Hakkımızda yazılanlar… Seyahat Dergisi

Yatay Bisikletle Dünya Turu

Haberi Seyahat Dergisi arşivden okumak için tıklayınız.

Gökben ve eşi Nicolas 2014 Nisan ayından beri yollardalar.Yatay bisiklet ile dünya turu yapmayı planlayan çift, Avrupa, Asya, Okyanusya ve Güney Amerika kıtalarını bisiklet ile geçecekler.

SeyahatDergisi.com olarak Gökben hanıma sizler için sorduk ve aldığımız cevaplar seyahat severlere hem ilham hemde rehber olacak nitelikte oldular.

Öncelikle sizi tanıyalım,

Adım Gökben. Eşim Nicolas ile birlikte Nisan 2014’ten beri yollardayız. İstifa edip de yollara düşmeden önce ben İş Geliştirme Yöneticisi / Kimya Mühendisi olarak çalışıyordum; eşim ise uçak mühendisi olarak çalışıyordu. Nico ile bir Fransız firmasında çalışmak için geldiği Ankara’da tanıştık.

– Neden seyahat ediyorsunuz ?

Hayatımız boyunca kurduğumuz bir hayalin daha fazla nereye kadar hayal olarak kalabileceği sorgulaması bizi rahatsız ediyordu. ‘Hayal kurmaktan sıkıldık’ da denebilir. Hayal kurma safhasını geride bırakıp, hayalimizi yaşamak istediğimiz için seyahat ediyoruz.

 

– Seyahatlerinizi nasıl finanse ediyorsunuz?

Maceramız 4 yıl sürecek. 4 yıl sürecek bu yolculuğu planlamak için 2 yıl uğraştık ve bu iki yıl boyunca biriktirdiğimiz parayı harcıyor olacağız. Aynı zamanda internet sitemizden bizi takip eden ve bağış yapan güzel kalpli insanların destekleri bizi rahatlatıyor.

Şu anda sponsor da arıyoruz. Maalesef Türkiye’de ‘Sponsor olur musunuz?’ sorusu yöneltilen firmalar radyasyona maruz kalacaklarmış gibi kaçtıkları için henüz olumlu cevap alamadık. Her gün makarna yenilen ve çadırda kalınan bir projeyi desteklemenin giderlerinin ne kadar olacağını düşünüyorlar acaba?

– Seyahatinizi bisiklet ile yapıyorsunuz, neden bisiklet ve neden recumbent bisiklet?

‘Bisiklet bir ulaşım aracıdır’ cümlesini çok duymuşsunuzdur. Bu sadece bir ‘mesaj’ cümlesi değil. Gerçekten de öyle. Biz kendi hayalimizi gerçekleştireceğiz diye egzozu çılgınca saldığımız bir ulaşım aracı seçmek ve çocuklarımıza bol karbondioksitli bir dünya bırakmak yerine; temiz temiz, gözümüz arkada kalmadan, içimizi rahat ettiren bu ulaşım aracını tercih ettik.

Yatay / Recumbent bisiklet tercih etmemizin nedeni ise daha konforlu olması, bildiğimiz bisikletlere göre çok daha az enerji harcaması ve insanları kendimize çekmek için daha kolay bir yol olması. Yolda gören herkes ‘o ne be?’ sorusunun ardından hemen yanımıza yanaşıyor ve biz de seyahatimizin en önemli amaçlarından olan ‘yerel insanlara temas’ımızı gerçekleştirmiş oluyoruz.

– Bize projenizden bahseder misiniz?

Yatay bisikletle 4 yıl dünya turu… Avrupa, Asya, Okyanusya ve Güney Amerika kıtalarını bisikletle geçeceğiz. Nisan 2014’te Fransa’dan çıktığımız yolumuzda şimdiye kadar 13 ülke gezdik. Şu anda Türkiye’den geçiyoruz. Mart’ta Gürcistan’dan Asya’ya doğru çıkıyor olacağız.

Sık sorulan sorulardan biri; ‘Ama hep mi bisiklet üstündesiniz? Şehirlerden şehirlere geçmek için bisiklet kullanmıyorsunuzdur heralde?’ Hep bisiklet üstündeyiz yahu. 8 aylık maceramızda sadece 1 kere otobüse bindik ve 1 kere de tıra otostop çektik. Hatta kendimizce bir kural belirledik; eğer çok büyük bir engel çıkmazsa hiç uçak kullanmak istemiyoruz. Kıta geçişlerini kargo botlarıyla yapmak istiyoruz.

– Bugüne kadar hangi ülkeleri gezdiniz ?

Fransa, İsviçre, Avusturya, Çek, Slovakya, Macaristan, Sırbistan, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Karadağ, Arnavutluk, Yunanistan’ı geçtik. Şu anda Türkiye’deyiz.

– Seyahatlerinizde en çok beğendiğiniz yer hangisiydi?

‘Yer’ kavramını biraz açmak isterim. Mesela İsviçre’nin doğası çok güzeldi. Sırbistan’ın insanları… Bosna Hersek’in tarihi… Fransa’nın yemek kültürü… Görülmesi gereken yerler olarak İsviçre’de Interlaken, Hırvatistan’da Dubrovnik, Çek Cumhuriyeti’nde Cesky Krumlov, Fransa’da Moustiers Sainte Marie’yi önerebilirim.

 

– Seyahatlerinizde yanınızda olmazsa olmazlarınız nelerdir ?
Bisikletlerimiz, çadırımız, sıcacık uyku tulumlarımız… Ha bir de ailemin fotoğrafı.

– Seyahatlerinizde karşılaştığınız ilginç anılarınız var mı?

Bizim yaptığımız, normal seyahat kavramından farklı biraz. Seyahatimiz, bizim yaşam şeklimiz. Ee durum bu olunca ister istemez her an ilginç olaylar yaşıyoruz. Çek Cumhuriyeti’nde yaşadığımız bir anıyı paylaşmak isterim.Çadırımızı gözlerden ırak yerlere kurarız. Yine öyle yaptığımızı sandığımız bir gün, uzaktan yaklaşan bir amcanın varlığıyla tedirgin olduk.Amca yaklaştıkça, yöresel kıyafetler giyen, sırtında kocaman bir tüfek taşıyan bir avcı olduğunu gördük. Yanımıza gelip burada çadır kuramayacağımızı, gerideki kamp yerine gitmemiz gerektiğini söyledi.

Tabii ki bunu vücut dilinden anladık. Israrlarımıza rağmen, amca başımızdan ayrılmadı ve en sonunda Nico, yakındaki bir köy evinde yaşayanlara bahçelerine çadırımızı kurmamız için rica etti. Bizi bahçesinde ağırlayan bu aile, bisiklet yolundaki evlerinin önünden geçen bisikletçilere gözleme satarak geçiniyorlar. Biz de o şahane gözlemeler ve hayatımızda ilk kez içtiğimiz sıcak beyaz çikolata ile mükemmel bir akşam yemeği yemiş olduk.

Çocuklardan birisi öğrenci değişim programıyla Fransa’da küçük bir şehre gidecekmiş. Ve o şehir tesadüfen Nico’nun doğup büyüdüğü yer olan Lorient’di. Annenin aklındaki endişeleri, çocuğun aklındaki meraklı soruları gideren çok güzel bir tesadüf oldu. Gecenin sonunda bahçenin önünden geçen avcı amcanın pis bakışlarına şen kahkahalarımızla karşılık verdik.

– Neden Frogs On Wheels?

Eşim Fransız. Türkçe ya da Fransızca bir ismin birimize haksızlık olacağını düşünerek ortak kullandığımız İngilizce’den bir isim olmasını tercih ettik. ‘Frogs On Wheels’ Türkçe’ye çevirecek olursak ‘Teker üstündeki kurbağalar’ anlamına geliyor. Kendimize kurbağa dememizin nedenleri var elbet.

Kurbağa bacağı yiyen Fransızlar, 1600lü yıllardan beri İngilizlerin alayları sonucu ‘kurbağa’ olarak anılırmış. Bana ise kocaman gözlerim sebebiyle hep ‘Kermit’ diye seslenilirdi. İkimiz de bir şekilde kurbağa oluyoruz yani. Ayrıca sevdiğimiz İngilizce bir söz var ‘If frogs had wheels, they wouldn’t bump their butts.’ Burada deniyor ki: ‘Eğer kurbağaların tekerleri olsaydı, popolarının üstüne zıplamazlardı’. Anlamı ise ‘İmkansız şeyleri düşünmek bile gereksizdir.’ Biz kurbağalara tekerler takarak, imkansız görülen bisikletle dünya turunu gerçeğe çeviriyoruz. Yani imkansız şeyleri düşünmek o kadar da gereksiz değilmiş! İstersen olabiliyormuş!

error: Content is protected !