Pai çevresinde görülecek 8 yer

22

EYLÜL 2017

 

1258. gün – 24804 km
Pai, Tayland

Tayland’ın turizm tarzı açısından kuzey-güney olarak ikiye ayrıldığını biliyor muydunuz? Tabii ki tutup da bir sınır çizilmemiş ama gelen turistlere sunulan olanaklar ve turistlerin bu olanaklara göre rotalarını belirlediği soyut bir sınır söz konusu.

Tayland’ın güneyi de aslında kendi çapında bölünmüş; Bangkok, Pattaya, Phuket’te genelde seks turizmi yaygınken; geri kalan adalar hiç bitmeyen partileri ile ünlü… Güneş ışınlarının aydınlattığı zaman ise tuzlu su içeren aktiviteler ile (dalış, tekne turları) düzenlenmiş. Kuzeyi ise doğa yürüyüşleri, şelaleler, kaplıcalar, filler, kaplanlar, yemek kursları gibi daha sakin ve sürekli doğayla iç içe bir yönde gelişmiş.

Ha her bölgede diğer tarafın özelliklerinden bulamaz mısınız? Tabii ki evet, ama diğer taraf kadar yoğun değil. Ya da genel yaşam şekline aykırı yaşayan bireyler bulamaz mısınız? Buna da ‘tabii ki evet!’. İlginç olan kısım; turizm çeşitlerinin dağılış şeklinin bireyler üzerindeki etkisi. Güneyde her gece sabahlayan bir arkadaş, kuzeye geldiğinde yürüyüş yapmak için sabahın köründe karga bokunu yemeden ayağa dikilebiliyor.

Güneye daha detaylı tekrar gideceğiz, uzun süre pedallayacağız. Oraya dair dalış, şnorkel vb. planlarımız var. Onlar da başka yazıya kısmetse…

Ben bu yazıda kuzeydeki gidilesi 3 şehirden (Chiang Mai, Chiang Rai ve Pai) en minik olanı Pai’da neler yapılabilir ondan bahsedeceğim.

Pai, şimdiye kadar pedalladığımız turistik şehirlerden en ucuz olanı. Yemek, konaklama, motor kiralama vs…. Biz de fırsattan istifade motor kiraladık. 24 saatine 100 baht yani 10 TL verdik. 40 baht’lık benzin doldurduk. 1 gün için fazla bile geldi.

Deprem yarığı

İlk durağımız şehrin güneyindeki The Land Split (deprem yarığı)… Ha ‘Burası çok mu enteresan deprem ülkesinden gelen bizler için?’ derseniz; bence evet! Deprem yaşamış olsak da bir yarık görmedim daha önce. Hele de bu kadar derin, geniş ve uzun olanını… Burası bir ailenin bahçesiyken 2008 yılında gelen bu değişikliğe zekice ayak uydurmuşlar ve turistler için bir odak oluşturmuşlar. Kapıda sizi ikramlar karşılıyor. Rosella çiçeğinden meyve suyu, tarmarind reçeli, kurutulmuş muz ve bizim için daha birçok sıra dışı yiyecek… Yarığın çevresini ve içini gezdikten sonra bahçede tura devam ettikçe Türkiye’de göremeyeceğiniz birçok meyveyi ağacında görüyorsunuz. Altlarına ağaçların isimlerini yazmaları çok faydalı olmuş. Değişik bir tecrübe; ‘Aa bu meyve ağaçta mı yetişiyormuş?’ diyeceğiniz en az iki meyve bulursunuz. Buranın giriş ücreti de yok; bağışlarla ayakta duruyor. Gönlünüzden ne kadar koparsa… Ayrıca dilerseniz burada ücretsiz konaklama karşılığında gönüllü çalışabilirsiniz; bahçe işleri, turistlerle ilgilenme, yöresel yemek yapma…

Pam Bok şelalesi

Sıradaki durağımız Pam Bok şelalesi… Bu konuya girmeden noooolur şu şarkıyı bi’ dinleyin; Ceyhun Zeynalov’dan Pambık gibi bulutlar. Of şelalede yürürken, yüzerken dilimden düşmedi be yav. Tamam tamam döndüm konuma… Şelalenin girişinde ‘closed’ yani ‘kapalı’ yazan bir levha var ama aldırış etmememiz gerektiğini önceden öğrenmiştik. Levhayı geçip yolunuza devam edince yapımı yarıda kalmış bir köprüyle karşılaşıyoruz. Biraz riskli ama geçince karşınızda şelale beliriyor. Çok da bi’ numarası olmasa da yaz sıcağında her türlü su iyi gidiyor.

Bambu köprü

Şelaleden sonra yola devam edince ünlü bambu köprüye varıyoruz; Boon Ko Ku So. Sular içinde yetişmesi gereken pirinçlerin arasında bir köyden diğerine ulaşımı sağlamak amaçlı inşaa edilmiş. Yemyeşil doğaya harika bir uyum sağlamış. Köprünün sonunda bir tapınak var ama sadece kutsal günlerde ziyaretçilere açık. Köprü, harika fotoğraflara gebe… Ha biz çekebildik mi? Hayır. Ama o bizim yeteneksizliğimizden.

Yer yarığı, Pam Bok şelalesi ve bambu köprü, Pai şehrinin güneyinde ve birbirine çok yakın. Bir çıkışta aynı anda görmelik… Şehrin kuzeyinde ise yine bu tarz bir gruplaşma var.

Santichon Çin köyü

Santichon Çin köyü… ‘Çin’de 1 yıl yaşamak yetmedi galiba?’ dediğinizi duyar gibiyim. Neredeyse 1 yıl oldu o macera biteli. Ee haliyle özlemişiz. Minik bir Çin Seddi inşa etmişler. Çin’de çok tükettiğimiz abur cuburu bulmak için güzel bir duraktı. Ve şahane mutfağıyla hasret gidermek için…

Yun Lai seyir tepesi

Yola devam edince Hyun Lai Viewpoint’e varıyoruz. Girişi 20 Baht. Tüm günün tek ücretli yeri… Ama karşılaştığın manzaraya değiyor. Pai ve yemyeşil çevresi ayaklarımızın altına serilmişti. 360 derece yeşillikle çevrelenmiş bir tepe…

Mo Paeng şelalesi

Biraz geri gelip yola devam edince güne damgasını vuran Mo Paeng şelalesine vardık. İlk etapta sadece şelalenin sesini duyuyorsunuz. Biraz yaklaştıkça çığlıklar, ‘Oh my god’lar birbirini kovalıyor ve anlam veremiyoruz. Ama şelale karşımızda belirince, eş zamanlı olarak suyun kaydırak yaptığı yerden kayanları ve onlara hayretle bakan kalabalığı görüyorsunuz. Hepsinin gözler fal taşı… Bizde de aynı etkiyi yaratıyor bu çılgın gençlerin macera tutkusu… Bazıları kayarken, bazıları da kayganlıktan ayakta durmakta zorlandıkları kayadan suya dalıyorlar. Hepiniz çılgınsınız dostum. Valla ne yalan söyleyeyim, yere oturup ellerimi kavuşturup saatlerce ‘aman evladım’ tonlamasında babaanne modunda izledim bu adrenalin sızdıran gençleri…

Beyaz Buddha tapınağı

Şimdi sıra şehrin doğusunda; Kocaman beyaz bir Buddha’nın inşa edildiği Mae Yen tapınağı. Gün sonunda hala enerjiniz olması lazım çünkü merdivenler sizi bekliyor ama başarıya ulaşırsanız sonunda da yine güzel bir manzara.

Pai kanyonu

Güne damgasını vuran başka bir durak ise Pai Kanyonu. Bu da şehrin güneyinde ama biz güneş batışında orda bulunmak istediğimiz için sabah yaptığımız yolu tekrar yaptık. Altımızda motor ayol, n’olucak, sefamız olsun, oh… Kanyon demişler ama bildiğimiz kanyonlardan biraz farklı. Güneşin burada bi’ başka batacağını duyan tüm turistler toplaşmışız. Geri kalandan biraz uzaklaşmak için biraz tehlikeli olsa da minik tırmanış ve inişlerle kanyonun sonuna gidip oradan batırıyoruz güneşi. Maviler, turuncular, pembeler şölen olup geçiyorlar karşımıza…

Diğer aktiviteler

Pai’da yapılacaklar tabii ki bununla sınırlı değil. Gitmesek bile sohbetlerde adı çok geçen Lod mağarası, Mae Lanna mağarası, Sai Ngam sıcak su kaplıcası, Hua Chang şelalesi, Mae Yen şelalesi, Doi Kiew Lom seyir tepesi ve 2. Dünya Savaşı’ndan kalan köprü var.

Pai’da atlanacak çok şelale, yüzülecek çok kaplıca, yürünecek çok rota, görülecek daha çoook yer var. Zaman kısıtlaması, güneydoğu Asya’da bin kez şelale görmüş olmanın verdiği bıkkınlık, tapınakların hepsinin aynı olduğu hissini yenebilenler için Pai, Tayland’ın en iç ısıtan yerlerinden biri… 2 günlüğüne gelip 3 hafta kalanlar köşesi… Gece marketinde aç kalmanız söz konusu değil, aksine obez olup çıkabilirsiniz. Burayı ana kamp olarak seçip Mae Hong Son taraflarına mağaralara ve dağ kabilelerine ait köylere gidebilirsiniz. Bence en iyisi siz gelmeden önce en uzun vizeyi alıp gelin. N’olur, n’olmaz…

Eğer ‘Aa dur dur, Pai’ya gidip de şurayı kesin gör!’ dediğiniz başka yerler varsa aşağıya yorumlara bekliyoruz. Biz daha buralardayız. Belki Pai’ya geri döneriz, kim bilir?

Bültenimize abone olun!

Bültenimize abone olun!

Şu anda nerede olduğumuzdan, hakkımızdaki gelişmelerden, ülkelere dair son yazılarımızdan ve son fotoğraflarımızdan haberdar olmak için lütfen bültenimize abone olun!

Teşekkür ederiz!