Tayland vizesi nasıl uzatılır?

Tayland vizesi nasıl uzatılır?

2

EKİM 2017

 

1268. gün – 24920 km
Mae Hong Son, Tayland

Tayland’a girerken Türkler için vize yok. Sadece damga basıyorlar. Buna rağmen en icik cicik vize kuralları olan ülkenin Tayland olduğunu biliyor muydunuz? Bu kurallara Türkler de tabi! Bu kurallardan, diğer seçeneklerden ve Tayland vizesinin nasıl uzatılacağından bahsedeceğim bu yazıda. Tayland, ziyaretçilerini ‘Vizemi uzatsam mı yaa?’ diye düşündürtmeden bırakmıyormuş; hazır olun!

Giriş çıkış kartları

İlk olarak dikkat edilmesi gereken en önemli konu; giriş çıkış kartları. Uçakla geliyorsanız uçakta, karadan geliyorsanız kapıda size verilecek bu kartlar, Tayland’da pasaportlarınız kadar önemli. Sakın kaybetmeyin. Eşinizin, çocuğunuzun ya da arkadaşınızınkiyle karıştırmayın. Zaten çoğu yerde pasaportunuza zımbalıyorlar. Aslında bu çok zararlı bir şey çünkü bazı ülkeler, pasaportunuzda zımba deliği olduğu için kapıda sorun çıkarabiliyor. Bizzat yaşanmış bir olay. O yüzden zımbalatmayabilirsiniz. Ama kaybetmeyin! Bu kartları siz kendi bilgilerinizle dolduracaksınız. Pasaportta yazan bilgiler; ad, soyadı vs. Ayrıca Tayland’daki ikamet adresiniz. Bir otel adı yazmanız yeterli.

En uzun 30 gün mü kalınabiliyor?

Türkler hava yoluyla ya da komşu ülkeden kara yoluyla geçerken sınır kapısında damga bastırıp 30 gün için ücretsiz giriş yapabiliyor. Ama eğer bir konsolosluktan vize başvurusu yaparsanız 2000 baht karşılığında 60 günlük vizeniz oluyor. Damgalı 30 gün de, vizeli 60 gün de uzatılabiliyor. Nasıl uzatılacağından aşağıda bahsediyorum.

Ülkeye arka arkaya giriş yapılabilir mi?

2016’nın sonlarında Tayland, ülkeye giriş çıkış konusunda büyük değişiklikler yaptı. Eğer karadan vizesiz yani sadece damgayla girerseniz, yılda bu şekilde en fazla 2 kez girebiliyorsunuz. Bu en büyük değişiklik… Tayland’da turist vizesiyle uzun dönem yaşayan ve daha çok kalmak için yan ülkeye girip çıkan turistleri engellemek için getirilmiş bir uygulama. Eğer uçakla ya da konsolosluktan aldığınız vizeyle giriş yapıyorsanız herhangi bir sınırlama yok. Gönlünüzce girip çıkabilirsiniz.

60 günlük Tayland vizesi nasıl alınır?

Kapıda alacağınız 30 günlük damga sizin için yeterli değilse, bir konsolosluktan 60 günlük vizeye başvurmanız gerekli. Başvuru için gerekli belgeler;
– Pasaport aslı
– Pasaport fotokopisi
– Tayland vizesi/giriş damgasının olduğu sayfanın fotokopisi
– Çıkış kartınızın aslı
– Çıkış kartınızın fotokopisi
– 1 fotoğraf (beyaz fonlu)
– Tayland’daki adresiniz (detaylı)
– 2000 baht
Bu belgeleri teslim ettikten sonra başvurduğunuz şehre göre 1 ya da 2 gün içinde vizenizi alabiliyorsunuz. Vizenizin verildiği tarihten itibaren Tayland’a girmek için 90 gününüz var. Güle güle kullanın.

Tayland vizesi nasıl uzatılır?

İlk olarak dikkat etmeniz gereken konu Tayland’da nerede olduğunuz çünkü bu uzatmayı her yerde yapmıyorlar. Uzatma yapan şehirlerin hangileri olduğunu görmek için Tayland göçmen büroları adresine bakmanız yeterli. Başvuru için gerekli belgeler;
– Pasaport aslı
– Pasaport fotokopisi
– Tayland vizesi/giriş damgasının olduğu sayfanın fotokopisi
– Çıkış kartınızın aslı
– Çıkış kartınızın fotokopisi
– 1 fotoğraf (beyaz fonlu)
– 1900 baht
Başvurduğunuz şehre göre 1 saatte de 10 dakikada da alabilirsiniz. Yarım günden uzun sürmüyor. Uzatmanız, eski vizenizin biteceği tarihte başlıyor. Yani erken başvurunca gün kaybetmiş olmuyorsunuz.

Tayland, güneyiyle kuzeyiyle ayrı bir cennet. Bu satırları Tayland’dan 5 aydır ayrılamamış biri olarak yazıyorum. Bu ülkeye dair sorularınız, yorumlarınız varsa cevaplamaktan, dinlemekten zevk duyarız. Tayland’dan Sa bai dee ka!

Melke On The Road ile Söyleşi

Melke On The Road ile Söyleşi

29

EKİM 2017

Melke On The Road… Gerçek adıyla Melike, yola çıktıktan bir kaç gün sonra internetten takip etmeye başladığım ve ardından da sıkı takipçisi olduğum bir gezgin. Bisikletle yola çıkmasında ilk tanışmanın payı olabilir ama paylaşımlarını okudukça ruhumda çiçekler açtığını fark etmemin ardından daha yakın takip eder olmuştum kendisini. En sonunda da Bangkok’ta tanışma fırsatımız oldu. Sanki 40 yıllık dost gibiydi ilk yüz yüze sohbetimiz. Yaptığımız söyleşide de öyle… Dünyaya ve içine yaptığı yolculuğu önüne perde çekmeden paylaşıyor bizlerle.

1. Seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Hindistan Goa girişi

Telif hakkı Melke On The Road

Ben Melike. Her ne kadar kendimi tanıtmak için rakamları kullanmayı sevmesem de 26 yaşındayım. Kariyer planlarımdan Ekim 2016’da vazgeçerek seyahat etmeye başladım. Son 2 senemi kendimi tanımaya çalışarak ve hayata farklı açılardan bakabilmek için uğraşarak geçiriyorum. Yaptığım bisiklet yolculuğu da bu serüvenin bir parçasıydı.

2. Yola çıkmadan önce, önceliğin yeni yerler mi görmekti yoksa kendini ve neler yapabileceğini mi görmek? Yoldayken bu önceliğin değişti mi?

Yola çıkmaya kendi açımdan çok ilginç bir zamanda karar verdim. Yüksek lisans eğitimime devam etmek için yurtdışına gideceğim sırada birden gerçekten istediğim şeyin bu olmadığını fark edip tamamen farklı bir hayata geçiş yaptım. O an seyahat etmenin ihtiyacım olan şey olduğunu düşünmüştüm. Sanırım bunda bahsettiğin her iki şeyin de etkisi vardı. Hem görmediğim farklı dünyaları görebilecektim hem de belki de hayatım boyunca bir daha tanıma fırsatı bulamayacağım insanları tanıyabilecektim. Bunun yanında sınırlarımı görüp, gerçek benle tanışacaktım.

3. Tek başına ya da çift olarak seyahat etmenin avantaj ya da dezavantajları sence nelerdir?

En korktuğum sorulardan biri bu sanırım. 🙂 Her ikisinin de kendine göre hem çok güzel hem de çok berbat yanları var. En basitinden başlayacak olursak, çift olarak seyahat etmenin en büyük avantajı yanında seninle aynı dili konuşan, sohbet edip rahatlayabileceğin, içini dökerken sözlüğe bakmaya ihtiyaç duymayacağın birinin olması. Güvenlik açısından da çift olmak bazı ülkelerde ve bazı durumlarda oldukça avantajlı olabiliyor. Özellikle kamp yaparken bu avantaj daha gözle görülür hale geliyor. Hele bir de bisikletle seyahat edenler için iki kişi olmak çok daha rahatlatıcı olur diye düşünüyorum. Çünkü aynı anda hem kendi güvenliğini sağlamak, hem de eşyalarına, bisikletine sahip çıkmaya çalışmak insanın kafasını zorlayabiliyor. Çift olarak seyahat etmenin en güzel yanlarından biri de rahat rahat fotoğraf çekebiliyor olmak. Tabii çift olduğunda uyum sağlamak zorunda olduğun durumlar yaşanabiliyor. Gerçi ne kadar uyumlu bir insan olduğuna göre bunun dezavantaj olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de tartışılır ama bir şekilde yanındaki insana uyum sağlamak zorundasın. Tek başına olduğun zaman kafanın içinden geçen hemen her şeyi yapabilir, her yere gidebilir, 5 dakika önceki planını kimseye bir açıklama yapmadan değiştirebilirsin. Ama o zaman da fotoğraf çekmek zorlaşabilir. 🙂 Ama ben birinin diğerinden daha iyi veya avantajlı olduğu fikrine katılmıyorum. Her ikisi de denenmesi gereken şeyler.

4. Klasik turist rotalarının dışında bizlerle paylaşabileceğin gizli/farklı bir yer/aktivite önerin var mı?

İran, Hürmüz Adası’nın arka koyları ve yine İran’da Qeshm Adası’nın çölleri kamp için muazzam yerler. Genelde turistler buraları hiç bilmiyor.

İran Yazd çölü

Telif hakkı Melke On The Road

İran İsfahan  Siose köprüsü

Telif hakkı Melke On The Road

5. Hep taşıdığın, hiç kullanmadığın ama kurtulamadığın/ayrı kalamadığın bir eşyan var mı? Neden?

Ayakkabı yağmurluğu. Gittiğim coğrafyayı da düşünerek yağmurlarda çok işime yarar, bir gün kesin lazım olur diye hiç yanımdan ayırmadım. Hiç lazım olmadı. Hatta paketinden bile çıkarmadım. 🙂

6. Kendimden beklemezdim deyip kendini bile şaşırttığın olumlu-olumsuz düşünce ve davranışların oldu mu?

Ben kendimden her an her şeyi beklerdim. Bu konuda kendimi çok şaşırtmadım. Çünkü zaten her şeye açık bir yapım var. Her an, her yerde, her şey olabilir ve ben buna bir şekilde uyum sağlayabilirim. Ama mesela ben titiz biri olduğumu yolda öğrendim. Daha doğrusu normalde takmadığımı düşündüğüm bazı şeylere taktığımı bu süreçte fark ettim. Mesela hostellerde veya insanların evlerinde kalırken yatağa kendi çarşafımı sermeden neredeyse hiç yatmadım. Ben uyuduğum yerin temizliğine bu kadar önem verdiğimi bilmiyordum. Zaten nereden bileyim ki daha önce hiç böyle yerlerde kalmamıştım 🙂 Sonra mesela bilmediğim yerlerde duşa girerken yere terliksiz basamadığımı fark ettim. Bu iki şeyi keşfetmek benim için çok komik oldu. Özellikle duş kısmını… Bir keresinde duşa gireceğim ama terliğimi yanıma almamışım. İçim bir garip oldu. Duşa gireceğim ama bir eksik var. Ayağımla yere basmak hiç işime gelmiyor. Düşününce sanki içimden bir parça koparıyorlarmış gibi hissediyorum. Ben de duşa sandaletlerimle girdim.

7. Sen böyle bir yolculuğa çıkarken negatif yaklaşanlara özel bir sözün/yaklaşımın var mıdır?

İlk başlarda herhangi bir şekilde olumsuz tavır sergileyen insanlara oturup saatlerce derdimi anlatmak istiyordum. Olumsuz bir yorum aldığımda bazen kendimi bir anlık hışımla telefonumun not defterine insanları ikna edebilmek için bir şeyler karalarken bulduğum da oldu. Ama daha sonra bunlara hiç gerek olmadığını anladım. Çoğu zaman insanların endişeleri “Ya başına bir şey gelirse?” Sorusunda toplanıyor. Ben de kısaca başıma bir şey gelecekse kendi evim de dahil olmak üzere her yerde gelebileceğini söylüyorum. Kendimi hayatın akışına bırakmak gibi bir alışkanlığım var. O yüzden ya şöyle olursa ya böyle olursa diye paralanmaktansa olduğunda düşünürüz diyerek kendimi evrenin kollarına bırakıyorum.   Bir diğer açıdan baktığında bu bir süreç. Ben bu süreci geçtim. Konfor alanımdan uzaklaşmak beni korkutmuyor. Ama belki de bundan 1 sene önce bu soruyu sormuş olsaydın ben de negatif yaklaşım sergileyenlerin söylediklerine benzer şeyler söyleyebilirdim. Özel bir yaklaşım olarak değerlendirir misin bilmiyorum ama ben artık negatif yaklaşan insanlara sadece gülümsüyorum.

8. Yoluna çıkanlar/yolda tanıştıkların arasından seni en çok etkileyen kişi/ karakter kimdi, öyküsü neydi paylaşır mısın?

Çok güzel, sevgi dolu, paylaştıkça mutlu olan insanlar tanıdım. Aynı şekilde bunların tam tersi yaklaşımlarda bulunan insanlarla karşılaştım. Ve genel olarak baktığımda yolda tanıştığım herkes ve karşılaştığım her şey beni son derece etkiledi, hepsinden bir şey öğrendim. Ama şimdi sen sorunca aklıma anlık bir olay geldi. Yaşadığım bu olay bana aslında ne kadar yakın olsak da birbirimizin ne kadar uzağında olduğumuzu, hayatlarımıza dair hiçbir şey bilmeden birbirimizi nasıl yargıladığımızı bir kez daha gösterdi. Hindistan’da No Name Free Hostel’de gönüllü olarak çalıştığım sırada orada kalan 40’lı yaşlarda yabancı bir arkadaşımız vardı. Mesela ismi Igor olsun. Igor çok fazla alkol kullanıyordu ve genel olarak eğlenceli ve uyumlu biri olmasına rağmen fazla konuşmazdı. Birlikte geçirdiğimiz 1. ayın sonunda bir akşam herkes başka bir şeyle uğraşırken uzun uzun sohbet etme fırsatını yakaladık. O akşam Igor’un hayatına dair öyle şeyler öğrendim ki 1 aydır aslında ne kadar yalnız ve çaresiz olduğunu göremediğimi ve sormaya gerek de duymadığımı anladım. Konu açıldıkça aslında ne kadar yalnız olduğunu, ailesiyle ilgili sorunlarını, çocuklarıyla iletişim kurmakta zorlandığını ama şansını denemeye devam ettiğini, fakat bunun bazen çok üzücü olabildiğini anlattı bana. O an Igor’un neden bu kadar çok içtiğini, neden bu kadar az konuştuğunu, her şeyi anladım. O günden sonra bütün arkadaşlarıma nasıl olduklarını, canlarını sıkan bir şey olup olmadığını sormaya başladım. Asıl garip olan şey şu aslında, ben bunu zaten biliyordum. Ne bileyim, insanları yargılamıyordum, hayatlarında bilmediğimiz bir sürü şeyin olabileceğinin bilincindeydim. Ama bazen çok gündelik, sıradan şeyler oluyor ve senin aslında bildiğin, önemini kavradığın fakat hayatına uygulamayı beceremediğin veya unuttuğun şeyleri sana hatırlatıyor ve sen o andan sonra o şeyi hayatına dahil ediyorsun. Hayat çok acayip.

Türkiye Ağrı dağı

Telif hakkı Melke On The Road

9. Çıktığın yolda sana sorulan en garip soru neydi?

Bisikletle mi? Evet bisikletle…

10. Yola çıkarken kendine dair değişeceğini hayal ettiğin ama hala değiştiremediğin özelliğin?

Aslında bu soruya “yok” diye cevap vermiştim ama sonradan fark ettim ki sanırım bir tane var. Genelde insanların düşüncelerini önemsiyorum. Olumlu, olumsuz eleştirilere açığım çünkü bunları ilerlemek için güzel fırsatlar olarak görüyorum. Ve tüm bunları değerlendirip haklı görürsem işte artık eleştiri neyle ilgiliyse ona uyguluyorum. Ama sırf eleştirmiş olmak için eleştiren insanların ne dediklerini çok umursamam ve bu insanların söyledikleri şeye bakarak hayatımda tek bir kibrit çöpünün bile yerini değiştirmem. Ama buna rağmen bazen kendimi buna takılırken buluyorum. Takıldığım şey bana neden böyle dedi falan da değil. Yani ne gerek var böyle kimseye faydası olmayan yaklaşımlara? Ben buna katlanabiliyorum veya görmezden gelebiliyorum ama bunlara takılıp hayatı kendine zehir eden insanlar var. Yazık değil mi onlara? Bak mesela yazarken bile çok üzüldüm. İşte ben bunu artık umursamam herhalde diyordum ama hala bir şey değişmemiş.

11. Eğer tekrar gitme imkanın olsaydı, nereye gitmek isterdin?

Tayland. Ve orada yine öğretmenlik yapmak isterdim.

12. Yolu tatmak sende yerleşik hayata geçmek için bir özlem oluşturdu mu? Yoksa ömrüm hep yollarda geçsin mi diyorsun?

Yerleşik hayata karşı bir özlem hiçbir zaman duymadım. Ama bazen bildiğim bir yerde olmayı, bildiğim bisküviden yemeyi, mercimek çorbası içmeyi özlediğim oldu. Ben ruhumun neye ihtiyacı varsa o ihtiyacını sağlıkla, huzurla karşılayabileceğim bir hayat dizayn etmek istiyorum. Yani ruhum yolda olmak istiyorsa yolda olayım, koltuğa gömülüp çikolatasını yerken televizyon izlemek istiyorsa sevdiği kanalı açabileyim. Tüm bunları yaparken de kendimi ve evreni dinleyebileyim.

13. Böyle bir yolculuğa asla çıkmayacak bir insanın aklını çelecek bir sözün/yaklaşımın var mıdır?

Söyleyebileceğim her şey çok bayat kalacaktır eminim. Çünkü insanların aklını çelebilecek güzel şeyler hali hazırda söylendi. Google’a yazdığında bile ilham verecek düzinelerce şey buluyorsun. Ama bence böyle bir yolculuğa çıkmak için de, hayatta yapmak istediğin diğer şeyler için de önemli olan tek bir şey var. “Ne istiyorsun?” Bu soruya açık yüreklilikle cevap verebilmek çok önemli. Sadece böyle bir seyahate çıkarken değil, hayatın her anında bu soruyu sormalı insan. Bir de beni en çok etkileyen, her güne kendime sorarak başladığım bir soru var. “Eğer bugün hayatımın son günü olduğunu bilseydim, şu an yapmakta olduğum şeyi mi yapıyor olurdum?”

Tayland Bangkok

Telif hakkı Melke On The Road

Malezya Penang adası

Telif hakkı Melke On The Road

14. Şu cümleleri tamamlar mısın?

– Yola çıktım çünkü o an buna ihtiyacım vardı. 

– Maalesef ben titiz biriymişim, bunu yolda fark ettim.

Das wilde leben filmi, bana yolu çağrıştırır.

‘We will be living in all the oceans now’ sözü, bana yolu çağrıştırır. (Natural Born Killers filminden bir diyalog) 

Dünyanın merkezine yolculuk kitabı, bana yolu çağrıştırır.

– Gezim kitap olsaydı, ismi ’Bisikletle mi? olurdu.

Melike’yi takip edebilmek için;

Myanmar vizesi nasıl alınır ?

Myanmar vizesi nasıl alınır ?

27
EYLÜL 2017

 

1263. gün – 24804 km
Chiang Mai, Tayland

Myanmar, sınırlarını turistlere bundan sadece bir kaç yıl önce genişletti. Genişletti diyorum çünkü açık olsa da giriş yapmak aşırı zordu. Meraklarından – tabiri caizse- sınır kapısında bekleşen turistler saniyesinde akın etti bu gözlerini dünyaya yeni açan ülkeye. Her ne kadar turistler girmeye hazırdıysalar da, ülke yeni yeni sistemini oturtmaya çalışıyor hala. Bu henüz yerleşmemiş sistemlerden birisi de turist vizesi… Nasıl alınır? Myanmar vizesi hakkında gelmiş geçmiş en detaylı yazı…

Vize başvurusu internetten nasıl yapılır ?

Aslında sistem çok kolay; resmi internet sitesinde bilgilerinizi yazıyorsunuz, istenilen ölçülerdeki fotoğrafı yüklüyorsunuz, 50 $ ödüyorsunuz ve işlem tamam…

Sorun çıkarabilecek konular var tabiiki… Mesela istenilen ölçülerdeki fotoğrafı ayarlamak… Ya bir fotoğrafçıya gidip parasıyla yaptıracaksınız, ya da bizim gibi photoshopla yapacaksınız.

Diğer bir konu; ödeme yapmak için kullandığınız bankanın işlem için sizi bekletmesi… Biz vize başvurusunu yaptıktan 3 gün sonra hala ‘beklenen provizyon’ olarak görünüyordu bankanın sisteminde. Ee haliyle Myanmar’ın bundan haberi yok, vize işleminiz henüz başlayamamış oluyor. 4. gün işlem hallolmuştu. Akşamına Myanmar’dan cevabımızı aldık. Singapur üzerinden para aktarılıyor. ‘Ne alaka?’ deyip korkmayın.

Diğer ve en önemli sorun ise benim gibi ‘red almanız’. Sanırım ilk red alan Türk benimdir. Bunda Türk-Myanmar ilişkilerinin en dip yaptığı haftada başvurmuş olmamın payı olabilir. Evet biliyorum, zamanlamam müthiş. Nereden bilebilirdik ki? Ama tahmin etmiş ve gereksiz yere 50$ daha ödememek için Nico’nun vizesine başvurmamıştık. Bana gelecek cevaba göre başvuracaktık. En azundan onu akıl ettik, evet evet.

İnternet başvuru sonucu …

Moral bozmak yok tabiiki… Biz başka bir şehirde olduğumuz için bu yöntemi kullanmıştık. Diğer seçenek ise Myanmar konsolosluğunun bulunduğu şehre gidip oradan başvurmak… Biz kuzey Tayland’da olduğumuz içim en yakın şehir Chiang Mai idi.

Konsolosluktan vize başvurusu nasıl yapılır ?

Konsoloslukta, internet sitesinde sorulmayan evraklar soruluyor tabiiki. Bunlar;

– Pasaport

– Pasaport fotokopisi

– Gidiş dönüş uçak bileti (Eğer karadan girecekseniz otobüs bileti)

– Otel rezervasyonu

– Beyaz fonlu 2 adet fotoğraf

– Aplikasyon formu (Konsolosluk veriyor olacak)

– 1600 baht

Konsolosluktan başvurmanın avantajları nedir? İlk olarak tipinizi görüyorlar. Sıradan bir gezgin olduğunuza ve ziyaretinizin başka bir sebebi olma ihtimali olmadığına inanırlarsa red yeme ihtimaliniz azalıyor. Diğer avantaj ise fotoğraf ölçüleriyle uğraşmıyorsunuz. Beyaz fonlu herhangi bir ölçüde fotoğrafı kabul ediyorlar.

Karadan gireceğim ben, uçak bileti de nesi? Ya da… Otostop çekeceğim ben biletim falan yok… Diyenleriniz için, hep kullandığımız, hep de kullanacağımız çakma uçak bileti yaratabileceğiniz bir internet sitesi öneriyorum. Kıymetimi bilsin keratalar, bedavadan reklam yapıyorum. Ama bu siteden haberdar olmanızı çok isterim. Bizim epey hayatımızı kurtardı: returnflights.net. Diğer bir sorunsal ise otel rezervasyonu… Ücret ödemeden iptal edebileceğiniz otel rezervasyonu yapabilirsiniz. Mesela booking.com sitesinden… Vizeyi alınca direk iptal edersiniz rezervasyonu. Biz 28 günlük vize için 1 günlük rezervasyon verdik. Ama garanticiyseniz siz 28 günlük rezervasyon yaptırın.

Formda olmazsa olmaz ve muhtemelen yanınızda olmayacak bilgi de kalacağınız otelin detaylı adresi. Mutlaka kaydedin önceden. Bunca ülke gezmiş olmama rağmen hiç karşılaşmadığım ama aplikasyon formunda yer alan, bir kısım var; ‘complexion’… Bu ‘cilt, yüz rengi’ demek. ‘Asyalıyım, siyahım vs.’ yazılacak. Biz ‘caucasian’ yani kafkas yani Avrupai görünümlü yazdık. Konsoloslukta $ kabul etmiyorlar. O yüzden 1600 bahtınızı hazır bulundurun yanınızda. Biz bir pazartesi sabahı verdik. Çarşamba öğlen konsolosluk 15:30’da açılır açılmaz gittik pasaportumuzu ve üzerine damgalanmış ‘Haydi gardaş hayırlara vesile ossun’ diyen vizemizi aldık.

Konsolosluktan başvuru sonucu !

Chiang Mai’daki Myanmar konsolosluğu

Telefon numarası: +66 (0) 52004211

e-posta adresi: consularaffairsmcgcm@gmail.com

GPS koordinatları: 18°47’51.39″N, 98°58’47.7″E

Güncel bilgileri paylaşalım …

Herkese kolay vize başvurusu diliyorum. Biz çektik, kimse çekmesin kardeeeş… ‘Aa ben şuradan çok kolay aldım.’ ‘Bende ayrıca şu belgeleri de istediler.’ ‘Bir de şöyle başka bir vize var.’ Diyenlerinizi yoruma alıyorum. Güncel bilgilere her daim açığız. Paylaşalım çoğalalım…
Pai çevresinde görülecek 8 yer

Pai çevresinde görülecek 8 yer

22

EYLÜL 2017

 

1258. gün – 24804 km
Pai, Tayland

Tayland’ın turizm tarzı açısından kuzey-güney olarak ikiye ayrıldığını biliyor muydunuz? Tabii ki tutup da bir sınır çizilmemiş ama gelen turistlere sunulan olanaklar ve turistlerin bu olanaklara göre rotalarını belirlediği soyut bir sınır söz konusu.

Tayland’ın güneyi de aslında kendi çapında bölünmüş; Bangkok, Pattaya, Phuket’te genelde seks turizmi yaygınken; geri kalan adalar hiç bitmeyen partileri ile ünlü… Güneş ışınlarının aydınlattığı zaman ise tuzlu su içeren aktiviteler ile (dalış, tekne turları) düzenlenmiş. Kuzeyi ise doğa yürüyüşleri, şelaleler, kaplıcalar, filler, kaplanlar, yemek kursları gibi daha sakin ve sürekli doğayla iç içe bir yönde gelişmiş.

Ha her bölgede diğer tarafın özelliklerinden bulamaz mısınız? Tabii ki evet, ama diğer taraf kadar yoğun değil. Ya da genel yaşam şekline aykırı yaşayan bireyler bulamaz mısınız? Buna da ‘tabii ki evet!’. İlginç olan kısım; turizm çeşitlerinin dağılış şeklinin bireyler üzerindeki etkisi. Güneyde her gece sabahlayan bir arkadaş, kuzeye geldiğinde yürüyüş yapmak için sabahın köründe karga bokunu yemeden ayağa dikilebiliyor.

Güneye daha detaylı tekrar gideceğiz, uzun süre pedallayacağız. Oraya dair dalış, şnorkel vb. planlarımız var. Onlar da başka yazıya kısmetse…

Ben bu yazıda kuzeydeki gidilesi 3 şehirden (Chiang Mai, Chiang Rai ve Pai) en minik olanı Pai’da neler yapılabilir ondan bahsedeceğim.

Pai, şimdiye kadar pedalladığımız turistik şehirlerden en ucuz olanı. Yemek, konaklama, motor kiralama vs…. Biz de fırsattan istifade motor kiraladık. 24 saatine 100 baht yani 10 TL verdik. 40 baht’lık benzin doldurduk. 1 gün için fazla bile geldi.

Deprem yarığı

İlk durağımız şehrin güneyindeki The Land Split (deprem yarığı)… Ha ‘Burası çok mu enteresan deprem ülkesinden gelen bizler için?’ derseniz; bence evet! Deprem yaşamış olsak da bir yarık görmedim daha önce. Hele de bu kadar derin, geniş ve uzun olanını… Burası bir ailenin bahçesiyken 2008 yılında gelen bu değişikliğe zekice ayak uydurmuşlar ve turistler için bir odak oluşturmuşlar. Kapıda sizi ikramlar karşılıyor. Rosella çiçeğinden meyve suyu, tarmarind reçeli, kurutulmuş muz ve bizim için daha birçok sıra dışı yiyecek… Yarığın çevresini ve içini gezdikten sonra bahçede tura devam ettikçe Türkiye’de göremeyeceğiniz birçok meyveyi ağacında görüyorsunuz. Altlarına ağaçların isimlerini yazmaları çok faydalı olmuş. Değişik bir tecrübe; ‘Aa bu meyve ağaçta mı yetişiyormuş?’ diyeceğiniz en az iki meyve bulursunuz. Buranın giriş ücreti de yok; bağışlarla ayakta duruyor. Gönlünüzden ne kadar koparsa… Ayrıca dilerseniz burada ücretsiz konaklama karşılığında gönüllü çalışabilirsiniz; bahçe işleri, turistlerle ilgilenme, yöresel yemek yapma…

Pam Bok şelalesi

Sıradaki durağımız Pam Bok şelalesi… Bu konuya girmeden noooolur şu şarkıyı bi’ dinleyin; Ceyhun Zeynalov’dan Pambık gibi bulutlar. Of şelalede yürürken, yüzerken dilimden düşmedi be yav. Tamam tamam döndüm konuma… Şelalenin girişinde ‘closed’ yani ‘kapalı’ yazan bir levha var ama aldırış etmememiz gerektiğini önceden öğrenmiştik. Levhayı geçip yolunuza devam edince yapımı yarıda kalmış bir köprüyle karşılaşıyoruz. Biraz riskli ama geçince karşınızda şelale beliriyor. Çok da bi’ numarası olmasa da yaz sıcağında her türlü su iyi gidiyor.

Bambu köprü

Şelaleden sonra yola devam edince ünlü bambu köprüye varıyoruz; Boon Ko Ku So. Sular içinde yetişmesi gereken pirinçlerin arasında bir köyden diğerine ulaşımı sağlamak amaçlı inşaa edilmiş. Yemyeşil doğaya harika bir uyum sağlamış. Köprünün sonunda bir tapınak var ama sadece kutsal günlerde ziyaretçilere açık. Köprü, harika fotoğraflara gebe… Ha biz çekebildik mi? Hayır. Ama o bizim yeteneksizliğimizden.

Yer yarığı, Pam Bok şelalesi ve bambu köprü, Pai şehrinin güneyinde ve birbirine çok yakın. Bir çıkışta aynı anda görmelik… Şehrin kuzeyinde ise yine bu tarz bir gruplaşma var.

Santichon Çin köyü

Santichon Çin köyü… ‘Çin’de 1 yıl yaşamak yetmedi galiba?’ dediğinizi duyar gibiyim. Neredeyse 1 yıl oldu o macera biteli. Ee haliyle özlemişiz. Minik bir Çin Seddi inşa etmişler. Çin’de çok tükettiğimiz abur cuburu bulmak için güzel bir duraktı. Ve şahane mutfağıyla hasret gidermek için…

Yun Lai seyir tepesi

Yola devam edince Hyun Lai Viewpoint’e varıyoruz. Girişi 20 Baht. Tüm günün tek ücretli yeri… Ama karşılaştığın manzaraya değiyor. Pai ve yemyeşil çevresi ayaklarımızın altına serilmişti. 360 derece yeşillikle çevrelenmiş bir tepe…

Mo Paeng şelalesi

Biraz geri gelip yola devam edince güne damgasını vuran Mo Paeng şelalesine vardık. İlk etapta sadece şelalenin sesini duyuyorsunuz. Biraz yaklaştıkça çığlıklar, ‘Oh my god’lar birbirini kovalıyor ve anlam veremiyoruz. Ama şelale karşımızda belirince, eş zamanlı olarak suyun kaydırak yaptığı yerden kayanları ve onlara hayretle bakan kalabalığı görüyorsunuz. Hepsinin gözler fal taşı… Bizde de aynı etkiyi yaratıyor bu çılgın gençlerin macera tutkusu… Bazıları kayarken, bazıları da kayganlıktan ayakta durmakta zorlandıkları kayadan suya dalıyorlar. Hepiniz çılgınsınız dostum. Valla ne yalan söyleyeyim, yere oturup ellerimi kavuşturup saatlerce ‘aman evladım’ tonlamasında babaanne modunda izledim bu adrenalin sızdıran gençleri…

Beyaz Buddha tapınağı

Şimdi sıra şehrin doğusunda; Kocaman beyaz bir Buddha’nın inşa edildiği Mae Yen tapınağı. Gün sonunda hala enerjiniz olması lazım çünkü merdivenler sizi bekliyor ama başarıya ulaşırsanız sonunda da yine güzel bir manzara.

Pai kanyonu

Güne damgasını vuran başka bir durak ise Pai Kanyonu. Bu da şehrin güneyinde ama biz güneş batışında orda bulunmak istediğimiz için sabah yaptığımız yolu tekrar yaptık. Altımızda motor ayol, n’olucak, sefamız olsun, oh… Kanyon demişler ama bildiğimiz kanyonlardan biraz farklı. Güneşin burada bi’ başka batacağını duyan tüm turistler toplaşmışız. Geri kalandan biraz uzaklaşmak için biraz tehlikeli olsa da minik tırmanış ve inişlerle kanyonun sonuna gidip oradan batırıyoruz güneşi. Maviler, turuncular, pembeler şölen olup geçiyorlar karşımıza…

Diğer aktiviteler

Pai’da yapılacaklar tabii ki bununla sınırlı değil. Gitmesek bile sohbetlerde adı çok geçen Lod mağarası, Mae Lanna mağarası, Sai Ngam sıcak su kaplıcası, Hua Chang şelalesi, Mae Yen şelalesi, Doi Kiew Lom seyir tepesi ve 2. Dünya Savaşı’ndan kalan köprü var.

Pai’da atlanacak çok şelale, yüzülecek çok kaplıca, yürünecek çok rota, görülecek daha çoook yer var. Zaman kısıtlaması, güneydoğu Asya’da bin kez şelale görmüş olmanın verdiği bıkkınlık, tapınakların hepsinin aynı olduğu hissini yenebilenler için Pai, Tayland’ın en iç ısıtan yerlerinden biri… 2 günlüğüne gelip 3 hafta kalanlar köşesi… Gece marketinde aç kalmanız söz konusu değil, aksine obez olup çıkabilirsiniz. Burayı ana kamp olarak seçip Mae Hong Son taraflarına mağaralara ve dağ kabilelerine ait köylere gidebilirsiniz. Bence en iyisi siz gelmeden önce en uzun vizeyi alıp gelin. N’olur, n’olmaz…

Eğer ‘Aa dur dur, Pai’ya gidip de şurayı kesin gör!’ dediğiniz başka yerler varsa aşağıya yorumlara bekliyoruz. Biz daha buralardayız. Belki Pai’ya geri döneriz, kim bilir?

Bizim gözümüzden Kırgızistan

Bizim gözümüzden Kırgızistan

28

AĞUSTOS 2015

 

Gün 499 – Km 12.799
Kırgızistan

Yatay bisikletle dünya turuna çıktığımız balayımızda 20. ülkemiz Kırgızistan’a ulaştık. 4000 metre yükseklikte geçirdiğimiz 1 aydan sonra alçalmanın vakti geldi! Biz alçaldıkça 7134 metre yüksekliğindeki Lenin ihtişamıyla gözümüzde daha da yüceleşti. Tacikistan sınırından Oş’a, Sarıtaş’dan Çin sınırına… 2 haftalık Kırgızistan seyahatimizde yakları yakından görme, atlarla birlikte pedallama ve kış inmeden köylerine dönmek için yurtlarını toplayan göçmen Kırgızlarla sohbet etme şansını yakaladık.

GÖKKUŞAĞI RENGİNDE DAĞLAR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

ERİYEN BUZUL SULARINDAN GELEN NEHİR

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

FOTOĞRAF ÇEKME STİLİMİZ BİRAZ FARKLI OLABİLİR

YOLUN BİR KISMINI SULAR GÖTÜRMÜŞ

EN ZOR KISIM GERİDE KALDI

KIRGIZİSTAN’A DOĞRU TARAFSIZ TOPRAKLAR

BİZE ARKADAŞLIK EDEN KIRGIZ GENÇ

İHTİŞAMLI LENİN ZİRVESİ (7134 METRE)

SARITAŞ’A DOĞRU

EN GÜZEL KAMP YERİMİZ

EN GÜZEL KAMP YERİMİZ

EN GÜZEL KAMP YERİMİZ

HUZUR VE MUTLULUK

GÜNEŞ LENİN’İN ÜSTÜNDEN BATARKEN

İHTİŞAMLI LENİN ZİRVESİ (7134 METRE)

ETRAFIMIZ YAKLARLA SARILDI

VE ATLARLA…

HATTA DAHA FAZLA AT…

KIRGIZİSTAN’A ÖZGÜ MANTI

MARCO POLO KEÇİSİ

SIRADA BAŞKA GEÇİTLER

DEMİR AT, KIRGIZ ATINA KARŞI

İKİ GEÇİT ARASINDA GÜN BATARKEN

VAHŞİ ATLAR

GÜN AĞARIRKEN, BUZLAR ERİMEDEN

KIRGIZ GÖÇEBE, ATLARINI OTLATIYOR

ÇADIR KOMŞUMUZ

VADİYİ PAYLAŞTIĞIMIZ YURTLAR

KENDİSİ KÜÇÜK AMA CESARETİ BÜYÜK

GÖKBEN YENİ ULAŞIM ARACINDA RAHAT GÖRÜNÜYOR.

BEYAZ OLMASA DA ATLI PRENSİMİ BULDUM

BİZE ARKADAŞLIK EDEN KIRGIZ GENÇ

BİZE ARKADAŞLIK EDEN KIRGIZ GENÇ

KAHVALTIYA DAVET EDİLDİK

KIRGIZ GÖÇEBE AİLE

LİDERİN PEŞİNDE

TALDYK GEÇİDİNDE 8 BİSİKLETÇİYİZ

ZİGZAGLI GEÇİT

HARİKA KIRGIZ DOĞASINDAN BİR KESİT

HARİKA KIRGIZ DOĞASINDAN BİR KESİT

HARİKA KIRGIZ DOĞASINDAN BİR KESİT

HARİKA KIRGIZ DOĞASINDAN BİR KESİT

HEPBERABER ÖĞLE MOLASI

ÖĞLE YEMEĞİNE DAVET

GELENEKSEL KIRGIZ YURDU İÇİNDEN

KIRGIZ KAHVALTISI

OŞ’DAN ÖNCE SON GEÇİT

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

KIRGIZİSTAN ULUSAL GÜNÜNDEN KARELER

OŞ MARKETİ

OŞ MARKETİ

HMMM… BU YAKLAR BİRAZ GARİP GÖRÜNÜYOR

YEMEĞE DAVET EDEN ABLA KARDEŞ

MODERN GÖÇMEN YAŞAM

BİSİKLETÇİ GÖRMEKTEN SIKILMIŞ EŞEK

ÇİN’E DOĞRU HUZURLA PEDALLIYORUZ

HARİKA MANZARALAR GERİDE KALDI

error: Content is protected !

Pin It on Pinterest