BİZ KİMİZ
Pedallara basanlar kimler?

YATAY BİSİKLETLE

BALAYI

Evlenmek yeterince çılgın değilmiş gibi bir de üzerine çılgın bir fikir ekledik; son durağı ve ne zaman biteceği belli olmayan balayı… Nicolas, Gökben’e sonsuz bir balayı vaat etti. Gökben, tam olarak ne olduğunu bilmeden ‘evet’ dedi. Nicolas, bu balayının yatay bisikletle olacağından bahsetmemişti.

Ekim 2013’te evlendiler, Nisan 2014’te yola çıktılar ve hala yoldalar…

GÖKBEN —

 

Ailesi, daha 40 günlükken Türkiye’nin ucuna bucağına gezmeye götürmüş Gökben’i. Daha sonra aile rahat durmamış ve 12 yaşındayken Jules Verne’ün “80 Günde Devriâlem” kitabını doğum günü hediyesi olarak almış. Yani aslında her şey ailesinin başının altından çıkıyor. Bu kitapla birlikte Gökben, Jules Verne ile birlikte seyahat etmeye başlıyor, ama atlas üzerinden rotayı çizerek!

Büyüdükçe anlıyor ki Jules Verne yeterli olmuyor, başlıyor minik kaçamaklar yapmaya. İlk başta Ankara’ya yakın yerler yeterli olurken daha sonra güneydoğu illerine, Karadeniz’e, batıya, doğuya her yere dallanıp budaklanıyor… İlk yurtdışı gezisi, üniversite öğrencisiyken katıldığı Work and Travel programıyla Amerika’ya oluyor. Adı üstünde hem çalışıp hem geziyor… Bir sonraki yaz bunu tekrarlıyor. Ardından yurtdışı gezileri bir şekilde parayı denkleştirip gitmeler şeklinde devam ediyor: İspanya, İtalya, Gürcistan… Bir süre sonra bisiklet hayatına giriyor ve bu sitede detaylarına ulaşabileceğiniz proje “Frogs on Wheels”, “Neden olmasın”larla başlıyor…

GÖKBEN

NICOLAS —

 

Seyahat etme virüsü, bazı akrabalarının yaşadığı Tahiti’den, ilk yurtdışı tecrübesinden geliyor ve daha sonra da hiç peşini bırakmamış. Her zaman pilot olmayı ve liseden sonra Avustralya’ya gitmeyi hayal etti. Üniversite yıllarında İspanya, İngiltere ve Yunanistan’a kısa süreli geziler yaptı. Sonra Kanada ve Amerika’da Work and Holiday vizesi ile 18 ay kalarak, gönüllü işlerde ve başka diğer küçük işlerde çalışıp ardından da karavanla Kuzey Amerika’yı gezdi.

Fransa’ya geri geldiğinde Türkiye’de çalışabileceği 1 yıllık bir iş buldu fakat bu 1 yıl, Ankara’da Gökben’le tanışmasıyla 3 yıla uzadı. Türkiye’nin birçok yerini gezip, Macaristan ve Gürcistan’a seyahat etti. Birlikte Ankara’da çeşitli ülkelerden birçok gezgini warmshowers, couchsurfing aracılığıyla ağırladıktan sonra çevrelerinde olup biteni daha büyük görmeye karar verdiler. Onlar için gelecek, dünyanın öbür ucuna doğru kat edecekleri yollarda bisikletle çizilecek.

NICOLAS

NEDEN

FROGS ON WHEELS

Fransızlar, kurbağa bacağı yedikleri için uzun yıllardan beri tüm dünya tarafından ‘kurbağa’ olarak adlandırılıyorlar. Gökben ise aşırı büyük gözleri yüzünden arkadaşları tarafından ‘Kermit’ diye adlandırılır olmuş. Kurbağa Kermit… Yani ikimiz de bir şekilde kurbağayız.

Bir gün yolculuğumuza takacak bir ad ararken İngilizce bir deyim bulduk; ‘If frogs had wheels, they wouldn’t bump their butts’. Türkçesi ‘Eğer kurbağaların tekerleri olsaydı, popolarının üzerine toslamazlardı.’ Anlamı ise ‘İmkansız şeyleri hayal etmek, anlamsızdır’.

Biz, kurbağalara teker verip imkansız bir şeyi gerçekleştiriyoruz; bisikletle dünya turu yapıyoruz!

/////////////////////////
Yolculuğumuzla ilgili bir sorunuz ya da yorumunuz mu var? Mesajınızı zevkle okuyup cevap vereceğiz. Lütfen mesajınızı yazınız.
BİZE YAZIN —

14 + 5 =

error: Content is protected !