Dünyanın Durakları ile Söyleşi

12

KASIM 2017

Dünyanın Durakları… Gerçek adıyla Bengi, kendi tanımlamasıyla ‘yeniden özgür hissedebilmek için’ Haziran 2017’de her şeyini tek bir sırt çantasında toplayıp yollara düşmüş. Her yazısında, her paylaşımda beni kıkır kıkır güldüren Bengi’yle harika bir sohbet gerçekleştirdik. Eminim siz de okurken yer yer kendi kendinize güldüğünüzü ya da derin düşüncelere daldığınızı fark edeceksiniz.

1. Seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Telif hakkı Dünyanın Durakları

Merhaba, ben Bengi… 27 yaşındayım. Üniversitede çeviribilim bölümünden mezun olduktan sonra her 3 gençten biri gibi mezun olduğum bölümün işini yapmak istemediğime karar verdim. Ve kendimi uzun süreli bir arayış içerisinde buldum. Hikayeler yazabilmek, bu hikayeleri görsele dökebilmek ve daha iletişim ile alakalı bir şeyler yapmak istediğimi hissettim. Kıyısından köşesinden tutabilmek için Bilgi Üniversite’nde Kurumsal İletişim yüksek lisansı yaptım, çalışmaya başladım. Bir süre sonra kariyer basamaklarını tırmanmam gereken yaşta (o ne demekse) basamaklardan kayıp düştüm. Aslında yaptığım işi seviyordum ama uzun yıllardır kalbimin baş köşesine kondurduğum dünyayı keşfetme duygusu artık ağır basmaya başlamıştı. Ofiste çalışırken, camdan koca koca gökdelenleri izlerken, sokakta yürürken bedenimin burada ama ruhumun burada olmadığını fark ettim. Tek yön uçak bileti alıp gitmenin beni nasıl heyecanlandırdığını tarif edemem. İşte bu yüzden beni en çok mutlu edecek olan ben’i tercih ederek yollara çıktım.

2. Yola çıkmadan önce, önceliğin yeni yerler mi görmekti yoksa kendini ve neler yapabileceğini mi görmek? Yoldayken bu önceliğin değişti mi?

Aslında her ikisi için de diyebilirim. Ama dört ay içerisinde yeni yerler görme önceliği yerini kendini keşfetmeye bıraktı. Bu yolculuğa çıktıktan sonra fark ettiğim ilk şey bu zamana kadar kendimle ne kadar az vakit geçirdiğim oldu. Türkiye’deyken yalnız başıma zaman geçirmek istesem dahi dış etkenler illa ki buna engel oluyordu. Ama şimdi, yoldayken beni kimse ve hiçbir şey oyalamıyor. Çünkü tek başına seyahat ettiğinizde biriyle veya sadece kendinizle baş başa kalmayı seçme özgürlüğünüz var. Yolda kendini, sınırlarını, yaralarını berelerini öğreniyorsun ve 27 yaşında kendimle tanışmak çok hoşuma gitti. Yeni yerler, insanlar, kültürler keşfetmek çok iyi hissettiriyor ama artık varılan yeri önemsemiyorum. Yolda ‘olmak’ duygusu ve bu sayede neler yapabileceğimi keşfetmek beni daha çok cezbediyor.

3. Tek başına ya da çift olarak seyahat etmenin avantaj ya da dezavantajları sence nelerdir?

Çift olarak gezmediğim için ancak dışarıdan bir gözle yorum yapabilirim. Bence yol arkadaşı bulmak o kadar kolay değil, şanslı olmak gerekiyor. Çünkü yolculuk sırasında istesen de istemesen de dönüşüyorsun, değişiyorsun. Bu döngünün içerisine seninle bir hareket edebilen biri olmalı yoksa güzel olarak hatırlayacağın bu deneyim kâbusa dönüşebilir. Bilemiyorum tabi bu benim düşüncem sen benden bu konuda daha tecrübelisin 🙂 Tek başına gezmek özgürlük çünkü birine ‘‘şunu yapmak ister misin?’’ diye sormak zorunda değilsin. Tek başına seyahat etmek canının istediğini yapabilmek demek… Ama tabi bazen sabrının, yorgunluğunun sınandığı öyle günler oluyor ki sağına/soluna döndüğünde destek olacak birini göremiyorsun. Bu da dezavantajı olabilir.

4. Klasik turist rotalarının dışında bizlerle paylaşabileceğin gizli/farklı bir yer/aktivite önerin var mı?

Myanmar’da daha keşfedilmemiş çok yer var. Myanmar’a ilk kez giden turistler/gezginler genelde Yangon – Bagan – Mandalay – Hsipaw – Inle Lake – Kyaikto rotasını yapıyorlar. Benim burası ile ilgili iki önerim olacak. Birincisi, Myanmar’ın güneyindeki Hpa-an şehrini görmeniz. Turist yok, turistik aktiviteler yok. Burma halkıyla tanışın, kucaklaşın. Doğasını insanını çok seveceksiniz. İkincisi ise Hsipaw’da 3 günlük orman yürüyüşü yapın. Burada rotayı rehber ile gerçekleştirmeniz gerekiyor. Tehlikeli bir bölge çünkü yolunuzun üzerinde birçok köy var ve bu köylerin silahlı grupları var. Rehberin söylediğine göre gücü ellerinde tutmak için sürekli olarak çatışıyorlar ve Myanmar ordusu dahil kimse hiçbir şekilde müdahale edemiyor. Ama unutulmaz bir deneyim olacağından eminim.

Telif hakkı Dünyanın Durakları

Telif hakkı Dünyanın Durakları

5. Hep taşıdığın, hiç kullanmadığın ama kurtulamadığın/ayrı kalamadığın bir eşyan var mı? Neden?

Eşyalara karşı hiçbir zaman bağımlılığım olmadı. Bu yola çıkmadan öncede fazla kıyafetim veya eşyam yoktu. Olanı daha da azalttım 🙂 Az, çoktur felsefesini benimsiyorum.

6. Kendimden beklemezdim deyip kendini bile şaşırttığın olumlu-olumsuz düşünce ve davranışların oldu mu?

Sanırım İstanbul gibi kalabalık bir şehirde büyüdüğüm için gündelik hayatta çok sabırsız olabiliyorum ve her şey hemen olsun hatasına düşebiliyorum. Ama Güneydoğu Asya bana yavaşlamayı öğretiyor. Asya saatini benimsemek zorundasınız 🙂 ve bu durum beni olumlu olarak etkiliyor. Olumlu olarak ise; normalde karşımdaki insan kırılmasın diye duygularımı düşüncelerimi direkt olarak dile getirmekten kaçınırdım ama bu durumun işleri iyice arap saçına çevirdiğini fark ettiğimden beri her şeyi hemen söylemeye başladım. Bu özelliğimi henüz yeni kazandım ve benim için hem büyük hem de şaşırtıcı bir adım oldu.

7. Sen böyle bir yolculuğa çıkarken negatif yaklaşanlara özel bir sözün/yaklaşımın var mıdır?

Dünya turuna çıkmaya karar verdiğimde yakın çevremden, uzaktan yakından tanıdığım – tanımadığım insanlardan birçok farklı tepkiyle karşılaştım. Bazıları hayranlıkla ve cesaretlendirici dileklerle karşılık verirken bazıları da milyonlarca negatif cümle sarf etti. Zaten psikolojik olarak zor bir yolculuğa hazırlanırken bir de ek olarak hayallerinizi ve kendinizi savunmak gerçekten insanın sınırlarını zorlayabiliyor. İlk başlarda ister istemez kafaya takıyorsunuz ama şimdi diyebileceğim tek şey: Herkesin yolu, tecrübesi, hayatı kendine özel. Çok kurcalamamak lazım 🙂

8. Yoluna çıkanlar/yolda tanıştıkların arasından seni en çok etkileyen kişi/ karakter kimdi, öyküsü neydi paylaşır mısın?

Dört ay içerisinde iki kadının hikayesinden oldukça etkilendim. Biri benim eksik olduğum konuda kendini çok iyi geliştiriyordu diğeriyle bazı noktalarda hayat hikayemiz benzeşiyordu. Onların hayata karşı tutumları, tecrübeleri çok ilgimi çekmişti.   İlk kahramanla Tayland’da couchsurfing sayesinde tanıştım, 2 gece beni yurt odasında ağırladı. Genelde biriyle ilk buluştuğumda nereleri gezdiğinden, hangi şehirleri sevdiğinden bahseder ama bu kız direkt bana hayallerini anlattı o kadar büyük bir iştahla anlatıyordu ki istediği şeyi zaten ellerinde tutmaya başladığını gözlerimle gördüm. Bu kızın en büyük hayali İngiltere’de yaşamak ve orada yüksek lisans yapıp akademisyen olarak çalışmak daha sonrasında da kendi başarı hikayesini yazmak. Tayland’da genç birinin en büyük sorunu dil. Buradaki okullar gerçekten hiç iyi dil eğitimi vermiyor, bu yüzden ilk aşması gereken engel İngilizce öğrenmek olmuş. Bundan 1,5 yıl önce hiçbir kursa gitmeden sadece kendi imkanlarıyla (dizi izleyerek, kitap okuyarak, sayfalarca İngilizce günlük yazarak, milyon tane sohbet programı ve tabi ki couchsurfing kullanarak) İngilizceyi öğreniyor. Hem de o kadar akıcı konuşuyor ki, saygı duyarsınız. Hatta akşamları TED Talks dinleyerek uyuyakalıyor 🙂 Bu sırada vardiyalı olarak büyük bir mağaza zincirinde çalışıyor çünkü hem ailesine bakması hem de para biriktirmesi lazım. Tüm bunlar tamam diyebilirsin ama peki ya motivasyon? Beni en çok şaşırtan nokta bu oldu. Odasının her yerinde hayalini gerçekleştirdiği ile ilgili bir sürü cümle var. Gardolabında, çalışma masasında, yatağının başucunda, gözünü ilk açtığında görebilsin diye tavanında. Başarısız olduğunda vazgeçmek yerine, daha farklı yollar arayarak başarılı olmanın yollarını buluyor. Bu kadar azimli olması beni çok etkiledi.   İkinci kahramanımızla Vietnam’da tanıştım. 21 yaşında ve 11 aydır tek başına dünyayı geziyor. Ailesi dindar Yahudi’lerden… Çocukluğu sürekli olarak dini eğitim alıp, onu giyme, bunu yapma, şu ayıp diye geçmiş. Hatta ortaokuldayken kulağına ikinci deliği açtırdı diye okulu ve ailesi zorla psikoterapiye göndermiş. Bu şartlar altında bunun doğru olmadığına inanıp kendi yolunu çizmeye karar verenlerden. Hayattan ne istediğini çok iyi biliyor. Din, felsefe… Aklına gelebilecek her konuda sohbet edebilirsin. Yani yaşın çokta önemli olmadığını bana tekrar öğretti. Nasıl bir ailede büyüdüğümüz önemli olmasına rağmen hayatının iplerini kendinin mi elinde tutacağına yoksa başkalarına mı emanet edeceğine karar verdiğin an su yolunu bulmaya başlıyor diye düşünüyorum.

Telif hakkı Dünyanın Durakları

9. Çıktığın yolda sana sorulan en garip soru neydi?

Genelde Türkiye’den geldiğimi öğrendiklerinde şaşırıyorlar nedendir bilmem 🙂 Hiç Türk’e benzemiyorsun diyenler var, neye benzer ki var mı arkadaşın dediğimde ise genelde yok cevabını alıyorum. Bir de alfabeniz Arapça’ya benziyor mu diyenini duydum. Ya hu 2017 yılındayız, Google amca bedava bilgi dağıtıyor. Ayıptır, diyemiyorum 🙂

10. Yola çıkarken kendine dair değişeceğini hayal ettiğin ama hala değiştiremediğin özelliğin?

Bir şeye kafayı taktım mı illa ki yapacağım. Yapmazsam içim içimi kemiriyor. Bu huyumu hala değiştiremedim ve bazen zarar veriyor. Mesela Laos’ta şelalenin birinde yüzmek istedim ama koca koca kayalar vardı, kayalara tırmanıp üzerinden atlayarak suya ulaşırım dedim. Ulaşamadan ayağımı sakatladım. Bazen insanın kendine dur demesi gerekiyor.

11. Eğer tekrar gitme imkanın olsaydı, nereye gitmek isterdin?

Kesinlikle Myanmar. Hatta tekrar ziyaret etme planları yapmaya başladım bile.

12. Yolu tatmak sende yerleşik hayata geçmek için bir özlem oluşturdu mu? Yoksa ömrüm hep yollarda geçsin mi diyorsun?

Normalde de durduğum yerde duramayan bir insandım, yola çıkmak bunu ikiye katladı. Evimdeki kanepeyi hiç özlemiyorum diyebilirim. Her gün farklı bir manzaraya karşı uyanmaktan da çok mutluyum. Yol ben de inanılmaz bir bağımlılık yaptı. Virüs bünyeye girdi bir kere.

13. Böyle bir yolculuğa asla çıkmayacak bir insanın aklını çelecek bir sözün/yaklaşımın var mıdır?

Bir günün nasıl geçiyorsa, ömrün öyle geçiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki bir bakmışsın iki hafta geçmiş bir bakmışsın üç yıl geçmiş. Evinin kanepesinde oturup hayatın öylece akmasını istiyorsan ne âlâ ama dünya göz yumamayacak kadar çok güzel. Şuna inanıyorum; geçmiş arkada kaldı, yarın ne zaman gelir ne olur bilemezsin. Sadece şu anın var.

Telif hakkı Dünyanın Durakları

Telif hakkı Dünyanın Durakları

14. Şu cümleleri tamamlar mısın?

– Yola çıktım çünkü kendi öykümü yazmak istedim.

– Maalesef ben sabırsız biriymişim, bunu yolda fark ettim.

Her Şey Çok Güzel Olacak filmi, bana yolu çağrıştırır.

‘Hamdım, piştim, yandım’ sözü, bana yolu çağrıştırır.

Bruce Chatwin’nin ‘Patagonya’da’ kitabı, bana yolu çağrıştırır.

– Gezim kitap olsaydı, ismi ‘Dünyanın Durakları’ olurdu.

Bengi’yi takip edebilmek için;

error: Content is protected !