Eatravels ile söyleşi

Eatravels ile söyleşi

11

ŞUBAT 2018

Eatravels… Gerçek adıyla Şölen Yücel… Daha erken keşfetseydim, kendimi daha şanslı hissedeceğim güçlü kadın seyyahlardan biri Şölen… ‘Efenim geç olsun güç olmasın’ diyerek kendisine yazmamla daha da yakından tanıma fırsatını elde ettiğim ve kesinlikle hayran olduğum bir arkadaş şimdi kendisi. Sırt çantasıyla ülke ülke, şehir şehir gezerek başlamış yolculuğuna. Zamanla yol onu evirmiş, o yolculuğu… Ben bu satırları yazarken kendisi Bali’de uzun süre yaşadığı evinden kısa bir süreliğine Türkiye ziyareti için ayrıldı. Ama sözü var, Bali’de buluşacağız:) Maceralarla dolu bir yol hikayesine hazırlanın, kahveleri alın, arkanıza yaslanın, ayakları uzatın ve yaptığımız söyleşi ile dünyanın neresinde olmak istiyorsanız oraya ışınlanın!

1. Seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Telif hakkı Eatravels

İzmir’de doğup, büyüdüm. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul’da reklamcılık kariyerime başladım. Çok uluslu ajanslarda 17 yıl boyunca önce reklam yazarı, daha sonra da yaratıcı grup başkanı olarak çalıştıktan sonra 2015 yılında istifa edip, uzun soluklu bir yolculuğa çıktım. Sonra da bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

2. Yola çıkmadan önce, önceliğin yeni yerler mi görmekti yoksa kendini ve neler yapabileceğini mi görmek? Yoldayken bu önceliğin değişti mi?

Galiba her ikisinden de biraz vardı. Dünyayı görmek en büyük arzumdu ama tek başıma bu kadar uzun bir yolculuğa çıkmaya da korkuyordum. Hem bunu yapabileceğimi kendime göstermek istedim hem de hep fotoğraflarını gördüğüm yerlere gidebilmek. Yolda zaman geçirdikten bir süre sonra ise artık vardığım yerlerin bir öneminin kalmadığını fark ettim. Gitmek ve yolculuğun kendisi başlı başına bir amaca dönüştü.

3. Tek başına ya da çift olarak seyahat etmenin avantaj ya da dezavantajları sence nelerdir?

Tek başına seyahat ettiğiniz zaman, yeni insanlarla tanışmaya daha açık oluyorsunuz diye düşünüyorum. Hostelde karşınıza biri çıkıyor, kafanız uyuşursa bir süreliğine yol arkadaşına dönüşüveriyor. Gözlemlediğim, çift olarak gezince, etrafınızda daima biri olduğu için bu kadar fazla sosyalleşmiyorsunuz.

Yine yalnız olmanın bir diğer avantajı kendinizle uzun süreler baş başa kalabilmeniz ve bir sürü şeyin üzerine kafa yorabilmeniz. İnsan kendini daha iyi tanıyor ve sınırlarını keşfediyor yalnız seyahat ederken. Çiftlerde en özendiğim şey ise yolun yükünü paylaşabilmeleri. Biri kalınacak yerleri organize ediyorsa, diğeri rota çıkarıyor. Bir de hayat, iki kişi olunca yolda da kolaylaşıyor. Tek başıma olmasaydım belki daha fazla otostop çeker, güvenlik kaygım olmadan dağın başında kamp yapar veya gecenin bir köründe, bilmediğim bir şehirde otobüsten inecek olmayı umursamazdım.

4. Klasik turist rotalarının dışında bizlerle paylaşabileceğin gizli/farklı bir yer/aktivite önerin var mı?

Bolivya’da pek rota üzerinde olmayan Samaipata isimli bir kasabayı tavsiye edebilirim. Etrafında görülecek milli parklar ve İnka dönemi öncesi kurulmuş antik bir şehir var. Üstelik kasabanın en meşhur restoranının sahibi bir Türk… Kamboçya’da nehir kenarına kurulmuş Kampot, en keyifli ve huzurlu vakit geçirdiğim yerlerden. O kadar ki, iki yılda üç kere uğradım.

Ekvador’un güneyindeki Vilcabamba köyünde ise harika bir doğa ve yürüyüş rotaları var.

 

Telif hakkı Eatravels

Chiang Mai, kuzey Tayland

Telif hakkı Eatravels

5. Hep taşıdığın, hiç kullanmadığın ama kurtulamadığın/ayrı kalamadığın bir eşyan var mı? Neden?

Sırt çantamda önlem olarak duran ama asla kullanılmayan antibiyotikleri saymazsak öyle bir eşyam yok. Çok sınırlı sayıda eşya ile dolaştığım için hepsi kullandığım şeylerden oluşuyor.

6. Kendimden beklemezdim deyip kendini bile şaşırttığın olumlu-olumsuz düşünce ve davranışların oldu mu?

Kendimi en şaşırttığım olay, Huffington Post’a yazı yazabilmek için Arianna Huffington’ın kendisine e-mail atmam oldu. Normalde asla cesaret edemeyeceğim bir şeydi. O maili gönderdikten sonra bile inanamadım bunu yaptığıma. Kendisinden yanıt geldiğinde ise iki kat inanamadım. Sanırım yol, beni hayatın diğer alanlarında da ileriye doğru bir adım atmam konusunda cesaretlendirdi.

7. Sen böyle bir yolculuğa çıkarken negatif yaklaşanlara özel bir sözün/yaklaşımın var mıdır? Sence bu insanlar hangi hisler sebebiyle bu konuya negatif yaklaşıyor?

Aldığım tepkilerin çoğunluğu pozitif ve destekleyici. Negatif yaklaşan bir iki kişi, benim çok zengin olduğum, tabii ki tuzu kuru olunca, istediğim gibi gezebileceğim yönünde yorumlar yaptı. Ekonomik gezmeye dair insanların vizyonu olmadığı için bu tarz yaklaşımlar sergilediğine inanıyorum. İşlerinden ve güvenlik illüzyonlarından vazgeçmeye razı olmadıkları için, vazgeçebilen insanların gelecek kaygılarının olmadığına dair bir inanç hakim.

8. Yoluna çıkanlar/yolda tanıştıkların arasından seni en çok etkileyen kişi/ karakter kimdi, öyküsü neydi paylaşır mısın?

Çok fazla böyle karakter girdi hayatıma. Dinlemeyi bilirseniz, herkesin yaşam öyküsü film gibi aslında…

En son Bali’de tanıştığım ve sonrasında çok iyi arkadaş olduğum 50’li yaşlardaki bir kadının öyküsü beni çok etkiledi.

Eşiyle çocukları olmadığı için evlatlık almaya karar veriyorlar ve uzun bir sürecin sonunda iki kardeşin velayetleri onlara veriliyor. Çocuklar gelmeden bir gün önce, sabah eşi onu uyandırıyor ve aslında çocukları istemediğini, bir başkasına aşık olduğunu söyleyip arkadaşımı terk ediyor. Kadıncağız öylesine ağır bir dönemden geçiyor ki, akıl hastanesine yatmak zorunda kalıyor. Burada hayatına giren başka bir adam ise onu yüklü miktarda dolandırıyor. Arkadaşım, adamı hapse attırdıktan sonra tası tarağı topluyor ve Hindistan’dan başlayan uzun bir yolculuğa çıkıyor.

Casa de Larbor, Ekvador

Telif hakkı Eatravels

9. Çıktığın yolda sana sorulan en garip soru neydi?

“Sen Türksün, yola çıkmana anne-baban nasıl izin verdi?” ve “Türkiye’ye döndüğün zaman çarşaf mı giyiyorsun?”

10. Yola çıkarken kendine dair değişeceğini hayal ettiğin ama hala değiştiremediğin özelliğin?

Bir süre sonra daha rahatlayacağımı düşünmüştüm ama hâlâ hava alanlarına ve otobüs terminallerine çok erken gidiyorum.

11. Eğer tekrar gitme imkanın olsaydı, nereye gitmek isterdin?

Aslında her yere yeniden gitme imkânımız var istedikten sonra. Patagonya’ya bir gün yeniden mutlaka dönmeyi istiyorum, bir de Amazon ormanlarına.

12. Yolu tatmak sende yerleşik hayata geçmek için bir özlem oluşturdu mu? Yoksa ömrüm hep yollarda geçsin mi diyorsun?

Ömrüm hep yollarda geçsin ama geri döndüğümde başımı sokacağım bir de evim olsun istiyorum. Şu anda bütün eşyalarım bir depoda. İnsan kendi mutfağında yemek yapabilmeyi, kendi koltuğunda tembel tembel yatabilmeyi çok özlüyor. En son Bali’de bir ev tuttum ve 4,5 ayımı orada geçirdim. Tahmin edemeyeceğim kadar iyi geldi bana kendime ait bir mekânımın olması. Bir de insan bazen çok yorulmuş hissediyor kendini, biraz durmak istiyor. Örneğin şu anda uçağa binmek, sırtımda çanta taşımak falan en son arzum olabilir.

13. Böyle bir yolculuğa asla çıkmayacak bir insanın aklını çelecek bir sözün/yaklaşımın var mıdır?

Böyle bir yolculuğa çıkmak istemeyen insanın aklını çelmeye çalışmanın bir anlamı yok. Bazı insanların içinde var, bazılarının da yok. Tüm tercihlere saygı duyuyorum.

Telif hakkı Eatravels

Telif hakkı Eatravels

14. Şu cümleleri tamamlar mısın?

– Yola çıktım çünkü hayat kısaydı ve kuşlar uçuyordu.

– Maalesef ben gergin biriymişim, bunu yolda fark ettim.

Wild filmi, bana yolu çağrıştırır.

‘Your mountain is waiting, get on your way.’ sözü, bana yolu çağrıştırır.

Görünmez kentler kitabı, bana yolu çağrıştırır.

Wanderlust King şarkısı, bana yolu çağrıştırır.

– Gezim kitap olsaydı, ismi ‘Dünya bir Şölen olurdu.

Şölen’i takip edebilmek için;

Kan mı o? Myanmar’da bir Betel nut klasiği

Kan mı o? Myanmar’da bir Betel nut klasiği

4
ŞUBAT 2018
1327. gün – 25990 km
Mawlamyine, Myanmar
Myanmar’a vardığınızda ilk dikkatinizi çekecek şeyin yerdeki kırmızı lekeler olacağına bahse girerim. ‘Offf çok pis kan çıkmış burda’ yorumunda bulunmayın diye de bu yazıyı yazıyorum. Okuyun öğrenin deneyin ve isterseniz siz de kan kusun efenim.
Kan mı o?
‘Evet kan’ dese biri, bir an düşünmez inanır ve yoluma devam ederdim. Öylesine damla damla ve öylesine kan kırmızı… Ama kan değil! Betel nut ülkesi Myanmar’a hoş geldiniz. Betel, bir ağacın adı; nut ise ‘ceviz’ demek… Myanmarlıların içine bir şeyler doldurarak ağızlarına attığı yeşil yaprağı görecekseniz. İşte bu kırmızı lekeler ağızlarına teptikleri o yaprak ve içindekilerden geliyor.
Peki içindeki ne?
Yabancıların ‘betel nut’ dedikleri bu maddenin Myanmar dilindeki adı kun-ya. Areca ağacının cevizi, kalsiyum hidroksit ve catechu, bir betel yaprağının içinde bir araya getiriliyor. Yani maddeye ismini veren ceviz, betel ağacından değil, areca ağacından geliyor.

Her köşe başında yetenekli ve alışmış ellerle yarım dakikada hazırlanan betel nut’ın tarifi dükkandan dükkana değişiyor. İçinde bazen tütün, taze hindistan cevizi, acı biber hatta reçel bile olabiliyor. Tiryakisi olanın, her yerden değil de sadece tercih ettiği dükkandan alacağı bir ürün yani.

Nasıl hazırlanıyor?
Betel ağacının yaprağına kalsiyum hidroksiti sürüyorlar. Kalsiyum hidroksit, bir çeşit kireç ve bütün maddelerin yapışarak bir arada kalması için kullanılıyor burada. Sonra üzerine minik parçalara ayrılmış areca cevizini koyuyorlar ve sonra sıvılaştırılmış catechu yani akasya ağacı özü serpiştiriyorlar. Müşterinin özel isteği üzerine ya da dükkanın özel bir spesiyalitesi varsa onu da koyup sarma gibi sarıyorlar. Ve betel nut kullanıma hazır.
Betel ağacının yaprağına sürülmüş kalsiyum hidroksit
Minik parçalara ayrılmış areca cevizi ekleniyor
Sıvılaştırılmış catechu yani akasya ağacı özü kaşıkla dökülüyor
Hindistan cevizi ekleniyor (tercihen)
Tütün serpiştiriliyor
Yapraklar sarılmaya hazır
Nasıl kullanılıyor?
Çocukken 2-3 tane sakızı aynı anda ağzımıza attığımız ve ağzımızı kapatamadan çiğnediğimiz ve zevk aldığımız zamanları hatırlayın. Hatırladık mı? Hatırladıysak, diyeceğim o ki: öyle yapmıyoruz! Yaprağa sarılmış bu koca şeyi ağzımıza alıp yanak ve dişlerin dış kısmı arasına yerleştirip emiyoruz. Çiğnemiyoruz! Burada yaprağın dağılmadan ağızda kalması gerekiyor. Emdikçe yaprağın içindeki karışımdan tat gelmeye başlayacak ve zevk verecek. Eğer düzgün yapılmışsa yaklaşık 1 saat kadar ağızda durabiliyor. İnternette okuduğuma göre 1 betel nut, 6 kahveye denkmiş. Ee haliyle sağlığa verdiği zararlar da aynı oranda…
Peki bu kırmızı lekelerin sebebi ne?
Çiğnediğinizde tükürük salgılamaya başlıyorsunuz ve bu tükürük areca cevizinin suyuyla birleşiyor. İçindeki kırmızı renkli akasya ağacı özü, bu sıvıyla karışarak ısınıyor ve yoğun, kan kırmızısı bir macun oluşturuyor. Bir süre sonra ağzınız doluyor haliyle. Ee ne yapacaksın? Şöyle okkalısından bir tüküreceksin ki ağzın boşalsın.

Bu tükürük değdiği her yerde izini bırakıyor. Özellikle de yerlerde çok sık karşılaşacaksınız, hazırlıklı olun! Ha başka bir konu daha var hazırlıklı olmanız gereken; otobüs, kamyon gibi yüksek araçların yanından uzaklaşarak geçmeniz! Aksi takdirde kafanıza bir balgam yiyebilirsiniz.

Yan etkileri yok mu?
İlk aşamada gözle görülür etkisi değdiği her yerde kırmızı leke bırakması… Buna sokaklar, kıyafetler, dişler ve ağız da dahil…
Diş eti kanaması, ağız ülserinin yanında en önemli sorun; ağız kanseri… İnsanlar bu yan etkilerinin farkında ama tiryaki oldukları için vazgeçmek zor geliyor. Sigara gibi günde 10 tane tüketen de var 20 tane tüketen de…
Telif hakkı Landlopers
Telif hakkı CNN
Bir gelenek…
Bir Myanmar geleneği olan betel nut çok eskiye, krallıklar zamanına dayanıyor. Hatta eski dönemlerde soylu misafire şaşalı kutular içinde betel nut sunularak gösteriş yapılırmış.
Myanmar’ı diğer ülkelerden ayıran birçok geleneği var ama sanırım bu en vurucusu… Bunda en iyi ‘areca’ ağaçlarının Myanmar’ın güneyindeki Dawei şehrinde yetiştirilip tüm Myanmar’a dağıtılması sebep.
Yasal mı?
Hükümet, 2007 yılında ülkenin en önemli dini yeri olan Yangon’daki Shwedagon Pagoda’da betel nut tüketimini yasaklamış. Bu hareketle hükümet yetkilileri konunun tam üstüne basmışlar, zira yalınayak gezilen bu tarz dini yerlerde bizim iğrenç kırmızı tükürüklerin üzerine basmamız mide bulandırıcı olurdu.

2010 yılındaysa betel nut dükkanlarının okullardan en az 50 metre uzağa kurulması kuralı getirilmiş.

Bakalım eskilerin üst düzey gösteriş olarak kullandığı bu gelenek, bu yasaklarla sonlandırılabilecek mi?

error: Content is protected !

Pin It on Pinterest