Toprak kayıyor! Tacikistan

Sonunda Tacikistan… Bisikletle dünya turumuzun 20. ülkesi… Yolculuğumuzun başından beri hayalini kurduğumuz, üzerine en çok araştırmayı yaptığımız, kötü anlarda moralimizi yüksek tutmamızı ve pedallamaya devam etmemizi sağlayan, birçok bisikletçiyle tanışacağımızı bildiğimiz, ıssızlığında huzur bulmak istediğimiz ülke Tacikistan…

Tacikistan’a giriş tereyağından kıl çeker gibi oldu ( O da ne demekse, bence hiç de kolay bir işlem değil!). Her sınır kapısında bisikletleri abidik gubidik rampalardan bina içeri sokmak farz olmuştu. Hazırdık. Sok deseler sokardık. Ama öyle olmadı. Bisikletlerimizi görmediler bile. Harika! Tek sordukları ne kadar para taşıdığımızdı. Salladık mantıklı bir miktar; tabii ki gerçeği değil. Sonra hop karşı taraftaydık. Özbek tarafında Alman bisikletçi Thorsten ile karşılaşmıştık. Sınırdan sadece 66km uzaklıkta olan Duşanbe’ye doğru bastık pedallara. Yol minik iniş çıkışlarla dolu, en sevmediklerim arasında asfalt olmayan yoldan sonra 2. sırada yer alıyor kendisi. Neden? Çünkü zırt pırt vites değiştirmekle uğraşıyorsun. Bu cümleler henüz Pamir’e girmemiş birine ait, hatırlatırım! Ama bekle haftaya alacağım dersimi, tükürdüğümü yalatacak Pamir bana! Duşanbe’ye az kala bir çayhaneden davet geldi. Geri çevirmedik tabii ki. Ayran da ikram ettiler ama güvenemediğimiz için kabul etmedik. Zira sınırdan itibaren herkes birden profesyonel bisikletçiye dönüşecekti. Şöyle yapmalıyız, böyle yapmalıyız, bunu yemeliyiz, bu zararlı vs. Pamir, sen adama neler yaptırıyorsun? Hasta olma ihtimaline karşı her an tetikteyiz!

Ne çayhane sahibi, ne de müşteriler bizi sorularıyla boğdu. Özbekistan’dan sonra burası bir harika dostum! Arabalar korna çalarak selam verip devam ediyorlar. Özbekistan’da vücudunun yarısını pencereden çıkarıp hüloloğ diye bağıran tiplerden sonra medeniyete düştük.  ATKUDA? Bir kez daha bu lafı duyayım kafamı keseceğim. Rusça ‘nerelisin’ demek. O kadar çok duyduk ki bunu. Ama işin üzücü yanı; bu soru bir sohbet başlatma sorusu değildi hiçbir zaman. Laf olsun diye sorulan bir soru, ses çıkarmış olmak için kullanılan bir yöntem, cevabını dinlemeden uzaklaşıp gittikleri anlamsız bir ‘ses’ sadece! Tacikistan’da o sıkıntı olmayacak gibi. Zira Farsça konuşuyorlar bu bölgede. İran’da konuşulandan biraz farklı olsa da bize canım İran’ı hatırlattı.

Duşanbe kesinlikle çok Avrupai bir şehir… Devasa şeritli yolların kenarları bir o kadar devasa ağaçlarla donatılmış. Her yer havuzlu parklarla dolu. Trafik polisi her an gözlemde. Son model arabalar, her şeyi kolaylıkla bulabileceğiniz mağazalar…

Bizim ilk işimiz, bisikletçi camiasında meşhur olan Vero’nun evine gitmek oldu. Kendisi Avrupa Komisyonu’nun Tacikistan ayağında çalışan Fransız bir kadın… 2 katlı ve kocaman bahçeli bir evi var ve kapısı sonuna kadar sınırsız sayıda bisikletçiye açık. Zaten gittiğimizde de 9 tanesi oradaydı. Ermenistan’dan tanıştığımız canlarımız Fransız Charlotte ve Eric (PLQA), Amerikalı Mary ve Phil (FreeTwoWheel), Alman Patrick (worldbicyclist), Fransız Oliver (En route avec aile), İran ve Türkmenistan’da bir süre beraber pedalladığımız Alman Anselm, Buhara’da tanıştığımız Alman Flo ve karısı Çinli MinXin (Bike to Asia)…

D0459 (1)-FOW-Tajikstan

Gün kutlama günüdür. İran’daki vize sıkıntıları, Türkmenistan’daki hastalıklar, Özbekistan’ın sıcakları… Hepsi geride kaldı. Pamir’den önceki son nokta burası… Hayatı bizim gibi gören ve yaşayan, ilerleyen zamanlarda harika dostlarımız olacak insanlarla birlikteyiz.  Bu kutlanmaz da ne kutlanır?

D0459 (17)-FOW-Tajikstan

Ertesi gün koşturaraktan GBAO izni almaya gittik. Nedir ki bu GBAO izni? Pamir’in bazı bölgeleri askerlerce korunuyor ve o alana girmek için bu izni almak zorundasın. Almadan girmek imkânsız ve Duşanbe haricindeki yerlerden almak çok zor! Belki o da imkânsızdır… Şansımı denemek istemezdim. Alacaklar için kısaca yazayım. GBAO bürosundan bir kâğıt veriyorlar. O kâğıtla yakındaki bankaya gidip 20 somoni ödeyip makbuzu buraya geri getiriyorsun ve işlem başlıyor. Normalde ertesi güne veriyorlar fakat ertesi gün Ramazan bayramına denk geldiği için çingeneliklerim sonuç buldu ve bugün akşama doğru vermeyi kabul ettiler.

Belgemizi beklerken, Nico’nun Özbekistan’da bir eşek tarafından kırılan bisiklet dayanağına çözüm aradık. Duşanbe her ne kadar Avrupai bir şehir olsa da bisiklet dükkânı ve bisiklet parçaları konusunda kıt… Vero’nun evinde bir bisikletçinin ihtiyacı olabilecek her türlü bilginin yazılı olduğu bir harita var. O haritada bulunan bütün bisikletçileri gezdik ve sonuç olumsuz. Pamir’de 4000 metre yükseklikte bisikleti dayayacak ağaç bul kolaysa, püffff…

Ardından bizden önce gelen bisikletçi arkadaşların bahsettiği Vero’nun evinin yakınlarındaki Merv adlı restorana gittik. Gittik ki ne görelim; bizimkilerin ‘Merv’ deyip durdukları restoran ‘Merve’ adında bir Türk restoranı… Allah değmeyin keyfime, çıkmam ben buradan artık.  Türk garson yoktu ama bir tanesi Türkçe konuşuyordu. Patron Türk’müş ama bugün burada değilmiş. Başka sefere artık…

GBAO iznimizi aldıktan sonra, Buhara’da pazardan aldığımız, sürünce daha da hızlı yanmana sebep olan güneş kremimizin yerine yenisini almak amacıyla yine Vero’nun haritasında yer alan markete gittim. Ve buldum! Bugün her şey yolunda!

Vero’nun evine döndüğümüzde aramıza 2 Alman bisikletçi daha katılmıştı; Mia ve Olivier (radwild.de).

Ertesi gün, Ramazan bayramından istifade Vero tatile gidiyor. Eee haliyle 14 bisikletçi dışarı. Fransız Olivier ve Alman Patrick, Pamir’den gelip Özbekistan tarafına gidiyorlar ve o tarafa doğru yola çıktılar. Ama henüz geri kalanlardan hiç kimse Pamir’e girmek için hazır değil. O yüzden cümbür cemaat Green House Hostel’e gidiyoruz. Bu hostel adını yaz bir köşeye… Kocaman bir mutfağı var ve misafirlerin kullanımına özel.  Biz 4 ranzanın bulunduğu bir odayı 10 bisikletçi 100 $’a kapattık. Anselm ve Thorsten haricinde herkes burada kalıyor.

Ertesi gün İsviçreli Mischa katıldı aramıza ve Anselm ile Thorsten de burada kalmaya karar verdi. Bugün yola çıkmamızın nedeni, Çinli MinXin’in bize Çin mantısı yapacak olması. Semerkant’ta yapmıştı ve bizi bizden almıştı. Bu teklife hayır diyemeyiz. Yarın çıkarız yola.

DSC01310-PLQA-Tajikstan

Ve ertesi gün; biz hala Duşanbe’deyiz ama bahanemiz çok geçerli. Bizden önce Pamir’e giren arkadaşlardan aldığımız haberler hiç de iç açıcı değil. Aşırı yağışlar nedeniyle oluşan bir toprak kayması, yeni bir göl oluşturmuş. 12 metre derinliğinde. Bu yeni gölün, bir barajı yıkma ihtimali varmış. Eğer bu olursa geçeceğimiz bütün vadi sular altında kalacak. Gecenin bir köründe çadırda horul horul uyurken aniden sulara kapılıp gitme ya da toprak kaymasının altında kalma ihtimali çok da şayeste olmadığından bugün yola çıkmıyoruz. Yarın kısmetse.

Ertesi güne daha da kötü haberlerle uyandık. Hükümet bütün Pamir’i tehlike sebebiyle kapatmış. Kaldık mı Duşanbe’de! Pofff ki ne poffff….

Aramıza Tahran’da elçiliklerde tanıştığımız Yeni Zelendalı Patrick ve İtalyan Mirko, adlarını daha önceden duyduğumuz İsviçreli Linda ve Francesco, ve Azeri bir bisikletçi katıldı. Green House hostelde Pamir’in açılmasını bekleyen 18 bisikletçiyiz. Akşama da Özbek-Tacik sınırındaki zorunlu 20 günlük bekleyişinden kurtulan Cemal abi ziyarete geldi ama o Türk elçiliğinde kalıyor.

D0464 (4)-FOW-Tajikstan

Ve tabii bugün de yola çıkmadık ama sadece tembelliğimizden. Pamir’den artık herhangi bir haber gelmiyor. Sanırım bu iyi haber!

Duşanbe’de 6 geceden sonra tekrar yollardayız. Herkes farklı zamanlarda çıkmaya karar verdi. Biz Charlotte ve Eric’le düştük yollara… Bakalım bizi yeni maceramızda neler bekliyor. Pamir açık mı kapalı mı bilmiyoruz ama vizemizden daha fazla yemek istemiyoruz. Altımızdaki ya da üstümüzdeki toprak kaymadıkça sorun yok!

 

error: Content is protected !