Bizim gözümüzden Gürcistan

14

NİSAN 2015
D+366 – Km 8.681
Gürcistan
Türkiye’nin dağlarından Ermenistan’ın geçitlerine doğru Gürcistan; Borjomi-Tiflis

Gürcistan; khinkali ve çaça cenneti…

Gürcistan’a girişimiz bizim için bir dönüm noktası. Jeopolitik kaynaklar ne derse desin bana göre Avrupa geride kaldı ve dünya turumuzun 2. etabı olan Asya’ya giriş yapmış olduk.
Bu giriş biraz karın ağrıtıcıydı çünkü Gürcistan başkanın değişmesiyle birlikte son bir kaç yıldır sınır kontrolleri daha sıklaşmış. Ardahan Hanak’ta bizi ağırlayan ev sahibimizin anlattığı olayda geçen sene bir Türk öğretmen, yanında taşıdığı ve reçetesi olmayan baş ağrısı ilacı sebebiyle hapse atılıp 10.000 TL ödeyerek serbest kalıyor. Bu para, önümüzdeki ülkelerde sıkça karşılaşacağımız ‘yolsuzluk’ sebebiyle değil, ciddi ciddi kefaret parası olarak alınıyor. Bu hikâyeyi sonradan tanıştığımız birkaç kişiden de duyunca Türkiye’deki son durağımız olan Posof’taki hastanede reçetesi olmayan ilaçlarımıza reçete yazdırdık. Aslında reçeteyle aldıklarımızın reçetelerini yanımızda taşıyorduk ama kendimiz aldığımız risksiz ilaçların reçetesi yoktu. Bunları reçeteledik.
Türk tarafından 15 TL ödeyip yurt dışına çıkış pulumu aldık, damgalandık ve Gürcü sınırına ilerledik. Bisikletlerimizin garipliğini seveyim ya… Polisler ona bakmaktan işlerine odaklanamadılar. Burada da damgalanıp girdik 14. ülkemize.

 


Kaç gündür tırmanıyoruz. Resmen kapıya tırmanıyormuşuz. Girer girmez saldık aşağı. Gürcüler güzel yerden çizmişler sınır çizgisini:)
Karşılaştığımız ilk köylerdeki evler bir şahane. Hepsi taş, pencereler kapılar işlemeli… Eğer bir gün kendime ev yapacak olursam, buraya tekrar bir uğramayı kendime not düşüyorum.
Sınıra çok yakın olan Akhaltsikhe’de mola veriyoruz. Bir restoranda yiyeceğiz; aslında kutlama yapacağız. Neden mi? Çünkü bugün bizim yola çıkışımızın 1. yıl dönümü! 14 Nisan 2014’te başladığımız maceramızda 1 yılı geride bırakarak 14. ülkemize girdik. Rakamlar manidar 😉
2,5 yıl önce Gürcistan’a otostopla gelip 10 gün geçirmiştik. Buralar bizim mekânlar oluyor yani;) Para çektikten sona hemen bir restorana girip khinkali,  khacapuri ve armut limonatası sipariş ettik. Khinkali, mantının büyüğü. O kadar büyük ki 5 tane yediğinde doyuyorsun. Mantıdan farklı yanı ise et haricinde patatesli, peynirli, mantarlı çeşitlerinin olması. Khacapuri ise peynirli poğaçanın yassısı ve büyüğü. Tazesi süper, eskisi baya kötü oluyor çünkü içindeki peynir kötü kokuyor bir süre sonra. Ama her yörenin khacapurisi de farklı… Hepsi peynirli olmuyor. Armut limonatalarımızı tokuşturarak 1. yılımızı kutladıktan sonra tıka basa doyduğumuz masamızdan sadece 11 lari ödeyerek kalkıyoruz. 1 TL, 0.83 Gürcistan larisi. Şehirdeki Osmanlılardan kaldığı söylenen kocaman kaleyi gezmeden Borjomi yönüne doğru yollanıyoruz.

 

D0369 (16)-FOW-Georgia
Tiflis’e kadar Ardahan’dan doğan, Gürcistan’dan geçtikten sonra Azerbeycan’da Aras nehriyle birleşen Kura nehrini takip edeceğiz. Bu, çok tırmanmayacağız demek oluyor. Akhaltsikhe’ye 22 km uzaklıktaki Atskuri’de çitinin arkasından meraklı gözlerle bizi izleyen şanslı (!) kişiyi seçiyoruz; bahçesine çadır kurmak için izin isteyeceğiz, tabii ki bizi evine davet etmesi ümidiyle;) Hayal ettiğimiz gibi oluyor ve bize çadır kurdurtmayarak evine davet ediyor. Süper! Akşam yemeğinde bir arkadaşı da var. O yüzden eşi sofrayı düzmüş zaten; kaynanalarımız bizi seviyor:) Daha önceki Gürcistan maceramızdan tecrübeliyiz: Tamada’yla bir gece geçirmek için hazırız! “Ne ola ki bu Tamada?” dediğinizi duyar gibiyim:) Tamada, içki masasının lideri. Her kadehte farklı bir şeye kaldırır ve onun yönlendirmesinde içersin. O ayarlamayı bilir; ondan önce gidersen sarhoş olman garanti. Gerçi aynı anda da içsen sarhoş oluyorsun;) Ben taktiği buldum. Dudaklarımı değdirerek ve fazla içmeyerek bardağımı tekrar doldurmasını engelledim. Çünkü bardak 1 parmak boşalsa, hemen tamamlıyor. Ama Nico’yu kaybettik:) Gecenin başında kadınlarımıza, anamıza, babamıza içerken; gece sonunda oturduğumuz sandalyeler için kadeh kaldırıyorduk;) Aaa ne içtiğimizi söylemedim: ev yapımı şarap. Bu çılgın gecelerin ev yapımı çaça ya da ev yapımı rakıja ile yapılanları da var. Ha bu arada erken kalkan komşuyu ve kendimi saymıyorum; Nico ve ev sahibimiz Zyra [Zura] tam 7,5 litre şarap içtiler! Nico’yu yatağa ‘koyarken’ baya zorlandım:)

 

D0366 (4)-FOW-Georgia
Sabah ise başka bir macera bizi bekliyordu. Ben birkaç gün önce -6’da pedallarken yarı donuk sularımı içmek zorunda kaldığım için hasta olmuştum. Nico ise çok normal olarak akşamdan kalmaydı. Zyra, kahvaltı öncesi birer bardak çaçanın benim hastalığıma, Nico’nun sarhoşluğuna iyi geleceğini söyledi. Bir de reddetmek ayıp mı olur bilemediğimiz için ‘tamam’ dedik. Diktik shotları. Hay o ‘tamam’ diyen ağzım büzülsün! Büzüldü de zaten! 3 dakika içinde sağ gözüm dönmeye başladı! Evet sadece sağ gözüm! Kahvaltıda ne yedim, evden nasıl ayrıldım bilmiyorum. 10 km sürüp nehrin kenarına devrildik. Tam 3 saat uyumuşuz! Bisikletler gitse umurumuzda değil, o derece geçmişiz kendimizden. Gürcistan’da dikkatli olun demişlerdi de, bu açıdan olmamız gerektiğini bilemedik:)

 

D0367 (2)-FOW-Georgia
Uyandıktan sonra Borjomi’ye doğru çevirdik pedalları. Borjomi, Gürcistan’ın trekking cenneti. Her yer orman… Turist görmek çok mümkün… Hiç durmadan devam ettik. Sınırdan beri aralarından geçtiğimiz dağlar, Borjomi’den sonra yerini geniş ovaya bıraktı ve kendimizi dümdüz bir yolda bulduk. Yani gerçekten düz; iniş yokuş yok, kıvrım bile yok!
Khashuri’ye kadar bu şekilde devam eden yol, Batum’dan gelen ve tırların kullandığı yolun birleşmesiyle birden değişti. Buraya kadar bizi Gürcistan trafiği konusunda uyaran insanlara anlam veremeyip abarttıklarını düşünmüştük. ‘Yolda bisikletli görmeye alışık değiller’ diyenleri hatırladıkça ‘yol inek dolu, bir bisikletliyi mi görmeyecekler’ diye düşünüyorduk. Taa ki bu kesişime kadar. Gidiş geliş 1er şeritli yolda yanyana 4 arabayı gördükten sonra hak verdik bütün uyarılara. Fazla strese dayanamayıp erkenden Agara’da bir benzinlikte durduk. Bahçesine attık çadırı.
Sabah bizi otoban bekliyordu. Yani bazı şeritlerin yapım aşamasında olan ve girişinde para ödemediğin cinsten… Gori şehrinin kuzeyinden devam eden bu güzelim yoldan çıkmadık  çünkü önceki gelişimizde Gori’yi gezmiştik. Stalin’in memleketi olan Gori, Stalin’in evinin arkasına müzesini yapmış. Buranın gezilmesini tavsiye ederim.
Tiflis’e dümdüz giden yoldan sağa sola sapan ‘şarap rotaları’ vardı. Yer yer aklımız çelinse de 2 gece önceki maceramızdan ötürü tövbeliyiz bir süre:)
Yol üstünde Mtskheta’ya uğradık. Burası UNESCO dünya mirası listesinde yer alan 3 kilisenin bulunduğu bir kasaba. İkisi şehir merkezinde, birisi karşıki tepede… Burası tam bir gün ayırmalık bir yer ve Tiflis’ten 10 km uzaklıkta. Sürekli dolmuş kalkıyor. Biz burayı da önceden gördüğümüz için çok oyalanmadan Tiflis’e doğru devam ediyoruz. Tiflis’e girişimizde ilk 3 rakamlı kilometremizi kutlayıp, uzaktan akrabamız adresine yollanıyoruz. Adrese vardığımızda kilometre sayacı 116 km’yi gösteriyordu.
Burada İsveç’te yaşayan amcamın eşinin babasında kalacağız. 3 gece kalmak üzere gelip 9 gece geçirdiğimiz yağmurlu şehir Tiflis’in, geçen sefer gelişimizde incik cincik her yerini gezmiştik. Şehirde yapacak şey bırakmadığımız ve 2 gün haricinde sürekli yağmurlu olduğu ve soğuk su içmekten deli gibi hasta olduğum için pek evden çıkmadık. Yengemin arkadaşları Tina ve Tamuna tarafından götürüldüğümüz ‘eski şehir’ merkezinde yöresel yemekler yapan Machela bizim için tam bir şölendi. Tabiiki yöresel yemek yapan birçok yer var ama biz buranın en çok resimli menüsünü sevdik. Ne yiyeceğimize resmine göre karar vermek daha rahatlatıcı:) Khinkali başta olmak üzere, fındıklı patlıcan ve ‘concoli’ diye okunan bir otun turşusu, her masada olan tuzlu peynirleri ve daha birçok başka yiyecek ile donattılar masamızı.


Daha önce Çek Cumhuriyeti’deki Cesky Krumlov ve Bosna Hersek’te tecrübe ettiğimiz ücretsiz şehir turlarından burada da bulduk. Beğeniye göre rehbere gönlünden koptuğu kadar bahşiş veriyorsun tur sonunda. İki seferde de çok memnun kalmıştık ama burada internet sayfasında 1 Nisan’dan itibaren başladığı söylenen turun buluşma noktasına bizden başka bir turist haricinde kimse gelmedi. Boynumuz bükük kendimiz dolandık:/

D0369 (51)-FOW-Georgia
Tamuna’nın Rustavi 2 televizyon kanalında çalışan kameraman eşi sayesinde bir sabah programı için çekim yapma fırsatı bulduk. Bisikletle dünya turu haricinde biraz da Tiflis’i gezmeye gelen romantik çift konseptinde çekimler yaptı amcalar:)

D0372 (37)-FOW-Georgia
Nico buradaki Kafkaslar Fransız okulunda, ulaşım araçları ve bisikletin tarihçesiyle ilgili proje yapan bir grup öğrenciye maceramızla ilgili sunum yaptı. En çok ilgilenen ve belki de projeleri sayesinde en çok teknik bilgiye sahip olan öğrenci grubuydu.

 

Gürcistan, Asya’ya giden bisikletçilerin ortak noktalarından biri… Tiflis ise rotanın olmazsa olmazlarından… Bizimle benzer rotadan Asya’ya doğru turlayan Cemal abi (Cemal Atasoy) ve biraz daha kuzeyden Asya’ya giden ‘Asya Gezginleri’ ikilisinden Bilgin abi (Bilgin Bilicioğlu) ile Tiflis’te buluştuk. Farklı rotalardan aynı anda buraya ulaşmamız büyük ve de çok güzel bir tesadüftü doğrusu.
Veeee 2 yıl önceki ziyaretimizde yurt dışında turnede oldukları için gidemediğimiz, 1981 yılından beri sahne alan, dünya çapında turnelere çıkan kukla tiyatrosu; Gabriadze theatre… Türkiye’den çıkmadan önce mail atıp programlarını sormuştum. Henüz belli değildi. Ama yağmur sebebiyle uzattığımız kalışımızda Ramona adlı gösteride boş koltuk bulabildik. Özetle geldik gördük bayıldık; beklediğimize değdi:)

 

D0375 (18)-FOW-Georgia

11 gün süren Gürcistan maceramızda 335 km pedalladık. Şimdi sıra Ermenistan’da!