Bilinmeyen Harikalarıyla Fransa

Bir ülkenin ilk akla gelen turistik yerlerinden daha çok, gizli saklı kalmış harikalarını görmeyi tercih ediyoruz. Fransa’nın büyük şehirlerini anlatmaktan ziyade bu harikalardan oluşan bir rotayı paylaşmak istedik.

İlk harika Gorges du Verdon… Burası 166 kilometre uzunluğundaki Verdon nehrinin, Sainte Croix du Verdon gölüyle birleşmesiyle sonlanan 25 km kilometre uzunluğunda ve 700 metre derinliğinde bir kanyon… Avrupa’nın en uzun kanyonlarından birisi olarak ün salmış. Sainte Croix du Verdon gölü ise henüz çok genç… 40 yıl önce yapılan baraj sayesinde oluşmuş bir göl. Bu baraj gölünün altında kaldığı için yeni gölün kenarına taşınan Les Salles sur Verdon kasabası ise “Fransa’nın en genç kasabası” ünvanına sahip. Gölün kanyonla birleştiği noktadan bir pedal-bot kiralayıp kanyonun derinliklerine girme şansımız oldu. Yabani keçilerin bakışları altında kanyonun kıvrımlarında biraz ilerledikten sonra muhteşem bir şelale bekliyordu bizi. Biraz daha ilerlediğimizde de kumsalla karşılaştık. Soğuk suya dalanların çığlıkları arasında biz de bıraktık kendimizi sulara… Kanyonun tepesine yükseldiğinizde ise kilometrelerce uzağı görebileceğiniz bir manzara bekliyor sizi… Tabii gözlerinizi suyun turkuaz renginden ayırabilirseniz. Kanyonun bir kenarı trekking yolları, diğer yanı ise kaya tırmanış rotaları ile dolu.

D59-43

İkinci durak Moustiers Sainte Marie… Moustiers, 1982 yılında kurulan “Fransa’nın en güzel köyleri derneği“nin miras olarak seçtiği 152 köyden birisi. Sainte Croix du Verdon gölü manzarası, bu seçimdeki etkenlerden biri olsa gerek. Diğer bir nedeni de yüzyıllardan geçimini sağladığı çömlekçilik… Her ara sokakta karşınıza çıkan çömlek dükkânları, köyü daha da sıcak bir havayla dolduruyor. Bu dükkânlarda satılan çömleklerde sadece eski desenleri kullanarak tarihe saygılarını göstermeyi ve kendi tarihlerini korumayı hedef edinmişler. Yeni yapılanların yanında yüzyıllardır korunagelmiş çömlekler de sergileniyor. Köy, arasından şelale akan iki kireçtaşı yamacının arasına kurulmuş. Bu iki yamaç, ucunda altın renkli bir yıldızın asıldığı 225 m uzunluğunda, 400 kilo ağırlığında bir zincirle birbirine bağlı. Bu zincire dair birçok efsane var ama en çok dile getirileni bir şövalyeyle ilgili. Haçlı seferleri sırasında esir düşen şövalye, şehri Moustiers’ye dönebilirse bir yıldız asmak için ant içiyor. Dönüşünde de bu sözünü yerine getiriyor. Bu yıldız yüzyıllardır defalarca düşmüş, hasar gördüğünde yenisiyle değiştirilmiş. Şelalesi, çömlekleri, yüzlerce basamak çıkarak ulaştığın kilisesinden manzarasıyla benim hatıralarımda torunlara anlatılmak üzere yerini aldı Moustiers.

Üçüncü durak Sanctuaire de Notre Dame la Salette… Burası Fransız Alpleri’nin ortasında 1800 metre yükseklikteki bir ibadethane. İbadethane olmasının hikâyesi ise ilginç… Meryem Ana 1846 yılında tam bu noktada 2 küçük çoban kızına görünerek mesajını insanlığa iletmelerini istemiş. Hikâyenin gerçek olup olmadığı bir yana, bu mekânın turistlerin akınına uğradığı su götürmez bir gerçek. İbadetini yapmaya gelen hacıların sayısı kadar, manzarasına tanıklık etmek için gelen var. Bulutların altındaki karlı dağlar, ömür boyu hafızaya kazınacak cinsten bir güzelliğe sahip.

Bu harikalardan sonra Fransa’yı geride bırakıp İsviçre’ye doğru pedallıyor olacağız. Eminim orada daha niceleri bizi bekliyor olacak. Bekle bizi İsviçre… Alpler’in için geliyoruz…

Yolculuğa dair bütün fotoğrafları görmek için lütfen tıklayınız.

error: Content is protected !