Çingeneler, Boğalar, Gardiyanlar

Gün 39-43

Les Saintes Maries de la Mer… Fransa’nın güneyindeki Camargue bölgesinin merkezi… Daha edebi ve dini açıdan daha doğru bir çevirisi olması gerektiğini düşünmekle birlikte elimden geldiğince çevirmek isterim şehrin adını: ‘Denizin Azize Meryemleri’… Şehir, adı üstüne kurulmuş, düzenlenmiş ve neredeyse her adımda bu ismi ve hikâyesini anlatan bir şeyle karşılaşılıyor… Tamamen bir delta üzerine kurulu bu bölge aynı zamanda ‘rüzgârla süpürülmüş şehir’ olarak da anılıyor çünkü yıl boyunca rüzgârsız günlerin sayısı çok azmış. Öyle bir rüzgâr ki bisikletle gitmek isteyenler bir daha düşünmeli! Dümdüz yolda hızını çat diye 30 km’den 5 km’ye düşürebiliyor.

Hikâyeleri, inanışları, doğal güzelliği, muhteşem sahilleri, pembe flamingoları, kendine özgü boğaları ve atları ve çok şanslı olmalıyız ki bir ordayken gerçekleşen bayramı sayesinde hafızamızda kocaman bir yer buldu kendine Les Saintes Maries de la Mer… Doğru zamanda doğru yerdeydik!

D0040 (43)-FOW

Çeşitli istilalarla defalarca yıkılan kilisesi şu anki halini 9. yüzyılda almış. Diğer kiliselerden çok farklı… İçi hep rastladığımız ihtişamlı değil; aksine gayet mütevazı ve sadece amacına hizmet etmek için inşa edilmiş. Ama en ilginç tarafı ise hem kilise hem de hisar olarak inşa edilmiş olması. Çünkü rüzgârla süpürülmüş bu bölgede, kilise 10 km’lik bir alanı görebiliyor ve bu sebeple ek olarak bir kale ya da hisar yapmaya gerek duymamışlar. İstila olduğunda halk hep beraber bu kiliseye sığınmış. Tabanında, kilisenin ortasında su kaynağı bulunmasıyla her ihtiyaç karşılanabilir olmuş. En güzel yanı ise kilisenin çatısına çıkabiliyor olmanız. O 10 km’lik güzelliğe kendi gözlerinizle şahit olabiliyorsunuz.

24-26 Mayıs’ta kutlanan bayramın her günü başka bir dini ya da coğrafi gruba yönelik… Ama her gruba göre değişik versiyonları olan hikâyeler bazı noktalarda kesişiyor. İsa’nın göğe yükselişinin bir işareti olan boş tabuta ilk şahit olan Azize Salome ve Azize Jacobe bu olaydan sonra yanlarında hizmetkârları Sarah ve başka Azizlerle birlikte Kudüs’den çıkıp, yelkeni ve yiyecek olmayan küçük bir botla Akdeniz’de sürüklenerek Les Saintes Maries de la Mer’e ulaşırlar. Yanlarındaki diğer azizler başka bölgelere giderken Azize Salome ve Azize Jacobe ölene kadar burada kalırlar ve buraya gömülürler. Bu hikâyede Sarah Mısırlı bir kadındır. Bu sebeple bazen zenci bazen de siyah tenli olarak tasvir edilir. Diğer bir versiyonda ise Sarah aslında burada yaşayan ve Azizelerin saldan inmesine yardım eden kişidir. Bu hikâyeler sonunda Sarah, çingeneler için; Azize Salome ve Azize Jacobe ise yerel halk için kutsal hale gelir ve hac ve kutlamalar başlar.

24 Mayıs, Katolik çingenelerin yıllık buluşma ve hacı olma günü. Buraya 1 hafta önceden gelerek düğün, vaftiz etme gibi kutsal günlerini hac dönemine denk getirmeye çalışıyorlar. Kamyonlarıyla gelen çingeneler için ayrılmış özel bir kamp alanı var ve oraya turistleri (!) almıyorlar. Turistler için özel güvenlik önlemleri alınmış bir başka kampa yönlendiriliyorlar. Ve sıkı sıkı da uyarılıyorlar: ‘Çadırınızın dışında bir şey bırakmayın!’ Bu çingenelerin şöhreti her yerde aynı maalesef. Buraya kadar yüzlerce kilometre uzaklıktan gelen Katolik çingenelerin amacı, baş aziz olduğuna inandıkları Azize Sarah’nın kutsanmasına şahit olmak… Bayram için en güzel kıyafetlerini giyen çingeneler Azize Sarah heykelinin, kiliseden çıkarılıp kutsanmak üzere denize ulaştırıldığı yolda hazır bekliyorlar. Uzun yıllardır ‘gardiyanlar’ olarak tanımlanan grup, Camargue bölgesine özgü beyaz atların üstünde kilise kapısından denize kadar Azize Sarah’ya gözcülük etmek için yerini alıyor. Ve kilise çanlarıyla birlikte Azize Sarah önünde tüm yöreden bugün için gelmiş olan din adamları olduğu halde çıkarılıp denize doğru ilerletiliyor. Tabiiki çingenelere özgü müzikler, danslar eşliğinde; yer yer de ağlayanlar, heykele dokunarak kutsanmak isteyenler ve hatta heykelin üstüne bebeğini oturtup kutsatmak isteyenler… 2 kilometrelik yolun ardından önde atlılar arkada Azize Sarah heykeli ve kilisenin papazı suya girerek kutsamayı gerçekleştiriyor. Ve aynı düzendeki grup kiliseye geri dönüyor. Günün geri kalanında tüm sokak aralarında minik gruplar oluşturarak şarkılar söyleyen ya da dans eden çingenelere rastlıyorsunuz.

25 Mayıs ise ataları bu bölgede yaşamış yerel halkın inandıkları Azize Salome ve Azize Jacobe’un kutsanma günü… Burada ölmeyi ve bu topraklara gömülmeyi tercih eden bu iki Azizenin mezarı yüzyıllar sonra bulunmuş ve kemikleri kilisenin tavanında özel bir kutuda saklanmaya başlamış. Her yıl 25 Mayıs’ta kemiklerin olduğu bu kutu aşağı indirilerek insanların dokunmasına izin veriliyor. Bugün de bir önceki gün yapılan törenin aynısı yapılıyor. Bugün çingene sayısı daha az… Ayrılışlar başlamış. Ama eski yerel kıyafetlerini giymiş halk, denize doğru götürülen küçük bir kayık içinde betimlenen Azize Salome ve Azize Jacobe heykeline ve kemiklerin saklandığı kutuya eşlik ediyor. Tabiiki atlı gardiyanlar öncülüğünde… Çingene müziği değil de dualar ve Azize Salome ve Azize Jacobe için yazılmış şarkılar söyleniyor hep bir ağızdan. Denizdeki kutsanmanın ardından tekrar kiliseye dönülüyor. Birkaç saat sonra ise dualar eşliğinde kemikler tekrar yerlerine kaldırılıyor.

26 Mayıs; bu bölgeyi önemli bir hale getiren Baroncelli’yi ve yörenin geleneklerini unutmamak için yapılan kutlamalar bugün. Bugün yöreye özgü boğalar ve atlar sahnede! Boğalar, atlı gardiyanlar kontrolünde 2,5 km uzaklıktan boşaltılmış sokaklardan geçirilerek arenaya getiriliyor. Boğaların peşinden turistlerin de arenaya girmesinin ardından yerel kıyafetli kadın ve erkekler atalarından öğrendikleri dansları sergiliyorlar arenada. Ardından başına 5 değerli parça yerleştirilmiş boğa salınıyor arenaya. Önünde ise 15 yaşlarında bir kız… Bu korkusuz ve atletik kız, boğanın kafasından bu parçaları almaya çalışıyor. Boğa ona doğru koşmaya başladığında arenanın kenarındaki yüksek tahtalardan rahatlıkla zıplayışı, yüreği ağzındaki seyircilerden her seferinde bir ‘Ooooo’ yükselmesine sebep oluyor. Sanırım Les Saintes de la Mer’deki günlerin akıllarda en çok kalacak kısmı bu olacak zira bu satırları yazarken bile tüylerim diken diken… Kendileriyle en çok övündükleri ve her fırsatta dile getirdikleri bir konu ise tüm bölgede yapılan boğa gösterilerinin ardından boğanın kesinlikle öldürülmemesi… İspanya başta olmak üzere diğer ülkelerde genelde boğaların gösteriden sonra öldürüldüğünü eklemeyi de unutmuyorlar! Boğalardan sonra bu sefer atlar sahnede. Yuvarlak arenaya dağılmış bayanların elindeki portakalları atlarıyla hızlanarak gelen gardiyanlar almaya çalışıyorlar. Alabilirlerse seyircilere atıyorlar, biz de besleniyoruz:) Diğer bir oyun ise bir çeşit düello; Sahanın bir tarafına ellerindeki çiçeklerle yerleşen bayanlara yaklaşan bir atlı, beğendiği bayandan çiçeği istiyor. Bayanın da gönlü varsa çiçeği veriyor. Ama bu bayanda gönlü olan başka erkekler de varsa çiçeği tutan atlının peşinden gidip çiçeği almaya çalışıyor. Çiçeği kapıp hakeme ulaştıran, bayanın da kalbini kazanmış oluyor. Bu oyunlar eskiden gençlerin tanışmasına vesile olarak evliliklerle sonlanıyormuş.

Yukarda bahsi geçen Baroncelli; bölgenin şu anki turizm gelirini sağlayan ince ayrıntıları tasarlayan kişi. Camargue bölgesi için zengin yaşamından vazgeçip her şeyini bölgeye adamış. Yüzyıllardır yapılan kutlamalardaki heykelleri denize kadar götürme değişikliği, çingenelere daha çok hak tanınması, boğaların sokakta koşturulması, atlı oyunlar, yerel kıyafetler içindeki danslar hep onun fikri. Baroncelli bölge için haç, çapa ve kalpten oluşan bir simge bile geliştirmiş. Haç, inancı temsil ediyor. Çapa, insanlık tarihindeki fırtınalara karşı umudu temsil ediyor. Kalp ise yakındaki ve uzaktakilere karşı unutmamamız gereken aşkı temsil ediyor. Bütün bu hizmetlerinden yıllar sonra bile 26 Mayıs’ta mezarı başında çingeneleri, yerel halkı ve tüm Camargue halkını bir araya getiren törenler düzenleniyor.

Les Saintes Maries de la Mer’de 5 gün geçirdik. İlk kez turizm amaçlı bu kadar uzun süre bir yerde kalıyoruz. Bu ziyaret bizi planımızın epey gerisinde bıraksa da aslında bir plan yapmamamız gerektiğini bir kere daha hatırlattı. Zaten keşfetmek için çıkmadık mı yola? Keşfin ne zaman nerede karşımıza çıkacağını kim bilir?

Yolculuğa dair bütün fotoğrafları görmek için lütfen tıklayınız.

error: Content is protected !