Nehir üstü kanal

Gün 23

1 Mayıs’tan başlayan 2 hafta, Katoliklerin kutsal saydıkları rotada yürüyerek hacı olma zamanı. Daha önce “Jandarma takipte” başlıklı yazımda da o rotada giden bir bisikletçiden bahsetmiştim. St. James rotasında günlerce yürüyerek inançlarını gösterip hacı oluyorlar. Bugün kanal boyundaki bisiklet parkurunu yüzlerce hacıyla paylaştık. Hepsinde sırt çantası, değnek ve rotayı simgeleyen deniz kabuğu… Hepsi aynı amaç uğruna yürüyor. Tek farkları, ülkeleri; Amerika, Almanya vb… ”Doğru zamanda doğru yerde olmak” diye buna derim. Çünkü inançları uğruna bu zorlu yola çıkan bunca insanı bir arada görmek mükemmeldi.

Kanalın bir yerinde kanal, köprü gibi nehrin üstünden geçirilerek alttaki nehrin akışına dokunulmamış. Doğaya zarar vermeden iş görülebileceğine bir örnek… Bunun aynısı birkaç gün önce de görmüştük ama fotoğrafını çekmeye fırsat bulamamıştım.

D0023 (2)-FOW

Kanaldaki bir virajda aynı anda dönerken azıcık arkamdan gelen Nico etrafa bakarken bana çarptı ve ikimiz de domino taşları gibi devriliverdik. Allah’tan suya savrulmadık:)

61 km sürüp Dieupentale’e geldiğimizde bahçesine çadır kurmak için izin istediğimiz ev sahipleri yılanların olduğunu ama kurabileceğimizi söylediler. Kanal boyunda kamp yeri bulmak zor olduğundan buraya kurduk çadırı. Ama çantaların ağzını da sıkı sıkı kapattık. Ne olur ne olmaz! Sinsi bir yılan çantanın içine çaktırmadan kıvrılıverir…

Gün 24

Dün akşam bahçesinde kaldığımız aile bu sabah bizi çaya davet etti. Tiffaine ve Alex adlarında çok güzel iki çocukları olan Céline ve Cédric burayı yıkık dökük bir çiftlik eviyken 2005’te almış ve çevreleyen 4 duvar hariç her şeyi yıkıp yeniden yapmışlar. Genel restorasyon 1 yılda bitmiş ama araya çocuklar girince detay restorasyon bu zamana kalmış. Restorasyon sırasında çektikleri resimlerle bir albüm yapmışlar. Cédric’in ilgi alanı olan eski arabalar, bu ev ve daha birçok şeyle ilgili bir bloğu var. Bizimle ilgili de bir yazı yazacağını söyledi. Çocuklara yataklarına yapıştırılmak üzere yanımda taşıdığım nazar boncuğu etiketini verip anlamını açıklayınca, Tiffaine de benim için favori hayvanı olan tek boynuzlu at resmi çizdi. Muhabbet uzayınca öğle yemeğine de davet ettiler. Bugün uzun bir yolumuz olmadığı ve aileyi çok sevdiğimiz için kabul ettik. Tiffaine’le oynadığım oyunlardan olsa gerek, beni en iyi anne seçti:)

Bu mükemmel aileyle vedalaştıktan sonra Nico’nun arkadaşı Paul ve onun eşi Sarah’nın Blagnac’taki evlerine doğru pedalladık. Ve ilk 1000 kilometremizi yani 4 yıl için planladığımız rotanın %2’sini yapmış olduk.

Bugün toplamda 32 km yaparak Blagnac’a vardık. Blagnac, Toulouse’un bir ilçesi. Burada 4 günlük mola verip 12 Mayıs’ta tekrar pedallamaya başlayacağız.

Paul ve Sarah’nın 2 aylık bir bebekleri var; Clémentine. Bir mandalina çeşidi:) Yaşı uygun olanlar aynı isimli bir çizgi film de hatırlayabilirler. Şahsen ben geç kalmışım:) Clémentine’i Türkçe ninni söyleyerek uyutmamı istediler ama “uyusun da büyüsün ninni, tıpış tıpış yürüsün ninni” cümlesinden başka bir ninni repertuarım olmadığı için ilk önce kına gecelerinde gelini ağlatmak için söylenen “Yüksek yüksek tepelere”türküsü, ardından “Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” marşımı söyleyerek Levet Yüksel’den “Tuana” ile kapanışı yaptım:) Ve Clémentine uyuyordu:)

Gün 25-28

Yazın Nico’nun ailesiyle tanışmak için Fransa’ya geldiğimizde Toulouse şehrini ziyaretimizde “Cassoulet” adlı yemekten çok bahsetmişlerdi. Fakat ağır bir yemek olduğundan yazın her yerde yapılmıyordu ve deneyememiştik. Bu sefer deneyebildim. Bizim sucuklu pastırmalı kuru fasulyenin susuzu. Haa bir de sucuk ve pastırma yerine domuz ve ördek var. Beni pek açmadı açıkçası.

Nico’nun eski işyerinden arkadaşlarıyla buluştuk. Yolculuğumuzun başından beri ilk kez bir restoranda yemiş olduk sayelerinde. Çatalı bıçağı tutmayı unuturum diye korkuyordum ama şimdilik sıkıntı yok:)

İlk kez bir Fransız pazarına gittim. Çok farkı yok aslında. Burada da yaşlı teyzeler araya ustaca kaynak yapıyor:) Bir de pazarda ev yapımı şarap bulmak mümkün.

D0027 (5)-FOW

Havacılık cenneti Toulouse’un uçak müzesine gitmeden olmazdı! Nico ve Paul gibi iki uçak mühendisiyle gidince biraz fazla detaylı gezmiş oldum. Gezi sonunda anlattıklarından sınav yaptılar; tabiiki sınıfta kaldım:) Toulouse’un ilçesi Blagnac’taki 4 günlük molamızın ardından yarın pedallamaya başlayacağız.

Yolculuğa dair bütün fotoğrafları görmek için lütfen tıklayınız.