Hakkımızda yazılanlar… Gezimanya

“Dünyanın hepsini gezelim dedik ve bisikletle dünya yollarına düştük.”

Haberi Gezimanya arşivinden okumak için tıklayınız.

1 – Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben kimya mühendisliğinden mezunum. Üzerine bir de aynı bölümde yüksek lisans yaptım. Bir kaç minik iş tecrübesinden sonra büyük, bilindik bir firmada İş Geliştirme Yöneticisi olarak çalıştım 3 yıl. Tabii şimdi bunları çok geride bıraktım. Söylerken bile garip geldi doğrusu:)

Eşim Nicolas ile Ankara’da iş yapan bir Fransız şirketinde çalışmaya geldiğinde tanıştık. Kendisi uçak mühendisi (idi).


2 – Seyahatlerin hayatınızdaki yeri nedir?

Ben ilkokulda doğum günümde ailem tarafından hediye edilen bir Jules Verne kitabıyla başladım seyahat etmeye. Başta sadece kitaplarda takip edilen rotaları, atlasımdaki haritalara detaylıca işleyerek, o haritalarda seyahat ederek… Lise yıllarında ise kendi başıma Türkiye’nin yollarına düşerek devam ettim seyahatlerime. Dağların sesini üniversitedeyken duydum, uzun süren bir dağcılık eğitimi aldım ve yıllarca dağlara gittim. Öğrenci harçlıklarımdan arttırdıklarımla yaz aylarında work and travel sistemiyle yaptığım 7 aylık Amerika seyahatim sonrasında, diğer kültürleri ‘tatil’ adı altında değil de ne yapıp edip ‘seyyah’ adı altında gezmek istediğime karar verdim.

Nico ise küçüklüğünden itibaren Avustralya’ya gitme hayaliyle yaşamış. Annesinin “Lise bitmeden olmaz.” sözleriyle liseyi ve üniversiteyi bitirmiş. İlk uzun yolculuğu, Fransızca konuşulan Kanada’ya olmuş. 18 ay boyunca Kanada’da 2. el aldığı karavanıyla turlamış.

3 – Eşinizle 4 yıllık bir balayına çıktığınızı belirtiyorsunuz; biraz anlatır mısınız neler yapacaksınız, rotanız nasıl olacak?

14 Nisan 2014’te yola Fransa’dan yola çıktık. Geçtiğimiz Avrupa turunda 8 ayda 12 ülkeyi geride bıraktık. Şu an Türkiye’deyiz ve Mart sonunda Asya’ya doğru yola çıkacağız. Gürcistan, Ermenistan ve İran’dan geçeceğiz. İran’dan sonra tekrar kuzeye yönelip Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan’dan geçeceğiz ve Çin’in büyülü dünyasına adım atacağız. Ardından Güneydoğu Asya bizi bekliyor olacak: Vietnam, Kamboçya, Laos, Tayland, Malezya, Singapur ve Endonezya. Avustralya ve Yeni Zelenda’yı geride bıraktıktan sonra Güney Amerika’nın kuzeyinden güneyine pedallayacağız.

4 – Bisikletle gerçekleştireceğiniz bu 4 yıllık dünya turuna nasıl karar verdiniz? Kimin fikriydi?

Nico’yla Ankara’da çalışırken tanıştık. Tanışmamızdan kısa bir süre sonra Türkiye’yi ve otostopla Gürcistan’ı gezdik. İş yoğunluğundan gezemiyorsak Ankara’ya gelen turistleri bazı internet siteleri (couchsurfing, warmshowers) aracılığıyla evimizde ağırlıyorduk. Evimizde ağırladığımız yabancı gezginlerin çoğu uzun yol bisikletçileriydi. Bisikletin farkını ve ayrıcalığını onlarla keşfettik.

İkimizin de daha önce öğrenciyken ya da çalışırken yaptığı kısa süreli seyahatlerin bize yetmediğinin farkındaydık. Bir ülkeye vardığımızda tarihi güzelliklerini mi gezsek, doğasında rahatlasak mı, kültürünü sindirebilmek için yerel insanlarla mı tanışsak bilemiyorduk. Bunların hepsi 2 haftalık tatillere sığmıyordu. Daha çok içine girmemiz gerektiğinin farkındaydık. Önümüze koyacağımız sınırları kendimizin belirlediğini biliyorduk ve biz de hiç sınır koymak istemedik ve dünyanın hepsini gezelim dedik. Ve bisikletle dünya yollarına düştük.

5 – Turdaki ilk yılınız geride kalmış, 1 yıl boyunca nereleri gezdiniz?

Fransa, İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan.

6 – Bisikletle seyahat hakkında neler söyleyebilirsiniz; avantajları, dezavantajları nelerdir?

Bisikletle yolda olmak, özgür olmak ve aynı zamanda bir yere ait olmamak demektir. Bir yere ait olmanın getirdiği alışkanlıkları geride bırakmak zorlu bir süreç tabii. Her gün çadırda kalmak, eğer bulabilirsen göl, dere, denizlerde duş almak, alamıyorsan kokmaya alışmak, çamaşırını elde yıkamak, yağmurda sırılsıklam olmak, taşınabilir ocağında sürekli basit yemekler yemek, her akşam çadırını kurabileceğin güvenli bir yer aramak, yani özetle kısıtlı ekipmanlar ve koşullarla bir hayat yaşamak kendini sürekli hissettiren zorluklar. Bunlar haricinde yaşadığımız kötü anılar da var ama turumuzun sonunda bunları değil güzel olanları hatırlıyor olacağız. En önemli avantajı ise insanları kendimize çekmek için daha kolay bir yol olması. Yolda gören herkes mıknatısla çekilmiş gibi hemen yanımıza yanaşıyor ve biz de seyahatimizin en önemli amaçlarından olan ‘yerel insanlara temas’ımızı gerçekleştirmiş oluyoruz.


7 – Şimdiye dek hangi ülkelerde bulundunuz? Sizi en çok neresi etkiledi?

Fransa, İsviçre, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk ve Yunanistan. İsviçre’nin doğası çok güzeldi. Sırbistan’ın insanları… Bosna Hersek’in tarihi… Fransa’nın yemek kültürü… İsviçre’de Interlaken, Hırvatistan’da Dubrovnik, Çek Cumhuriyeti’nde Cesky Krumlov, Fransa’da Moustiers Sainte Marie bizi en çok etkileyen yerlerdi.

8 – Türkiye’deki insanlar gezmek, seyahat etmek konusunda biraz eksik kalmış durumda, ne yazık ki ekonomik şartların da etkili olduğu bu durumun gelişmesi için önerileriniz var mı?

Bizim yöntemimizi önerebilirim. Biz kendimize günlük bir bütçe sınırlaması koyduk. Belirlediğimiz bu bütçeyi aştığımız gün olursa, ertesi gün biraz kısarak dengelemeye çalışıyoruz. Bu seyahatimizdeki yaşam stilimiz, bildiğimiz seyahatlerden çok farklı. Sürekli çadırda kalıp, yemek olarak makarna yiyoruz. Bunlar zorlu şartlar, insanlara tabii ki bunu öneremem ama bizim mantığımız; ‘Eğer bir gün daha fazla gezmek istiyorsan restoranda değil de makarna yiyeceksin; otelde değil çadırında kalacaksın’.

9 – Farklı bir ülkeye yerleşme şansınız olsaydı nereyi seçerdiniz? Neden burası?

Bir ülkede yaşamak, birçok koşula bağlı bizim için. İlk olarak doğal güzelliği, sonra insanlarının güzel kalpli olması ve en sonunda da ekonomisi… Şimdiye kadar gezdiğimiz ülkelerde bunları zaman zaman bulduk. Mesela İsviçre’nin Interlaken’i sonsuza kadar yaşayabileceğimiz bir doğal güzelliğe sahip ama çok pahalı. Sırbistan’ın insanlarının içtenliği ve misafirperverliğine bayıldık ama ekonomisi bizi durdurur. Bütün bu özellikleri şimdiye kadar gezdiğimiz ülkelerde bir arada bulamadık. Ama önümüzde 3 yıl ve 30’dan fazla ülke var. Aramaya devam.

10- Maceranızı takip etmek isteyenler ve size yardım etmek isteyen gönüllüler olabilir. Nereden takip edebilirler ve ne gibi yardımlarda bulunabilirler?

Kendimize taktığımız ad Frogs On Wheels. Facebook ve Twitter’dan bize bu isimle ulaşabilirler. Ayrıca www.frogsonwheels.net adresli, Türkçe, Fransızca ve İngilizce dillerinde paylaşım yaptığımız bir internet sitemiz var. Yazılarımızı, fotoğraflarımızı ve videolarımızı buradan paylaşıyoruz. Bize destek olmak isteyenler; Avrupa’dayken bağışta bulunarak yardım eden gönüllüler gibi internet sitemizdeki ‘Destek’ kısmında yer alan banka hesap numaramız aracılığıyla bize destek olabilirler. Ayrıca bizim çok sevdiğimiz bir ‘teşekkür’ yöntemimiz var. Bize destek olan bu güzel insanlara, eğer isterlerse tercih ettikleri bir ülkeden kartpostal yollayabiliyoruz. İçindeki güzel küçük notlarla tek taraflı mektup arkadaşı oluyoruz. Ayrıca sponsor arayışı içerisindeyiz. Bu konuda bizi yönlendirebilecek olanların yardımını da bekleriz.