Guguk kuşu

Gün 15-18

Audenge’da günler internet sitesini güncellemek, bisikletleri modifiye etmek, çantaları yeniden düzenlemekle geçti. 4 gün kaldık ama daha da kalsak yapmamız gereken işler bitmeyecekti. Bu sebeple 2 mayısta yola çıkmaya karar verdik.

Audenge, Fransa’nın turistik bölgelerinden biri. Bisiklet rotasının şehir merkezine kadar girmesi bu sebepten… Merkezde gezerken bisiklet rotasında Kanadalı bir bisikletçi ile karşılaştık. Kanada’dan uçtuğu Paris’ten İspanya’ya kadar turlayacakmış. Geçen sene de Paris-Belçika arasını turlamış. Yazılarımda mümkün olduğunca genç yaşlı karşılaştığımız bütün bisikletçilerden bahsediyorum ki aslında çok da imkânsız olmadığını gösterebileyim. Belki bir gün bu satırları okuyan birisi “Yav bunlar yapabiliyorsa ben niye yapamayayım?” diye düşer yollara…

D0016 (1)-FOW

Audenge’da ilk kez istiridye deneme şansım oldu. Nico’nun babası aşçı olduğu için bana değişik yemekler tattırmak istiyor. Ama çiğ yenilen istiridyeyi tatmasaydım daha iyi olurdu; zira bir daha yakınından bile geçmeyi planlamıyorum:)

D0016 (5)-FOW

Burada Sud-France gazetesinden bir muhabirle görüştük. 3. kez gazetelerde olacağız. Bakalım Türkiye basını aynı ilgide olacak mı?

Bisikletlerimizin üreticisi AZUB çalışanları Honza ve Milan, Fransa’daki dağıtıcılarını gezmek ve daha yakından tanımak için tura çıkmışlar. Onlarla haberleşmemizi sağlayan, bisikletleri aldığımız dağıtıcı olan Velofasto’nun sahibi Phillippe sayesinde AZUB ile Audenge’da buluştuk. Günlerce yazıştığımız, bisikletlerin detayları için sayfalarca açıklama yapan bu insanlarla hiç beklemediğimiz bir anda ve hiç beklemediğimiz bir yerde karşılaşmış olduk. Aslında onları dükkânlarında, yani Çek Cumhuriyeti’nde ziyaret etmek istiyorduk. Selamlaştıktan sonraki ilk soru “Çek birası ister misiniz?”di. “Çek’de bira sudan ucuz” rivayetini doğrularcasına oradan buraya kamyonetlerinde bira getirmişler:) Bizim gibi dünya turu yapan diğer müşterilerinin hikayelerini dinlerken kendimize dışarıdan bakma fırsatı bulduk. Dünya turu yapıyoruz diyebilmek için daha çok uzun yolumuz var bence. Honza ve Milan ile Çek’de buluşmak üzere vedalaştık.

D0017 (3)-FOW

Bu akşam Fransızlara özgü başka bir yemek yiyoruz: Raclette [raklet]. Aslında bizim “kendin pişir kendin ye” sisteminin evde bir cihazda yapılanı. 4-6 kişilik 2 katlı ızgara gibi bir cihazın üst katında etleri, alt katında ise peyniri pişiriyorsun. Nico sayesinde Türkiye’deyken öğrenmiş ve arayıp bulup almıştım. Çok da kolay bulduğumu söyleyemem. Türk versiyonunda üstte sucuk, jambon, pastırma, biber, mantar pişiriyorduk. Raclette üzerinde pişenler haricinde tabağında sürekli haşlanmış patates oluyor. İstediklerini karıştırıp yiyorsun. Ben çok sevmiştim çünkü hem çok lezzetli hem de yemeklerin pişmesini beklerken sohbet etme fırsatın oluyor.

D0017 (8)-FOW

Fransa’da 1 Mayıs’ta insanlar birbirine bir sap müge çiçeği veriyor. Bu gelenek 1891 yılına kadar 1 mayıslarda sadece nişanlıların birbirine müge çiçeği vermesi şeklindeymiş ama Fransa’da 1 Mayıs 1891 yılındaki grev sırasında öldürülen kadınlardan biri elinde o sabah nişanlısının verdiği mügeyi taşırken öldürüldüğü için o gün bugündür işçi bayramı sebebiyle müge çiçeği veriliyor ve şans getirdiğine inanılıyor.  Ben de bana verilen mügeyi direksiyonuma taktım. Yarın pedallarken şans getirsin diye:)

Gün 19

4 günlük dinlenmenin ardından Nico’nun babası Claude’un da aramıza katılmasıyla oluşan konvoyumuzla düştük yollara… Audenge şehir merkezinden başlayan bisiklet parkurundan çıkmayacaktık bugün. Tek derdimiz yağıp yağmayacağına bir türlü karar vermeyen yağmurdu. Ama bu dert, dert değilmiş! Hayırlısıyla bugün ilk patlağımızı tecrübe ettik. Ama öyle böyle bir patlak değil. Koskoca ve kalınca bir tel saplanıp kaldı lastiğe. Çıkarınca da teker anında dümdüz oldu. Tabii beyler durur mu; hemen sıvadılar kolları. Ama öyle basit bir teker tamiri olmadı zira sonradan anladığımız üzere eskimiş yapıştırıcı nedeniyle 2 tane yama yapışmadı. Üçüncü yamada farklı bir yapıştırıcı kullandık da ancak öyle çözüldü sorun. İlk patlak tamiri 28 dakika! “Nazar çıktı nazar” deyip devam ettik pedallamaya.

D0019 (5)-FOW

Yolculuğumuzun başından beri gece-gündüz, pedallarken-uyurken bizi yalnız bırakmayan vefalı guguk kuşu hakkında bir inanış anlattı Claude bize. Eğer guguk kuşunu duyduğunda üzerinde para varsa zengin olunacağına inanıyormuş Fransızlar. Bizim havada leylek görünce seyahat edeceğimize inanmamız gibi… Biz guguk kuşunu her duyduğumuzda üzerimizde para vardı ama banka hesaplarında bir hareketlilik yok maalesef:)

Dizimin 4 günlük dinlenmeden sonra nasıl reaksiyon vereceğini merak ediyordum ki öğleden sonra ağrımaya başladı.

Bisiklet parkurunda pedallamanın kötü yanı çok fazla kasaba içine girememek. Haliyle alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsun. Kamp attığımız yerde de ekmek alabileceğimiz bir yer olmadığından Claude çok ağrıyan kalçasına rağmen git gel 12 km yapıp bir sonraki kasabadan bizim için ekmek aldı.

Bugün menümüzde tabiiki yine makarna var. Ama bu sefer Claude’un evde hazırladığı bolonez sosu ile… Mideler bayram edecek…

Audenge – Le Tuzan arasında 53 km sürdük.

D0020 (5)-FOW

Yolculuğa dair bütün fotoğrafları görmek için lütfen tıklayınız.

error: Content is protected !