Terkedilmiş gözlemevine yolculuk; Murghab

Alichur’da bir önceki günün verdiği yorgunlukla Marco Polo homestay’de kalmaya karar vermiştik. Sabah çay, ekmek ve şekersiz sütlaç vardı kahvaltıda. Şeker eklemezsek buram buram hayvanın kendi kokusu geliyordu. Homestay sahibi Taibek ile vedalaştıktan sonra çok uzun zamandır hasret kaldığımız güzellikte bir asfaltla karşılaştık. Manzara ise şimdiye kadarkilere bin basıyordu. Khorog’dan sonra direk M41’e girmeyip Wakhan vadisine yönelmekle hata mı yapmıştık. Tek manzaranın çamurlu nehir olduğu ve yolların delik deşik olduğu bir yerden gitmeyi tercih edip M41’in başlarındaki güzelliği kaçırmış mıydık? Bu soruların cevabını ancak başka bir Pamir turu paklar. Bir daha gelmek farz oldu!

D0490 (145)-FOW-Tajikistan

Gün boyu yol civarına kurulmuş yurtların manzarasına, etrafımızı saran Aibek keçileri de eklenmişti. Dünyaca ünlü dev boynuzlu Marco Polo keçisinin nesli tükenmek üzere olduğundan maalesef sadece boynuzlarıyla karşılaşabildik dağda bayırda. Aibek keçileri bir Marco Polo olmasa da bildiğimiz keçilerden baya değişikler…

Yolda 3 bisikletçiyle karşılaştık. Marion, Etienne ve Virgin… Marion ve Etienne, 11 ay önce Singapur’dan başlamışlar pedallamaya. Virgin ise 4 yıldır yollarda… Kırgızistan Sarıtaş’tan beri beraberler çünkü Virgin yollarda hippiye dönüşmek ya da asosyalleşmek istemediği için zaman zaman başkalarıyla pedallamaya özen gösteriyor. Türkiye’de pedallayacağı için epey konuştuk. Hatta abarttık ve neredeyse 1,5 saat bisiklet üzerinde sohbet ettik.

Muhabbetten 5 km sonra kendini çok da belli etmeyen 4137 m yüksekliğindeki Neizetash geçidine vardık. Ne keskin bir tırmanış ne de bir levha vardı. Kilometre hesaplarından anladık vardığımızı.

Haritada yol boyunca görünen su kaynaklarının hepsi mevsimlik minik derelermiş. Susuz kalınca yine haritada görünen bir yurt ve birkaç evden oluşan Mamazair’deki homestay/yurtta durduk. Su sorunca çaya davet edildik. Bu davetin masum olmadığını ve orada kalmaya teşvik edici bir hamle olduğunu biliyorduk. Ama geçitten sonra başlayan ve ayakta kalmakta bile zorlandığımız rüzgârdan biraz soluklanmak için daveti kabul ettik. 10 dolarla başlayan pazarlık 7 dolar akşam yemeği ve sabah kahvaltısıyla noktalandı. Hayatında daha önce hiç yurtta kalmayan bizler için güzel bir tecrübeydi. Evin çocuklarıyla oynaşa oynaşa vakit geçirdik ve akşam yemeğinde verdikleri Lakman (patatesli sulu makarna) ile gevşeyip günü tamamladık. 63 km’de 475 m tırmanmıştık.

Sabah dünkü gibi sütlaç ile kahvaltı yaptık. Dün su bulamadığımız için burada durmaya karar vermiştik ve bu sabah yola çıkınca gördük ki 5 metre sonra dere akıyormuş. Kaldığımız yerden biraz su almış olduğumuz için ‘şimdilik yeter’ deyip su almadık buradan. Dün yeterince ders almamışız!

15 km içinde gitmek istediğimiz terkedilmiş gözlemevinin yol ayrımına geldik. Haritadaki bütün dereler kurumuştu. Ya uçsuz bucaksız yollarda susuz kalıp gözlemevine gidecektik ya da asfalttan direk Murgab’a gidip suya doyacaktık. Ama bu gözlemevini görmeyi çok istediğimiz için yol ayrımında bekleyip geçen arabalardan su istemeye karar verdik. Burası bir anayol olsa da ilk araba 20 dakika sonra geldi ve bize 1,5 lt su verdi. Ama sonra bir daha araba gelmedi. Biz de ‘hallederiz yaw’ diyerek çıktık yoldan, gözlemevine doğru. Ama yine de huzursuzduk. Çünkü artık bariz bir yol yoktu ve gözlemevinin nerede olduğunu bilmiyorduk. Khorog’da karşılaştığımız Solidream’in tarifine göre gidiyorduk. Sonra uzaklardan ilk önce tozunu gördüğümüz bir araba durdu yanımızda ve içindeki Kırgız aile suları olmadığı için 1 lt yoğurt verdi. Bu ıssızlığın ortasında arabanın nereden çıktığına mı yoksa arabalarında taşıdıkları keçiden olduğunu söyledikleri yoğurdu bulmamıza mı şaşırsak bilemedik. Biraz daha ilerleyince bu sefer de arkamızdan, bizim geldiğimiz yoldan 2 jeep çıkageldi. İçindeki turistleri bir dağa götürüyormuş. 1lt maden suyu ve 1lt pepsiyi de böylece sağlamış olduk.

Aslında gözlemevi anayoldan sadece 20 km uzakta ama ortalıkta yol olmadığı için çok yorucu bir gündü. Bir de ’20 km ne ki, öğle molası vermeden devam edelim’ deyince gün bittiğinde biz de bitmiştik. Suyu kısıtlı içme, öğlen yemeği yememe, sıcak, yolun kötü olması… Tüm gün sadece 38 km (393 m tırmanış) yapıp da gözlemevinin olduğu tepenin eteklerine geldiğimizde bacaklarımda hissettiğim ağrıyı daha önce hiç yaşamamıştım. Bir ben değilmişim. Varır varmaz herkes kendini yerlere attı.

D0491 (41)-FOW-Tajikistan

Tepenin dibinde av kulübeleri var. Camı kırık olanlardan birinin içine girdik. Restoran gibi bir şeydi. Her yer 90’lı yıllarda Marco Polo keçilerini avlamaya gelen turistler ve yanlarında öldürdükleri hayvanların resimleriyle doluydu. Pislikler, al işte bitirmişsiniz hayvanın neslini!

Kulübelere şöyle bir göz atıp kimsenin olmadığından emin olduktan sonra bisikletleri bırakıp yürüyerek çıktık gözlemevine. Beyler gözlemevinin yanında uyumak istiyorlardı fakat kendi vücudumu taşımak bile bu kadar zorken, tutup da bisikleti buraya çıkaramayacaktım. Gözlemevinin içi dağılmış olsa da 1972 yılına ait günlükler görünce bir ‘vayyy’ çekiyorsun. Hele bir de kurulduğu manzaraya dikkatle bakınca daha da mest oluyorsun. Ha yorgunluğa değdi mi dersen, ona yarın sabah cevap vereyim!

Tekrar kulübelere dönüp yemek işine giriştik. Suyumuz az olduğu için makarna yerine patates kızartması yaptık. Ekmek bulamıyorsan pasta ye arkadaş! Günümüzün geri kalanını kulübedeki yemek salonunda oyun oynayarak geçirdik. Pamir’de 90’lardan kalma terkedilmiş bir av kulübesinde bir gece…

Ertesi gün anayola varana kadar ki 20 km o kadar kolay geldi ki bu sefer; kendini çok belli etmese de minnak minnak aşağı doğru iniyordu ve dünden tecrübeliydik.

Anayola varışımızla Murghab’a varmamız arasında minik ama sert tırmanışlar olsa da asfaltta olduğumuzdan tırmanıyormuş gibi hissetmedik bile. Ayrıca ne de olsa Murghab’a varıyor olmanın verdiği heyecan vardı. 53 km’nin ardından vardığımız Murghab, Alichur’dan çok daha büyük ve Pamir’in ana mola noktalarından biri.

D0492 (140)-FOW-Tajikistan

Murghab platosuna varış

Normalde burada birkaç gün kalmayı planlamıştık ama 1 gece Alichur’da, 1 gece de Mamazair’de homestay’de kaldığımız için daha fazla para harcamak istemedik. O sebeple 1 gece kalacağız. 2 gün önce karşılaştığımız bisikletçilerin önerisi üzerine direk Pamir Hotel’e gittik. Burada Pamir’in en güzel yemekleri yapılıyormuş. Ördek şaşlık mesela! Ha bu arada Murghab ördek dolu! Bu kadar yükseklikte görmeyi beklediğim hayvan kesinlikle ördek değildi! Hotelde en son Khorog’da gördüğümüz İtalyan bisikletçi Mirko ile karşılaştık. Yüksek irtifa hastalığına yakalandığı için 5 gündür burada bekliyormuş. Bu hastalığa yakalandığında en son yapacağın şey, yakalandığın irtifada kalmaktır! Bir an önce irtifa kaybetmen gerekir. Bir diğer yapmaman gereken ise yatmaktır. Mümkün olduğunca hareket etmelisin ki vücudun irtifaya uyum sağlasın. Kendi tercihi…

Çok aç olduğumuz için hemen restorana gittik. O kadar zorluktan sonra kendimizi ödüllendirmemiz gerek! Bizimkiler pilav söylediler. Onlara hala ilginç bir tat bu pilav. Ben tavuk kızartma söyleyip kendimi harika bir sos altında saklanan ördeği yerken buldum. Yanlış getirmişler ama süper olmuş! Günlerdir makarna ve bisküvi yemekten içimiz kurumuştu. Gerçekten de aylardır yediğim en güzel yemekti.

Yemek sonrası Charlotte ile alışverişe çıktık. Önce para bozdurduk; 70 dolar, 455 somoni ediyor. Bundan sonra para bozdurma imkânımız olmayacak. Karakul’a kadar da alışveriş yapacağımız başka durak olmayacaktı. Alışveriş listelerimizle daldık Murgab’ın meşhur konteynır pazarına. Sıra sıra dizilmiş konteynır-dükkanlar… Murghab 3900 m yükseklikte ve yere eğilip alışveriş poşetini kaldırırken bile nefes nefese kalıyoruz. Bisiklet sürmekten daha yorucuydu alışveriş.

D0493 (6)-FOW-Tajikistan

Murghab konteynır pazarı

1,5 ay önce meydana gelen toprak kayması sebebiyle Murghab’da elektrik yokmuş. Hotel ise 4’ten sonra jenaratörünü çalıştırıyor. Duşanbe’den aldığımız Tcell marka telefon hattı Pamir’de hiçbir yerde çekmedi, lanet. Gerçi Megafon markasını seçen arkadaşlar da aynı dertten mustaripti. Ekipman sponsorumuz olan Globalstar Avrasya’nın verdiği uydu telefonu sayesinde ailemizle ve diğer gerekli yerlerle konuşabildik bütün Pamir boyu!

Pamir Hotel, bahçesinde ücretsiz çadır kurmamıza izin verdi. Ee adamlar akıllı; öğle yemeğini ve akşam yemeğini restoranlarında yedik, daha ne olsun! Ama duş almak istersen 10 somoni. Charlotte ve Eric hava kararınca çaktırmadan aldılar duşlarını; biz ise çok üşengeçtik, alıştık zaten kendi kokumuza…