Hakkımızda yazılanlar… Solfasol

Hakkımızda yazılanlar… Solfasol

30

MART 2015

 

D+351 – Km 8.269
Doğubayazıt, Türkiye

“Bir yol hikayesi: Pedallayan kurbağalar”

Ankara’nın Gayriresmi gazetesi Solfasol, bize Mart 2015 sayısında yer verdi. Bizi böylesine  inceleyen, ne anlatmak istediğimizi anlamaya çalışan ve muhteşem kalemiyle bunu aktaran Ezgi Keskin’e sonsuz teşekkürler.

Haberi Solfasol arşivinden okumak için tıklayınız.

“Bir yol hikayesi: Pedallayan kurbağalar”

Ankara’nın Gayriresmi gazetesi Solfasol, bize Mart 2015 sayısında yer verdi. Bizi böylesine  inceleyen, ne anlatmak istediğimizi anlamaya çalışan ve muhteşem kalemiyle bunu aktaran Ezgi Keskin’e sonsuz teşekkürler.

Haberi Solfasol arşivinden okumak için tıklayınız.
Solfasol

Solfasol (2)

Solfasol (3)

Hakkımızda yazılanlar… Uplifers

“Balayında bisikletle 4 yıl dünya turu”

Haberi Uplifers arşivinden okumak için tıklayınız.

 

Nisan 2014’te Fransa’dan çıktığımız yolumuzda şimdiye kadar 13 ülke gezdik. Şu anda Türkiye’den geçiyoruz. Esas macera bundan sonra başlıyor. Gerekli vize başvuruları, evrak işleri, eksik malzeme temini, sağlık kontrollerinden sonra Mart 2015’te tekrar yollara düşüp Asya, Okyanusya ve Güney Amerika’ya uzanacağız. 3 yıl daha yollardayız.

Nico’yla Ankara’da çalışırken tanıştık. Tanışmamızdan kısa bir süre sonra Türkiye’yi ve otostopla Gürcistan’ı gezdik. İş yoğunluğundan gezemiyorsak Ankara’ya gelen turistleri bazı internet siteleri (couchsurfing, warmshowers) aracılığıyla evimizde ağırlıyorduk. Evimizde ağırladığımız yabancı gezginlerin çoğu uzun yol bisikletçileriydi. Bisikletin farkını ve ayrıcalığını onlarla keşfettik.

İkimizin de, daha önce öğrenciyken ya da çalışırken yaptığımız kısa süreli seyahatlerin bize yetmediğinin farkındaydık. Bir ülkeye vardığımızda tarihi güzelliklerini mi gezsek, doğasında rahatlasak mı, kültürünü sindirebilmek için yerel insanlarla mı tanışsak bilemiyorduk. Bunların hepsi 2 haftalık tatillere sığmıyordu. Daha çok içine girmemiz gerektiğinin farkındaydık. Önümüze koyacağımız sınırları kendimizin belirlediğini biliyorduk ve biz de hiç sınır koymak istemedik ve dünyanın hepsini gezelim dedik. Ve bisikletle dünya yollarına düştük.

Maceramızı planladığımız proje aşaması 2 yılımızı aldı. Belki daha kısa sürebilirdi ama hem para biriktirmek, hem de evliliğimizin organizasyonuyla eş zamanlı olduğu için bu süreci mantıklı bir zamana yaymayı tercih ettik.

14 Nisan 2014’te Fransa’dan başladık pedallamaya. İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk, Yunanistan’ı geçtik. 223 günde 8000 km pedalladık. 35 kilo makarna, 130 küsür ton balığı konservesi, bir o kadar mısır konservesi tükettik, 130 gece çadırda, 11 gece hostelde, geri kalan gecelerde ise arkadaşlarda ve konuk edildiğimiz evlerde kaldık, 1 kez otostop çektik, 1 kez otobüse bindik, sayısız dağ geçidinden geçtik.

İsviçre’nin doğası çok güzeldi, Sırbistan’ın insanları, Bosna Hersek’in tarihi, Fransa’nın yemek kültürü… İsviçre’de Interlaken, Hırvatistan’da Dubrovnik, Çek Cumhuriyeti’nde Cesky Krumlov, Fransa’da Moustiers Sainte Marie bizi en çok etkileyen yerlerdi.

Çadır, uyku tulumları, şişme matlar, tencere seti, ocak, bilgisayar, elektronik kitap, fotoğraf makinesi, kamera, yazlık ve kışlık kıyafetler, ayakkabı, sandalet, bisiklet tamiri için teknik malzemeler, ilk yardım çantası gibi 4 yıl boyunca her türlü iklim koşulunda lazım olabilecek eşyaları bisiklet çantalarımızda taşıyoruz.

Sık sorulan sorulardan biri; ‘Ama hep mi bisiklet üstündesiniz? Şehirlerden şehirlere geçmek için bisiklet kullanmıyorsunuzdur heralde?’ Hep bisiklet üstündeyiz yahu. 8 aylık maceramızda sadece 1 kere otobüse bindik ve 1 kere de tıra otostop çektik. Hatta kendimizce bir kural belirledik; eğer çok büyük bir engel çıkmazsa hiç uçak kullanmak istemiyoruz. Kıta geçişlerini kargo botlarıyla yapmak istiyoruz.

İsmimizi neden Frogs On Wheels olarak seçtik? Türkçe ya da Fransızca bir ismin birimize haksızlık olacağını düşünerek başından beri kullandığımız İngilizce dilinde bir isim olmasını tercih ettik. ‘Frogs On Wheels’ Türkçe’ye çevrildiğinde ‘Teker üstündeki kurbağalar’ demek oluyor. Kendimize kurbağa dememizin nedenleri var elbette. Kurbağa bacağı yiyen Fransızlar, 1600’lü yıllardan beri İngilizlerin alayları sonucu ‘kurbağa’ olarak anılırmış. Bense kocaman gözlerim yüzünden üniversiteden beri ‘Kermit’ ile özdeşleştirildim. İkimiz de bir şekilde kurbağa oluyoruz yani. Ayrıca bizi anlatan İngilizce bir söz var ‘If frogs had wheels, they wouldn’t bump their butts.’ Türkçesi ‘Eğer kurbağaların tekerleri olsaydı, popolarının üstüne zıplamazlardı’ olan bu sözün anlamı ise ‘İmkânsız şeyleri dilemek faydasızdır.’ Biz kurbağalara teker takarak, imkânsız görülen bisikletle dünya turunu sadece bir dilek, hayal olmaktan çıkarıp gerçeğe çeviriyoruz. Yani hayallerimizde yaşamıyoruz, kurduğumuz hayali yaşıyoruz.

Facebook ve Twitter‘dan bize ‘Frogs on Wheels’ ismiyle ulaşılabilir. Ayrıca Türkçe, Fransızca ve İngilizce dillerinde paylaşım yaptığımız bir internet sitemiz var. Yazılarımızı, fotoğraflarımızı ve videolarımızı buradan paylaşıyoruz. Bize destek olmak isteyenler; Avrupa’dayken bağışta bulunarak yardım eden gönüllüler gibi internet sitemizdeki ‘Destek’ kısmında yer alan banka hesap numaramız aracılığıyla bize destek olabilirler. Ayrıca bizim çok sevdiğimiz bir ‘teşekkür’ yöntemimiz var. Bize destek olan bu güzel insanlara, eğer isterlerse tercih ettikleri bir ülkeden kartpostal yollayabiliyoruz. İçindeki güzel küçük notlarla tek taraflı mektup arkadaşı oluyoruz. Ayrıca sponsor arayışı içerisindeyiz. Bu konuda bizi yönlendirebilecek olanların yardımını da bekleriz.

Bizim gözümüzden Karadağ

08

EKİM 2014

 

D+178 – Km 5.153
Karadağ

Adriyatik Denizi boyunca Kotor körfezi, Budva ve Ulcinj.

Hakkımızda yazılanlar… Gezimanya

“Dünyanın hepsini gezelim dedik ve bisikletle dünya yollarına düştük.”

Haberi Gezimanya arşivinden okumak için tıklayınız.

1 – Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben kimya mühendisliğinden mezunum. Üzerine bir de aynı bölümde yüksek lisans yaptım. Bir kaç minik iş tecrübesinden sonra büyük, bilindik bir firmada İş Geliştirme Yöneticisi olarak çalıştım 3 yıl. Tabii şimdi bunları çok geride bıraktım. Söylerken bile garip geldi doğrusu:)

Eşim Nicolas ile Ankara’da iş yapan bir Fransız şirketinde çalışmaya geldiğinde tanıştık. Kendisi uçak mühendisi (idi).


2 – Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?

Ben ilkokulda doğum günümde ailem tarafından hediye edilen bir Jules Verne kitabıyla başladım seyahat etmeye. Başta sadece kitaplarda takip edilen rotaları, atlasımdaki haritalara detaylıca işleyerek, o haritalarda seyahat ederek… Lise yıllarında ise kendi başıma Türkiye’nin yollarına düşerek devam ettim seyahatlerime. Dağların sesini üniversitedeyken duydum, uzun süren bir dağcılık eğitimi aldım ve yıllarca dağlara gittim. Öğrenci harçlıklarımdan arttırdıklarımla yaz aylarında work and travel sistemiyle yaptığım 7 aylık Amerika seyahatim sonrasında, diğer kültürleri ‘tatil’ adı altında değil de ne yapıp edip ‘seyyah’ adı altında gezmek istediğime karar verdim.

Nico ise küçüklüğünden itibaren Avustralya’ya gitme hayaliyle yaşamış. Annesinin “Lise bitmeden olmaz.” sözleriyle liseyi ve üniversiteyi bitirmiş. İlk uzun yolculuğu, Fransızca konuşulan Kanada’ya olmuş. 18 ay boyunca Kanada’da 2. el aldığı karavanıyla turlamış.

3 – Eşinizle 4 yıllık bir balayına çıktığınızı belirtiyorsunuz; biraz anlatır mısınız neler yapacaksınız, rotanız nasıl olacak?

14 Nisan 2014’te yola Fransa’dan yola çıktık. Geçtiğimiz Avrupa turunda 8 ayda 12 ülkeyi geride bıraktık. Şu an Türkiye’deyiz ve Mart sonunda Asya’ya doğru yola çıkacağız. Gürcistan, Ermenistan ve İran’dan geçeceğiz. İran’dan sonra tekrar kuzeye yönelip Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan’dan geçeceğiz ve Çin’in büyülü dünyasına adım atacağız. Ardından Güneydoğu Asya bizi bekliyor olacak: Vietnam, Kamboçya, Laos, Tayland, Malezya, Singapur ve Endonezya. Avustralya ve Yeni Zelenda’yı geride bıraktıktan sonra Güney Amerika’nın kuzeyinden güneyine pedallayacağız.

4 – Bisikletle gerçekleştireceğiniz bu 4 yıllık dünya turuna nasıl karar verdiniz? Kimin fikriydi?

Nico’yla Ankara’da çalışırken tanıştık. Tanışmamızdan kısa bir süre sonra Türkiye’yi ve otostopla Gürcistan’ı gezdik. İş yoğunluğundan gezemiyorsak Ankara’ya gelen turistleri bazı internet siteleri (couchsurfing, warmshowers) aracılığıyla evimizde ağırlıyorduk. Evimizde ağırladığımız yabancı gezginlerin çoğu uzun yol bisikletçileriydi. Bisikletin farkını ve ayrıcalığını onlarla keşfettik.

İkimizin de daha önce öğrenciyken ya da çalışırken yaptığı kısa süreli seyahatlerin bize yetmediğinin farkındaydık. Bir ülkeye vardığımızda tarihi güzelliklerini mi gezsek, doğasında rahatlasak mı, kültürünü sindirebilmek için yerel insanlarla mı tanışsak bilemiyorduk. Bunların hepsi 2 haftalık tatillere sığmıyordu. Daha çok içine girmemiz gerektiğinin farkındaydık. Önümüze koyacağımız sınırları kendimizin belirlediğini biliyorduk ve biz de hiç sınır koymak istemedik ve dünyanın hepsini gezelim dedik. Ve bisikletle dünya yollarına düştük.

5 – Turdaki ilk yılınız geride kalmış, 1 yıl boyunca nereleri gezdiniz?

Fransa, İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan.

6 – Bisikletle seyahat hakkında neler söyleyebilirsiniz; avantajları, dezavantajları nelerdir?

Bisikletle yolda olmak, özgür olmak ve aynı zamanda bir yere ait olmamak demektir. Bir yere ait olmanın getirdiği alışkanlıkları geride bırakmak zorlu bir süreç tabii. Her gün çadırda kalmak, eğer bulabilirsen göl, dere, denizlerde duş almak, alamıyorsan kokmaya alışmak, çamaşırını elde yıkamak, yağmurda sırılsıklam olmak, taşınabilir ocağında sürekli basit yemekler yemek, her akşam çadırını kurabileceğin güvenli bir yer aramak, yani özetle kısıtlı ekipmanlar ve koşullarla bir hayat yaşamak kendini sürekli hissettiren zorluklar. Bunlar haricinde yaşadığımız kötü anılar da var ama turumuzun sonunda bunları değil güzel olanları hatırlıyor olacağız. En önemli avantajı ise insanları kendimize çekmek için daha kolay bir yol olması. Yolda gören herkes mıknatısla çekilmiş gibi hemen yanımıza yanaşıyor ve biz de seyahatimizin en önemli amaçlarından olan ‘yerel insanlara temas’ımızı gerçekleştirmiş oluyoruz.


7 – Şimdiye dek hangi ülkelerde bulundunuz? Sizi en çok neresi etkiledi?

Fransa, İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan. İsviçre’nin doğası çok güzeldi. Sırbistan’ın insanları… Bosna Hersek’in tarihi… Fransa’nın yemek kültürü… İsviçre’de Interlaken, Hırvatistan’da Dubrovnik, Çek Cumhuriyeti’nde Cesky Krumlov, Fransa’da Moustiers Sainte Marie bizi en çok etkileyen yerlerdi.

8 – Türkiye’deki insanlar gezmek, seyahat etmek konusunda biraz eksik kalmış durumda, ne yazık ki ekonomik şartların da etkili olduğu bu durumun gelişmesi için önerileriniz var mı?

Bizim yöntemimizi önerebilirim. Biz kendimize günlük bir bütçe sınırlaması koyduk. Belirlediğimiz bu bütçeyi aştığımız gün olursa, ertesi gün biraz kısarak dengelemeye çalışıyoruz. Bu seyahatimizdeki yaşam stilimiz, bildiğimiz seyahatlerden çok farklı. Sürekli çadırda kalıp, yemek olarak makarna yiyoruz. Bunlar zorlu şartlar, insanlara tabii ki bunu öneremem ama bizim mantığımız; ‘Eğer bir gün daha fazla gezmek istiyorsan restoranda değil de makarna yiyeceksin; otelde değil çadırında kalacaksın’.

9 – Farklı bir ülkeye yerleşme şansınız olsaydı nereyi seçerdiniz? Neden burası?

Bir ülkede yaşamak, birçok koşula bağlı bizim için. İlk olarak doğal güzelliği, sonra insanlarının güzel kalpli olması ve en sonunda da ekonomisi… Şimdiye kadar gezdiğimiz ülkelerde bunları zaman zaman bulduk. Mesela İsviçre’nin Interlaken’i sonsuza kadar yaşayabileceğimiz bir doğal güzelliğe sahip ama çok pahalı. Sırbistan’ın insanlarının içtenliği ve misafirperverliğine bayıldık ama ekonomisi bizi durdurur. Bütün bu özellikleri şimdiye kadar gezdiğimiz ülkelerde bir arada bulamadık. Ama önümüzde 3 yıl ve 30’dan fazla ülke var. Aramaya devam.

10- Maceranızı takip etmek isteyenler ve size yardım etmek isteyen gönüllüler olabilir. Nereden takip edebilirler ve ne gibi yardımlarda bulunabilirler?

Kendimize taktığımız ad Frogs On Wheels. Facebook ve Twitter’dan bize bu isimle ulaşabilirler. Ayrıca www.frogsonwheels.net adresli, Türkçe, Fransızca ve İngilizce dillerinde paylaşım yaptığımız bir internet sitemiz var. Yazılarımızı, fotoğraflarımızı ve videolarımızı buradan paylaşıyoruz. Bize destek olmak isteyenler; Avrupa’dayken bağışta bulunarak yardım eden gönüllüler gibi internet sitemizdeki ‘Destek’ kısmında yer alan banka hesap numaramız aracılığıyla bize destek olabilirler. Ayrıca bizim çok sevdiğimiz bir ‘teşekkür’ yöntemimiz var. Bize destek olan bu güzel insanlara, eğer isterlerse tercih ettikleri bir ülkeden kartpostal yollayabiliyoruz. İçindeki güzel küçük notlarla tek taraflı mektup arkadaşı oluyoruz. Ayrıca sponsor arayışı içerisindeyiz. Bu konuda bizi yönlendirebilecek olanların yardımını da bekleriz.

 

Hakkımızda yazılanlar… Hürriyet

8 Soruda Dünya Turu

8 aylık Avrupa turu ısınmaydı, Asıl macera şimdi başlıyor

Ispartalı Gökben Bağcı ile Fransız Nicolas Ayme, seyahat düşkünü bir çift. Dünyayı dolaşma tutkusu onlara çok küçük yaşlarda nüfuz etmiş. Yıllarca bir dünya turunun hayalini kurdular.

Artık bu hayal gerçeğe döndü. Geçen yıl yatay bisikletle başladıkları dünya turunda Avrupa’yı geride bıraktılar. Onlar için bu sadece bir başlangıçtı. Üç yıl sürecek asıl tur şimdi başlıyor…

Rabia Elmaslı

1. Hayatınızın seyrini nasıl değiştirmeye karar verdiniz?

– Ben (Gökben) kimya mühendisiyim. Bir firmada iş geliştirme yöneticisi olarak çalıştım. Eşim Nicolas ile Ankara’da tanıştım. O da Ankara’da bir Fransız şirketinde uçak mühendisi olarak çalışıyordu. Kısa bir süre sonra hayallerimizin ortak olduğunu anladık. Önce ona Türkiye’yi gezdirdim. Gürcistan’a otostospla gittik. Fakat iki haftalık izinlerle olmayacağını anlayınca dört yıllık maceramızı planlamaya başladık.

2. Ne zaman başladınız, hangi aşamadasınız?

– Nisan 2014’te yola çıktık. Avrupa’yı yatay (recumbent) bisikletle turladık. 8 ayda 8.000 km pedalladık. 12 ülke geçtik. Her gün ayrı bir maceraydı. Avrupa bizim ısınma turumuzdu. 8 aylık serüvende maddi manevi eksikliklerimizi ölçtük. Kendimizi de keşfettik. Sınırlarımızın sandığımızdan çok daha fazla olduğunu gördük. Tabularımızı yıktık. Mükemmel insanlarla karşılaşıp kısa sürede kalıcı dostluklar edindik. Başımıza kötü şeyler de geldi. Çadırımıza taşlar fırlatan da oldu, bayraklarımıza laf eden de… Fakat yılmadan yolumuza devam ettik.

3. Para durumunuzu nasıl hallettiniz?

– Önce işimizden istifa ettik. Yolculuk boyunca çadırımız evimiz oldu. Zor şartlar altında kalmadıkça hostellere gitmedik. Para kısmı böyle bir macerayı baltalayabilecek en büyük etmen. Bunun bilinciyle para biriktirmeye başladık. Çalıştığımız son iki yıl boyunca yemedik, içmedik. Ev ya da araba almadık. Sadece biriktirdik. Bağışlarıyla bizi destekleyenler de oldu. Ama yeterli değil. Sponsor arıyoruz. Maalesef sponsorluk Türkiye’de henüz oturmayan bir kavram. Her akşam makarna yenilen ve çadırda kalınan bir projenin sponsorluk giderleri ne olabilir ki?

4. Üç yıl boyunca ortalıklarda olmayacaksınız. Ne düşünüyorsunuz?

– Bu ve benzeri yolculukları etkileyen birçok dış koşul var. Sağlık en önemlisi. İnsanların aklına ilk olarak fiziki açıdan yeterli olup olmadığımız geliyor. Bu yeterliliğin yüzde yetmişi insanın psikolojisine bağlı. En azından geride bıraktığımız sekiz ay bize bunu gösterdi. Moralimiz yüksekse geçitler önümüzde eğiliyor, değilse minik bir delik bile gözümüze batıyor.

5. Rotanızdan bahseder misiniz?

– Avrupa’da 12 ülkeyi geride bıraktık. Şimdi Türkiye’deyiz. 22 Mart’ta Asya’ya doğru yola çıkacağız. Gürcistan, Ermenistan ve İran’dan geçeceğiz. Sonra kuzeye yönelip Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan’dan geçip Çin’e adım atacağız. Ardından Güneydoğu Asya bizi bekliyor; Vietnam, Kamboçya, Laos, Tayland, Malezya, Singapur ve Endonezya… Avustralya ve Yeni Zelenda’yı gezdikten sonra Güney Amerika’nın kuzeyinden güneyine boylu boyunca pedallayacağız.

6. Bu projenin bir amacı var mı?

– Benim ve eşimin çocukluk hayaliydi uzak diyarlara gitmek. Büyükdükçe bu hayal uzak diyarlar olmaktan çıktı. Dünya turu hayaline dönüştü. Bir noktadan sonra hayallerimizde boğulduğumuzu fark ettik. Buna bir ‘dur’ demek istedik. Artık hayallerimizde yaşamıyoruz, hayallerimizi yaşıyoruz.

7. Neden yatay bisikleti tercih ettiniz?

– Aslında yatay bisiklet Avrupa ve Amerika’da çok yaygın. Bizim gibi uzun yola çıkanların ilk tercihi… Bu bisiklet uzun yollarda daha konforlu. Daha az enerji harcamanızı sağlıyor. Dört yıllık bir yolculuk planımız olduğu için biz yatay bisikleti tercih ettik.Garip bir görüntüsü olduğu için insanları mıknatıs gibi çekmede çok başarılı. Ayrıca bisikleti çalmak isteyen bir insan bunu başaramaz. Çünkü ilk önce nasıl bineceğini öğrenmesi gerekiyor. Düşüş hızı ve etkisi diğer bisikletlere göre daha hafif. Yatay bisiklette yere daha yakın olduğunuz için sizden önce çantalar yere değiyor ve düşüş hızınızı azaltıyor.

8. Size yardım etmek isteyenler ne yapmalı?

– Kendimize ‘Frogs On Wheels’ adını taktık. Bu adla Facebook ve Twitter’dan bize ulaşabilirler. Ayrıca internet sitemiz üzerinden de ulaşma imkanları var (www.frogsonwheels.net/tr). Burada yazılarımızı, fotoğraflarımızı ve videolarımızı güncel bir şekilde paylaşıyoruz. Sitedeki ‘destek’ kısmında yer alan banka hesap numarası aracılığıyla bize destek olabilirler. Ayrıca bize destek olanlara istedikleri bir ülkeden kartpostal yollayabiliyoruz.

Haberi Hürriyet Arşiv’den okumak için tıklayınız.

 

2015-03-08 Hürriyet Seyahat

error: Content is protected !