Khorog ; Bizimle pedallayanlara bir lanet dadandı

Gece çadırın etrafında önce bir motor sesi ardından da Rusça konuşmalar duyunca stres olduk. Ne de olsa kamp kurduğumuz yer için askerlerden izin isterlerken aralarında minik bir anlaşmazlık çıkmıştı. Yine de dışarı çıkmak yerine uyumaya devam ettik. Sabah baktık ki yanımızda bir çadır daha var. Rus bir motorcu katılmış aramıza. Normalde planladığı yol, toprak kaymasıyla yok olunca farklı yollara girmiş. Maalesef bizim gideceğimiz kısma dair bilgisi yok.

Sabah toparlanıp Kalai Khumb’a doğru pedalladık. Normalde hep önde giden Phil, bu sefer arkada kalıyordu. Bir gariplik olduğu belliydi. Kalai Khumb’a varınca öğrendik ki aşırı derecede hastalanmış. İshal ve kusma bir arada. Hâlbuki yediğine içtiğine çok obsesiflik derecesinde dikkat eden biriydi. Devam edemeyecek durumda olunca burada kalmaya karar verdiler. Onlardan ayrıldığımız gibi, dün kamp yerimizden geçerken karşılaştığımızda sözleştiğimiz MinXin ve Flo ile buluştuk. Buradan yola beraber devam edecektik.

Bizimle pedallayanlara bir lanet dadandı; Duşanbe’den Eric ve Charlotte ile yola çıkmış ama Eric’in tekeri kırılınca onları kamyonete bindirip Duşanbe’ye yollamıştık. Henüz kamyonetin arkasından el sallarken Mary ve Phil göründü yolda ve bu sefer de onlarla pedallamaya devam ettik. Birkaç gün beraber pedallamanın ardından bu sefer de Phil hastalandı ve bayrağı Flo ve MinXin’e devrettiler. Survivor gibiyiz, sürekli birileri eleniyor. Bakalım Flo ve MinXin’in başına ne gelecek.

D0470 (35)-FOW-Tajikistan

Kalai Khum, bütün Tacikistan boyunca geçeceğimiz 3 büyük ilçeden biri (diğerleri Khorog ve Murghab). O sebeple marketten çıkmam baya uzun zamanımı aldı. Bugünkü yol biraz sıkıcıydı. Panj nehrinin kıyısından, Afganistan’a paralel ilerliyoruz. Flo’daki dürbün ile karşı kıyıdaki Afganistan’a baktık birkaç kere. Sınırları çizerken doğal oluşumları kullanmışlar vakti zamanında; nehir, dağ vs. Ama cidden iyi yerden kesmişler çünkü dürbünden gözlemlediğimiz yaşam, bu kıyıdakinden epey farklı… Kıyafetler, evler, yollar… Her şey…

D0471 (4)-FOW-Tajikistan

Flo ve MinXin İstanbul’dan yola çıkıp buraya kadar pedallamışlar ve bu süreçte hiç yemek pişirmemişler. Eee haliyle beraber pedallamak biraz gerdi çünkü onlar için bir restoran bulmak zorundayız öğle yemeğinde ve akşam yemeğinde. Öğlen yemeğimizi paylaştık ama bu kadar zorlu bir parkurda öğün hesabıyla alışveriş yapıyoruz ve taşıyoruz. Herhangi bir talepleri olmasa bile paylaşmamak ayıp olur. Ama aklımızda ‘yarın bir market bulabilecek miyiz?’ soruları var. Akşam yemeği konusunda şanslıydık. Bir restorana ulaşabildik. Onlar restoranda yedi. Biz de restoranın bahçesine kurduğumuz çadırda… Günü 49 km’de 490 m tırmanış ile Shodag civarlarında bitirdik.

Ertesi sabah Flo ve MinXin de elendi çünkü uyanamadılar. Gece uyuyamamışlar. Biz de çok uyuyamadık çünkü dün çadırı kurarken, her yerin minik dikenlerle dolu olduğunu gördük ve şişme matları kullanmadık. Toprak sert zeminde yattık. Haliyle konforsuzdu. Şansızlık onları bulmuş; dikenleri görmeyip şişme matları açmışlar ve gecenin ortasında dikenler yüzünden inmiş matları… Dikenlere yenik düşen Flo ve MinXin’e burada veda ediyoruz. Dediğim gibi; Survivor gibiyiz. Tacikistan’a girdiğimizden beri hiç yalnız pedallamamıştık. Bakalım bir daha ne zaman başka bisikletçilerle karşılaşacağız.

Hava yağmurlu olmasına rağmen düştük yollara. Pamir’in bu kısmında üzerimizde gerginlik var çünkü tutuklanan birçok bisikletçi duyduk. Nedeni ise, yolun nehir tarafında kamp atmaları. Nehrin öte tarafındaki Afganistan’la ilişkileri sorgulanıyor. Bu bilgiye sahip olduğumuz için sürekli yolun dağlık tarafında kamp yeri arıyoruz ama bazen 1 saat daha fazla pedalladığımız oluyor düz bir zemin aramaktan. Helikopterlerin böyle bir konuyla ilgili olabileceğini düşünürken gerçek nedenini karşıdan gelen Slovenyalı bisikletçilerden öğrendik; Tacikistan Cumhurbaşkanı Khorog’daymış.

D0471 (14)-FOW-Tajikistan

Panj nehrini takip ederken bugün öğlen Vanj nehriyle birleştik. Nehir daha bir coşkulu şimdi! İki nehrin kesiştiği noktada daha büyük çaplı bir kontrol noktasını da geçtikten sonra 60 km’lik ve 1014 m tırmanışlı yağmurlu sürüşümüzü sonlandırdık ve bir kasabaya vardık. Restoranın yanındaki ağaçlık alana attık çadırı. Restoranın tuvaletini kullanabileceğiz. Pek bir lüksümüz var bu gece.

D0471 (46)-FOW-Tajikistan

Tacikistan’da maalesef şöyle bir durum söz konusu; çöp ararsanız nehre doğru bakmanız yeterli. Geçtiğimiz kasabalarda çöp kutusu ararken sorduğumuz insanların elimizden poşetlerimizi alıp nehre fırlatmasıyla öğrendik bu bilgiyi. Acı ama gerçek… Bu köyün çöpleri de nehre doğru bir dağ oluşturmuş durumda. İnat ettik taşıyacağız çöp kutusu bulana kadar! Kilolar taşıyacak olsak da atmayacağız nehre falan!

Ertesi gün öğle yemeğinde önünden geçtiğimiz bir çayhanenin bahçesinde 2 bisiklet görünce hem sohbet olsun hem de değişiklik olsun diyerek durup yemeye karar verdik. Bizim ters yönümüze doğru giden Yeni Zelandalı Grum ve Avustralyalı Nick ile tanıştık. Ayrı çıktıkları yolda Asya’da tanışıp beraber devam etmişler. Grum, prostat kanserine dikkat çekmek için yollarda. Herkesin bir nedeni var yola düşmekte.

Günlerdir dibimizde çılgınca akan nehir, bugün öğleden sonra birden hızını yitirdi ve hemen yolun kenarından yükselen dağlar etrafımızdan uzaklaştı. Daha açık ve güzel bir manzarayla karşılaştık. Meğer nehrin hızını kesmesinin nedeni göle doğru genişlemesiymiş. Uzun zamandır aynı manzarada gitmekten biraz içimiz kıyılmıştı. Bu değişiklik renk kattı. Bu geniş vadi tabanı boyunca uzanan bir köy var. Aslında ıssızlıkta kamp kurmayı tercih ediyoruz fakat köy ve göl bitince vadi tekrar daralıyor ve kamp yeri bulmak zorlaşıyor. O sebeple 74 km’de 981 m tırmandıktan sonra yapabildiğimiz kadar gözlerden ırağa, bir evin arkasına kamp attık. Bu tarz kamp yerleri dinlendirmek yerine daha da yoruyor. Tuvalete gitmek için havanın kararmasını, insanların evlerine çekilmesini beklemek zorundayız.

D0472 (42)-FOW-Tajikistan

Ertesi gün yola çıktığımızda vadinin düşündüğümüz gibi daralmadığını fark ettik. Hala sağlı sollu meyve bahçelerinden geçiyorduk. Bu bahçeler bir aileye fazla, fakat marketlerde meyve satıldığını görmedik. Ne yapılıyor acaba? Belki direk Duşanbe’ye yollanıyordur. Yolun bu kısmında vakti zamanında taşan nehrin, yolun öteki tarafında oluşturduğu büyük göllerden geçiyoruz. Biz de yüzebilirdik ama don atlet ile yüzen amcaların arasında bikinimle yüzmeye çekindim açıkçası. Ayrıca bu gece Khorog’da hostelde olacağız; burada temizlenmeye gerek yok. İsviçreli bir çiftle karşılaştık karşıdan gelen. Tayland’dan yola çıkmışlar bisikletleriyle; Sebastien ve Florance. Bizim diğer arkadaşların yarım saat önümüzde olduklarını söylediler. Ayrıca daha 2 gün önce beraber pedalladığımız MinXin ve Flo’yu bir arabada gördük. Herkesin Khorog’da Pamir Lodge adlı hostelde kalacağını biliyoruz. 76 km’de 622 m tırmandığımız günün ardından Khorog’a gelir gelmez biz de oraya gittik. Bizim 6’lı grup, Flo ve MinXin ve biz; toplam 10 bisikletçi! Onlardan yarım saat sonra varmıştık. Ama beklemediğimiz bir sürprizle karşılaşıyoruz. Yola çıkmadan takip ettiğimiz ve maceralarına hayran kaldığımız 3 Fransız bisikletçiden oluşan Solidream ekibi de burada; inanılmaz!

Solidream için ayrı bir yazı bile yazardım ama abartmayım. Bu muhteşem üçlü Amazon’u bisikletleriyle kat etmiş, güney kutbuna tekneyle gitmiş ve daha nice macera yaşamışlar. Dünya turlarını bitirip üzerine bir film çekip bir de kitap yazdılar. Tacikistan’a ise tamamen farklı bir macera için gelmişler. Bambudan yapılmış bisikletlerinin tekerleri çok kalın (bambu fatbike). Yani her türlü dağa tepeye rahatça çıkabilir. Onlar da zaten Tacikistan’ın ıssızlığında kaybolmaya gelmişler. Khorog’da kaldığımız süre boyunca hep beraberdik. Sürekli sohbet ettik. Bu 3 gencin en bayıldığım özelliği ne biliyor musunuz? Mütevazılıkları! İlk tanıştığımızda onlarca fotoğraflarını görmüş olmama rağmen tanıyamadım. Kendilerini gayet sıradan bir şekilde tanıştırdılar; dünya turundan falan hiç bahsetmeden sadece Tacikistan’ı görmeye gelmiş normal turistler olarak. Sonradan ısrarcı sorularımla anladım Solidream olduklarını! Ne kadar güzel yürekli insanlarsınız! O kadar ün sizi bir gıdım bile şımartmamış. Bazı Türk bisikletçilerde görmeye alışık olduğum ve beni aşırı üzen bilgi paylaşmama, sadece ben, illaki ben takıntısı bunların yanına bile yaklaşmıyor ve daha da yüceleşiyorlar gözümde. Pamir’de adını bile duymadığımız yerlerin koordinatlarını verdiler mesela… Fotoğraflarını gösterip detaylarını paylaştılar, kesin gidin dediler. Aslında çok normal ve insani olan bu davranışın bana çok şaşırtıcı gelmesi üzücü.

D0478 (1)-FOW-Tajikistan

Neyse konumuza ve Khorog’da neler yaptığımıza geri dönecek olursak…

Kaldığımız Pamir Lodge Hosteli 2 bir nedenle seçtik; ucuz olması ve diğer bisikletçilerin burada olması! Oda kişi başı 9 dolar, çadır kurarsan ya da terasta yatarsan 6 dolar, kahvaltı alırsan 3 dolar. Ama nefret ettik buradan. Hepimizi birden alacak büyük ve ucuz bir hostel olmadığı için de kaldık. İlk gece odada kaldık ama sonraki gecelerde terasta yattık. Bu kadar büyük bir hostel için sadece 1 duş vardı, interneti bilerek kesiyorlardı, termoslara sıcak su vermek için 40 dereden 40 su getiriyorlardı, tuvaletler pisti, tuvalet ve banyoda ışık yoktu, tuvalet kağıdı yoktu. Özetle aldıkları parayla çatı vermek haricinde hiçbir servis yapmıyorlardı. Ayrıca dağın tepesindeydi! Pamir’le ilgili bir planınız varsa bu hosteli plan dışı tutun!

D0476 (3)-FOW-Tajikistan

Khorog’a vardığımız ilk günlerde Cumhurbaşkanı da orada olduğu için bütün dükkânlar kapalıydı. Sonradan pazar açılınca bundan sonraki yolumuz için baya yüklü bir alışveriş yaptık çünkü uzun bir süre market bulamayacağız (Güncelleme; 9 gün market bulamadık. Ekmek için evlere sorduk). Khorog’da kaldığımız süre boyunca bisikletçi trafiği yoğundu. Herkes gitmesine rağmen biz Charlotte ve Eric’i bekledik ve sonunda yetiştiler. Onları beklerken en son Duşanbe’de gördüğüm Cemal abi, İsviçreli Linda ve Francesco, Kalai Khumb’da hastalandığı için durmayı tercih eden Mary ve Phil, Alman Björn ve Jens, İsviçreli Petra ve Raphael, Fransız Solen ve Victor, Hollandalı Yan geldi ama yorumlarımızı duyunca başka otelde kalmaya karar verdiler.

OVIR… Tacikistan’dan öyle kolay geçilmiyor; 30 tane belge alman gerekiyor. Vizeye ek olarak Duşanbe’de GBAO yani Pamir’e giriş izni almıştık. Şimdi de Tacikistan’da 30 günden fazla kalacaklara gereken OVIR iznini almamız lazım. 45 günlük vizem var arkadaş zaten, niye bir daha başka kâğıt gerekiyor, anlam veremiyoruz. Eric, Charlotte ve biz dışında kimse almadı çünkü çoğu 30 günden az kalacak. Bazıları ise riske giriyor. Ama biz sınıra ulaşana kadar bu stresle yaşamak istemiyoruz. Khorog’da bunu almak kolay değil! Öğleden sonra gittiğimizde izbandut bir kadın polise denk geldik ve ‘bugün meşgulüm, yarın gelin, illaki bugün istiyorsanız 10 dolar vermeniz gerekiyor’ dedi. Alenen rüşvet istedi şerefsiz kadın! Acelemiz olmadığından ertesi gün gelmeye karar verdik. Ertesi gün giderken pasaport, vize, Pamir izni, göçmen kartı fotokopileri ve 1 fotoğraf götürdük. Fotokopici bulmak ise ayrı bir maceraydı. Neyse… Doldurmamız gereken form Sirilik alfabesindeydi ve aynı şekilde Sirilik alfabesiyle doldurmamız istenmişti. Başka bir kadın polis formlarımızı doldurdu, belli ki bu saçma uygulamaya maruz kalan ilk biz değildik. Sonra bankaya önceden öğrendiğimiz miktar olan 140 somoniyi yatırmaya gittik. Bankada ne kadar ödemek istediğimizi sordular. Nasıl yani? Kişiye göre değişiyor mu bu? Mantığını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz bir saçmalık daha! Ofise döndüğümüzde sabahtan beri kapısı kilitli gıcık kadın polisin hala gelmediğini görünce oradaki polislere arattık. Bir süre sonra geldi ve çok meşgul olduğunu ve öğleden sonra gelmemiz gerektiğini söyledi. Ben de ipler koptu tabii; oturdum odasındaki sandalyeye. Ben Türkçe saydırıyorum, o Farsça saydırıyor. Saydırıyorum dediğim de ‘imzalayana kadar kalkmayacağım bu sandalyeden’ falan diyorum. Bizimkiler de carlıyorlar. Kadınsa eliyle tiksinç yaratıklarmışız gibi işaretler yapıyor. Sonunda bizimkiler beni dışarı çıkardı ve 13:30’da geri gelmeye karar verdik. Nico yılmadı. Kapıda bekledi. 1,5 saat sonra geldiğinde kâğıtları imzalatmıştı. Gıcık kadın polisin patronuna şikâyet etmiş. O da gıcık bir kadınmış ama en azından imzayı koparmış. Yani tamamen stres dolu bir maceraydı. Böyle durumlarda iyimser olamayıp, kontrolümüzü kaybedebiliyoruz. Çünkü soluduğu oksijen beynine gitmeyen insanlar bunlar. Yapacak bir şey yok! Önerim bu sineklerle muhatap olmamak için OVIR izninizi Duşanbe’de almanız. Khorog’dakiler çaresiz olduğunuzu bildiği için sonuna kadar sömürüyorlar.

Khorog’da birçok bisikletçiyle karşılaştığımız ve dinlendiğimiz 6 gecenin ardından sonunda tekrar düşüyoruz yollara…

D0479 (2)-FOW-Tajikistan

error: Content is protected !