’a yakın meditasyon tekniği olduğu söylenmektedir. Vipassana, bunlardan en yaygın olanı. Vipassana, 2500 yıl önce Buda’nın yaşadığı dönemin dili olan Pali dilinde ‘iç görü’ demektir. Vipassana meditasyonu ise ‘ Kendini gözlem ve içebakış yoluyla bir kendi kendini dönüştürme yöntemidir.’ Burada başka bir terim devreye giriyor: ‘Samatha’, yani Türkçe mealiyle ‘sükûnet’. Samatha metodu, Vipassana’ya geçiş sürecinde ve tek bir şeye odaklanarak sakinleşme amacıyla kullanılan bir meditasyon metodudur. Çok eski zamanlarda bu metotla su üstünde yürüme, uçma, kaçma ve bunun gibi süper yetenekler kazanılabiliyormuş. Yani o Çin filmlerinde sürekli uçan insanlar bir zamanlar gerçekmiş. Şimdi ise böyle yetenekler kazanabilenlerin sayısı çok çok azalmış. Günümüzde genelde düşünceden fikre, geçmişten geleceğe atlayıp duran ve ‘şimdiki zamanda’ odaklanması gereken maymun zihnimizi (monkey mind) eğitmek için kullanılıyor. Yani konuyu şöyle özetleyim; Samatha’nın esas amacı özel güçler edinmek, Vipassana’nın esas amacı Nirvana’ya ermek iken biz ‘günümüz Batılı insanları’ Samatha ile maymunu susturarak zihni sakinleştirip, Vipassana ile her şeyi olduğu gibi kabul ediyoruz. En azından çabalıyoruz! İşte bu yüzden meditasyon yapıyoruz!
Ormanda bir manastır; Wat Pa Tam Wua

Wat Pa Tam Wua Manastırı girişi

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Wat Pa Tam Wua Manastırı bir orman manastırı… Orman manastırlarının en büyük farkı adı üstünde yerleşkelerden uzakta olması… Eski zamanlarda (yaklaşık 20 yıl öncesine kadar) rahipler yılın 9 ayı o köy senin bu köy benim gezerek hem Nirvana yolunda kendilerini geliştirmiş hem de yollarına çıkan insanların yol gösterirlermiş. 3 aylık Muson yağmurlarını geçirmek için de o dönem geçtikleri yerde varsa bir mağaraya yerleşirler ya da derme çatma bir manastır inşa ederlermiş. Artık geniş çapta gezen rahip sayısı çok az; ya tapınaklara (şehir içi), ya da manastırlara (orman) yerleşmiş durumdalar. Wat Pa Tam Wua manastırı kapılarını 20 yıl önce yabancılara açmış. İngilizce bilen rahipler sayesinde meditasyonu yerinde öğrenmek isteyen Batılılara, bir rahip gibi yaşayıp bir rahip gibi meditasyon yapmak öğretiliyor. En az 2 gece kalmak koşuluyla herhangi bir rezervasyon yaptırmadan ve herhangi bir ödeme yapmadan gelebiliyorsunuz. Hatta yanınızda kişisel temizlik malzemeleriniz dışında herhangi bir şey getirmenize de gerek yok. Herkes beyaz giymek zorunda ve kıyafetleri oradan ödünç alabilirsiniz. Biraz da günlük programdan bahsedeyim; 05:00-06:30 Kendi odanda meditasyon, yoga (isteğe bağlı) 06:30 Rahiplere pilav (kahvaltı) sunma (zekat gibi) 06:45 Kahvaltı 08:00-10:00 Yürüyerek, oturarak, yatarak meditasyon 10:45 Rahiplere öğle yemeği sunma (zekat gibi) 11:00 Öğle yemeği 13:00-15:00 Meditasyon hakkında bilgilendirme, yürüyerek, oturarak, yatarak meditasyon 15:00-16:00 Serbest zaman 16:00-17:00 Manastır alanının temizlenmesi, bakımı 17:00-18:00 Serbest zaman 18:00-20:00 Şarkı okuma (chanting), oturarak meditasyon 20:00-22:00 Serbest zaman 22:00 Işıklar söner

Rahipler kendilerine yemek sunulmasını bekliyorlar

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Oturarak meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yürüyerek meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yatarak meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Vücut burada, kafa nerde?

Yürüyerek meditasyon – Gökben

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yürüyerek meditasyon – Nico

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Arkadaşımız Thomas temizlik yaparken

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Peki hislere, yaşananlara gelince…? Bu bizim meditasyonla ilk karşılaşmamız değildi. Çok tecrübeli olmasak da diğer katılımcılara kıyasla epey biliyormuşuz aslında… Yine de çevrende 60 kişiyle aynı anda, aynı yerde, aynı sürede, aynı pozisyonda oturup nefesine odaklanmak ve kafandan geçenlere bir dur demek çok da kolay değilmiş. Hatta epey zormuş. Meditasyonda öyle fotoğraflarda, filmlerde gördüğünüz üzere kütük yutmuş gibi dik ve bağdaş kurarak oturuluyor. Amacının entel açıklaması ‘vücuttaki enerji noktalarının daha açık olması ve enerji akışının daha verimli sağlanması’ , yeni başlayanları tatmin edecek açıklaması ise ‘o vücudu öyle tutacağım diye vallahi başka bir şey düşünemiyorum kardeş’ . Yani bir şekilde amaca hizmet ediyor o duruş… Tabii ki başka duruşlar da söz konusu ama uyumayacağınızı garanti ediyorsanız o sularda yüzün derim. Zira bu meditasyon işi öyle bir gevşetiyor ki insanı, aşırı rahat bir pozisyonda uyumamak işten değil. Yere çömüp bahsettiğim pozisyonu almak ve nefesini gözlemlemek… Nefes alıyorum, nefes veriyorum, nefes alıyorum, nefes veriyorum… Bence 1 saat, ama saatin bana söylediğine göre 2 dakika süren bu denemeyi yılmayıp tekrarlıyorum. Bir süre sonra kendimi ‘ acaba tur bittikten sonra bir hostel mi açsak, ya da yoga stüdyosu, belki bir çiftlik olabilir’ düşüncelerinde buluyorum. Bir saniye! Ben buraya ne zaman geldim? Nefes alıp veriyordum sadece… Neyse tamam devam et, odaklan, nefes al, nefes ver, nefes al, nefes ver… ‘O takipçinin yaptığı yorum amma da sinirimi bozdu. Keşke kibarlığımı korumayıp yapıştırsaydım cevabı… Niye böyle her şeyi kötü yorumlamaya ant içmiş insanlar var ki? Neyse ben sakinliğimi elimden geldiğince koruyayım. Kibarlığımı koruduğum da iyi oldu bence. Sinirlerime hâkim olmayı öğreniyorum. Meditasyon iyi geliyor sanırım. Neeeey meditasyon mu? Ay evet ya, ben aslında şu anda meditasyon yapıyor olmalıydım. Tamam tamam, nefes al, nefes ver… İşte bir meditasyon sürecimin özeti… Sabah yaptığımız oturarak meditasyonda çok daha iyiydim. Sabah ilk önce yürüyerek meditasyon yapıyoruz. Ben ‘ aaa bu meyve ne meyvesi ki, ay karıncaya bastım ya, kötü karma yazılıyor mu ki bu durumda, ne üşüdük yalınayak be, cırcır olmasam bari meditasyonun ortasında’ düşünceleri eşliğinde yürüyorum. Olması gerekense her adımda ‘ayağımı kaldırıyorum, hareket ettiriyorum, koyuyorum, basıyorum’ diye düşünüyor olmak… Hemen sonrasında oturarak meditasyon yapıyoruz. Orada yıkılıyorum resmen… 2 saat dur desinler dururum. Hatta bir ara beyaz bir ışık gördüm. ‘Lan Nirvana’ya mı vardım yanlışlıkla’ derken ışık kaçtı. Sonra da bir daha gelmedi. Ben birkaç gün sonra öğrendim ki ışık görmek bir üst düzeye geçtiğini gösteriyormuş ama önemli olan geçmek değil, orada kalabilmek… Yani düştüm mü yine başladığım noktaya… Ama zaten buradaki amaç 10 gün içinde meditasyonun kralı olup çıkmak değil. Öğretilenleri normal yaşam koşullarında uygulamak üzere öğrenmek, anlamak, hazmetmek… Aaa unutmadan; Ye, dua et, sev filmini izleyenler ya da kitabını okuyanlar ‘sessiz’ rozetini bilir. Bu rozeti takınca kimse sizinle konuşmaz. Kendinizle baş başa kalırsınız dilediğinizce. Bunu denemeden olmazdı tabii ki… 1 gün denedim. Meğer ne çok söyleyeceğim varmış. Ama konuşmak yerine yazıya döktüm. Sanırım uzun süreli uygulayınca etkisi daha fazla hissediliyordur. Çok zorlandığımı söyleyemem ama en azından bir şeyi söylemeden önce 2 defa düşünme konusunda faydası kesinlikle var!
Hepsi birbirinin aynı değil!

Gökben meditasyon yaparken

Diğer Vipassana merkezlerinden epey farklıydı. Birçoğunda okumak, yazmak, konuşmak, göz teması kurmak yasak… Günde 10 saate varan meditasyon süreleri var. Erkek-kadın yanyana duramıyor. Vipassana’nın esas amacı kendini gözlemleyip, kendi iç yolculuğuna çıkmak ve olduğu haliyle kabullenmek olduğu için bu kurallar anlamlı olabilir. Ama yine de benim kesinlikle tercih etmeyeceğim bir yöntem. Çünkü aklımda oluşan soruları gerek hocalarla, gerekse aynı seviyede olduğum katılımcılarla paylaşıp cevaplandıramayacaksam konu içime sinmez. Saatlerce meditasyon yapmak, bilgi birikimi olmadan anlamsız gelir bana. Hâlbuki burada konuşmak serbestti. Diğer katılımcılarla konuşup sana garip gelen hisleri başkalarının da yaşadığını görerek özümsemek ya da İngilizce konuşan rahiplere ne zaman istersen soru sorabilmek bulunamayacak bir nimet. Çünkü hiç konuşmadan, yazmadan, okumadan meditasyon yapmak istersem bir odaya kapanmam yeterli. Ben esas değeri ve verimi aynı yolda ilerleyen insanlarla paylaşabildikçe anlıyorum. Eee bunları bir arada bulmuşken sessizliğe bürünmek niye?

Manastır bahçesindeki odalar

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Tek kişilik bir oda

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yürüyerek meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Rahiplere kahvaltılarını sunmak için bekliyoruz

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Bana ne kattı?

Öğle yemeği için vakit geldi

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
Zorluydu, 7. günde bırakıp gidesim geldi. Her şeye alışıyorsun; günde sadece 2 kez yemeye, kahvaltı-öğle yemeği ayrımı olmadan sadece pilav ve yanında patlıcan ya da salata yemeye, sabah 5’te kalkmaya, bütün gününün başkaları tarafından düzenlenmiş olmasına, canın istediğinde kahkaha atamamaya, ayağını uzatıp yayıla yayıla oturamamaya, rahip gördüğünde ‘çok da fifi’ diyememeye ve ellerini birleştirip selam vermek zorunda olmaya, telefon ve internet kullanmamaya. Alışamadığım ve zorlandığım tek konu; ‘meditasyonu kendimi mutlu etmek için yapıyorsam neden başkalarının istediği zamanda yapayım ki?’ idi. Ama sonuçta öğrenmek için ordayız ve sebebini anlıyorum. Anlasam da hazmedemediğim için zorlandığım günler oldu. Yine de çoğunluk 3 günde terk ederken biz 10 gün kalarak öğrenebileceğimiz her şeyi öğrenmeye çalıştık. Yolculuğumuzun zihnimize kazıdığımız tecrübelerinden biri oldu.

Güneş doğarken manastır manzarası

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yürüyerek meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Yürüyerek meditasyon

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua

Rahibe öğle yemeğini sunuyoruz

Telif hakkı Wat Pa Tam Wua
error: Content is protected !